"Söyledim sana aşk da kalp de durduğu gibi durmuyor/ En kısa iç çekiş dahi 'Afrika'ya dahil'/ Vedalarda mavi bir suskunun göçebe tarifi/ Kadınlar bunun için mi uzun konuşur?"
Çatalhöyük
Günümüzden 9000 yıl önce 10.000 kişilik bir topluluk, daha özgür göçebe yaşamı terk ederek, Çatalhöyük ‘e yerleşmiş; bir arada, birlikte, uzun yıllar yaşamayı başarmışlardır. Çatalhöyük, tarım ve hayvancılığın yapıldığı, doğal cam sayesinde ilk ticaretin gerçekleştiği, bakır ve kurşunun kullanıldığı, ilk dokumanın izlerine rastlandığı, dünyanın en eski duvar resimlerinin ve şimdiye kadar bulunmuş yerleşmelerden içinde en fazla sanat eserleri barındıran; yeni taş çağının en karmaşık ve en büyük yerleşimidir. Onu önemli yapan, sahip olduğu bu “ ilkler”, arkeoloji dünyasında, ona çağının en büyük ve en eski “ kentsel merkez” ünvanını kazandırmıştır.
Sayfa 52·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Aşıklı
Binlerce yıl öncesine ait ilk beyin ameliyatı ve ilk otopsi, burada, bir kadına başarılı bir şekilde uygulanmıştır. Birey bir süre yaşamıştır. Bu, tıp tarihi açısından son derece önemlidir. Genellikle delilik, cinnet, kötü ruhlardan koruma, baş ağrısı, baş dönmesi, çıldırma ve Sara hastalığı gibi durumlarda hastaya “trepanasyon” uygulanır. Bu ilginç cerrahi müdahale, ilk kez Aşıklı da ve bilinçli olarak yapılmıştır. Aşıklı höyük insan topluluklarının, karma besin ekonomisinde ilk adımları attıkları, avcılığın yanında buğday, arpa, mercimek gibi bitkilerin üretimi ve büyük olasılıkla koyun ve keçinin ön-evcilleştirme aşamasında oldukları anlaşılmaktadır. Buzul çağının sona ermesinin ardından, yeni iklim koşullarının etkilediği ortamda, henüz bitki ve hayvanların evcilleştirilmediği evrede, Avcı-göçebe yaşamı terk ederek, önceden planlanmış bir yerleşim düzeni yaratan, örgütlenmiş bir toplum düzenini “ ilk yerleşik köy kültürü” nü gerçekleştiren; Çanak-Çömlek yapımını bilmedikleri halde ilk beyin ameliyatını yapan bu insanların kurdukları yerleşim düzeni, işleviyle, ufak bir köy yerleşmesinden çok kentsel bir görünüm sunmaktadır.
Sayfa 46·Kitabı okuyor
Aşk da cinayet kadar şiddetli ve tehlikelidir.
Hz. Muhammed'in (s.a.v.) büyüdüğü bireysel koşullar
Reinhart Dozy: "Babası Abdullah, bir Mekke kervanıyla gittiği Suriye'den rahatsızlanarak dönmüş ve yirmi beş yaşında Medine'de ölmüştü. Tek oğluna önemli bir şey bırakmamıştı. Bütün serveti beş deve ve birkaç koyunla bir köleden oluşuyordu. Bunların değeri, yaklaşık iki bin frank kadardı." Montgomery Watt: "Muhammed'in babası Abdullah, o doğmadan önce ölmüştü. Hz. Muhammed'i Haşimi (Kureyş) Kabile-si'nin lideri olan dedesi Abdulmuttalib, himayesine aldı. Elbette Hz. Muhammed çocukluk yıllarının çoğunu başka kabileye mensup olan annesi Amine ile geçirmişti. Ne var ki annesi, Muhammed'i, Mekkeli pek çok ailenin rivayet ettiği âdetlere uyarak bir ya da iki yıllığına, sağlık açısından pek uygun olmayan Mekke'den uzaklaştırıp bedevi kabilelerinden (Halime) adlı bir süt anne tarafından bakılacağı çölün zor, fakat sağlıklı hayatına gönderdi. Hz. Muhammed altı yaşındayken annesi öldü. Ve iki yıl sonraki ölümüne kadar tümüyle dedesinin himayesi altına girdi. Abdülmuttalib'in ölümünün ardından Haşimi Kabilesi'nin yeni lideri olan amcası Ebu Talib, onun bakımını üstlendi. 6. yüzyılın Mekke'sinde bir yetimin talihi pek de yaver gitmese gerek. Eski göçebe hayat tarzında, kabile ya da aile liderinin, daha güçsüz üyelere karşı belirli bir sorumlulugunun olduğu anlaşılıyor... Muhammed'i himaye edenler, onun yalnızca açlıktan ölmesine engel olabileceklerini biliyorlardı. Özellikle Haşimi Kabilesi’nin kısmetlerinin kesildiği bir zamanda Muhammed için daha fazlasını yapmaları zordu. Lesley Hazleton: "Babasız doğmuş olmak; mirastan mahrum olmak, hatta bir umut bile olmaksızın doğmak demektir. Erkek çocuk, yetişkinliğe erişmeden miras alamazdı. Eğer babası ölmüşse sahip olduğu her şeyi bir erkek akrabaya devredilirdi." Armstrong: "Muhammed'in çocukluk yıllarındaki şartlar, ailesinin zor
Sayfa 374 - İnsan Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
​"Göçebe avcı-toplayıcı topluluklarda bireylerin konumunu cinsiyetleri ve yaşları belirliyor olsa ve aralarında birtakım kişisel altüst ilişkileri bulunsa da bu topluluklar başka birçok açıdan eşitlikçiydi. Göçebeliklerini sürdürdükleri sürece refahta belirgin ayrımlara yol açan bir üretim fazlası yaratmazlardı."
Alıntı