Hayatına girmemi gerçekten istiyorsan, o kapıyı ardına kadar açıp bana ait olan yeri önce senin hazırlaman gerekir. Benim yerim, senin hazırladığın o kıymetli boşluktur. ​Senin tek kişilik, sınırları keskin ve dış dünyaya kapatılmış o katı düzeninin içinde, kendime derme çatma bir alan bulmak için uğraşamam. Sırf yalnız kalmamak uğruna, bir başkasının hayatının kıyısına sığınacak bir göçebe değilim ben. ​Aşk da, dostluk da, hakiki bir bağ da insanın kendi dünyasından feragat edip ötekine gönüllü yer açmasıyla başlar. Ben senin dar zamanlarına sıkışacak, hayatının boşluklarını dolduracak bir yama olamam. Eğer o dünyada bana da yer varsa, o yeri bana lütfeder gibi değil, özlemle ve saygıyla ayırmalısın. ​Çünkü gönül, davet edilmediği bir sofrada sadece bir sığıntıdır; bense senin dünyanda bir misafir değil, o iklimin en kalıcı parçası olmak isterim. Ya pencerelerini sonuna kadar açıp beni o içeriye dahil edersin ya da beni kendi kapalı yalnızlığının gölgesinde yormazsın. ___ /Güven Taşdemir
Saygısını güzelliğini aklını zenginliğini göçebe bir yabana bağışladı... Othello
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Paramparçayım sen onar beni Topla aynalardan eski gölgemi Göçebe ömrümü bağla zamana Dağılsın içimin karıncaları
1000Kitap
Odysseus için su bir sınav alanıydı, kara ise kimliğin sahnesi. Modern göçmen, dijital göçebe ya da köksüz insan için bu ikisi yer değiştirdi. Su artık istisna değil, kalıcı ortam. Eşik bitmedi — eşikte yaşanıyor. Bu durumda eski kleos reçeteleri işlemiyor. Yer, unvan, kan bağı, şehir — bunlar kara kimliğinin çapalarıydı. Sürekli suda yaşayan biri için bunlar ya yok ya da tutmuyor. Peki ne tutabilir? Anlatı sürekliliği. Coğrafya değil, kendi hayat hikayesinin tutarlılığı. "Ben neredeyim" sorusunun değil, "ben bu noktaya nasıl geldim ve nereye gidiyorum" sorusunun cevabı. Modern insan için kleos, yer değil zaman içinde kurulur — coğrafi değil, anlatısal bir kimlik. Seçilmiş bağlar. Kan bağı ve toprak çözüldüğünde geriye kalıcı olmayan ama derin olan ilişkiler kalır. Polinezya denizcisi için ev bir ada değildi — birlikte yol alanların oluşturduğu takımyıldızdı. Belki modern kleos da budur: taşınabilir bir cemaat. Pratik ve zanaatin sürekliliği. Ne yaptığın, nerede yaptığından bağımsız hale gelebilir. Bir dil, bir zanaat, bir düşünme biçimi — bunlar suda da çözülmez. Hatta su onları keskinleştirebilir. Ama burada dürüst bir itiraz da yapmak gerekiyor. Bu üçü de Odysseus'un kleos'undan daha kırılgan. O "İthaka'nın Kralı" diyebiliyordu — tek bir cümleyle, somut, tartışmasız. Anlatısal kimlik ise sürekli yeniden kurulmak zorunda. Ve dijital çağda bu iş daha da zorlaştı: kimlik hem daha akışkan hem de sürekli görünür, performatif, dışarıdan onaylanan bir şey haline geldi. Belki de modern insanın gerçek kleos sorunu şu: çapa atmak için kara lazım, ama kara sürekli kayıyor. Ve bazı insanlar kayıyor olmayı içselleştirdi — artık kara ararken bile gergin hissediyorlar, sanki duraksayanlar kaybediyormuş gibi. Coğrafya ve unvanlar elimizden alındığında, "ben kimim" sorusunun
Felsefe
Bu dengesiz Rahmi Koç mudur ne zıkkımsa bjr ayağı toprakta, Allah affetsin tipi de Şeytan'dan hâllice. Adam bir hastanede Kürt kadınlarının namusuna dil uzatmalı sözde fıkra anlatıyor. Ben göçmenler içinde büyüdüm başım gözüm üstüne ama Kürtlerle de aynı mahalle de yaşadım. Nasıl Balkan ve Kafkasya göçmenlerini gördüysem Kürtlerde göçebe olduklarından otomatik hem Mezopotamya hemde Kafkasya göçmeni oluyorlar. Çünkü birkaç Kafkasya ülkesinde varlar. Kürtler din, milliyet farketmez en basit dostunun eline iğne bile batsa aklı kaçan, telaşlanan millettir. Yani Kürdün arkadaşı yaralansın "iyileşecek" diye inandıramazsın. Bende Kürtlerin abartılı hürmetini gördüm. Kürtten gördüğüm hürmeti öz akrabamdan görmemişimdir. Kürtler namusuyla şaka yapılmasını sevecek kadar mesanesi geniş değiller. Mesela tanışmadım ama Kürt bir tane Ehlibeyt âlimi var. Kulaktan dolma söyleyeyim. Adam herhalde sonradan Caferilik mezhebine geçmiş. Adamın ders videolarına bakıyorum benden daha iyi sahip çıkıyor bu mezhebe en basidinden. Kürtlerin namusuyla şaka yapma içinden geçerler. İçinden geçerler tabirimden kasıt psikolojini allak bullak ederler toparlayamazsın.
Zeki Müren
Akşam olur gizli gizli ağlarım Kaderin dilinden iyi anlarım Keder öğütmekle geçti yıllarım Beni değirmende taşa döndürdün Nefes alsam bile ölü gibiyim Aklım başımda yok deli gibiyim Suya düşmüş söğüt dalı gibiyim Yerimi yurdumu düşe döndürdün Bir gün buradayım bir gün sılada Gönlümü göçebe kuşa döndürdün Çok şükür gurbeti bitirdim derken Yolumu yeniden başa döndürdün Lânet olsun sana ey zâlim felek Ömrümü çarkında boşa döndürdün youtu.be/CpWCHr7xFU8?si=... Suat Sayın
Müzik

KerZeY35

@kerzey35
·
GİZLİ GİZLİ
Kışta bahar, bahar da kış Selde, suda od gizlidir Ak bulutda yemyeşil ot Yeşil otta süt gizlidir Nedir bu dert nedir bu gam Kah bilirim kah bilmezim Her sevinçte bir dert, elem Her dertte ümit gizlidir Bahtiyar Vahapzade
Şiir