Puan vermedi·72 syf.··
Beğendi
·
2026 86. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 08:46
2025 Goncourt Ödülü sahibi Laurent Mauvignier ile tanışma kitabım. Ardında hiçbir açıklama bırakmadan bu dünyadan göçen bir ruhun melodramı. “Her ölüm erken ölümdür,” ü diline pelesenk etmiş, gidenin ardından bıraktığı boşluğun etrafında hatırlayışın ve unutuşun geri dönüşsüzlüğünde eprimiş ruhlar. Herkes bu dünyadan göçenin ardından onu hatırlamaya çalışıyor şimdi. Bakışını, tepkilerini, cümlelerini, hatta o an gelene dek anlamladıramadıkları sessizliğini… Bölük pörçük, ara ara, parça parça hatırlanılanlar… İnce ama seçici geçirgen bir tabaka gibi. Tolstoy’un Anna Karenina’sına selam olsun. “Bütün mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.’’ Onlardan Uzakta, birbirlerinin ruhlarına dokunamayan, anla(şıla)mayan, kırık -dökük cümlelerini bile paylaşamayan bir ailenin suçluluk, yas ve geç kalınmıştık üzerine dokunaklı sesi… Her demin trajedisi… Sessizliğin gürültüsünü işitemeyen tüm kulaklara… Onlardan Uzakta
Onlardan UzaktaLaurent Mauvignier · Sel Yayıncılık · 2026139 okunma
Türk edebiyatının zirvelerinden biri...
Puan vermedi
Devlet Ana bana kalırsa Türk romanının doruklarından birisidir ama ne bu kitap ne de Kemal Tahir yeterince anlaşılamamış bir aydın ve yazardır. Roman, 13. yüzyıl sonu Anadolu’sunda geçer. Bir devletin doğuş hikayesini resmeder fakat sadece bir beyliğin yükselişi değil, bir “devlet ana”sının doğuşunu aktarır. Kemal Tahir burada tarihi, saray kroniklerinden değil, köylünün, göçebin, esnafın, dervişin, kadının gözünden okur. Kemal Tahir romanını bir “tarih dersi”ne dönüştürmeden, aynı zamanda derin bir toplumsal analiz haline getirerek aktarması kitabı daha da değerli kılıyor. Sınıf çelişkileri, toprak düzeni, din-siyaset ilişkisi, Türk-İslam sentezi, göçebe-şehirli gerilimi… hepsi romanın dokusuna ustalıkla örülmüş. Dil olarak son derece zengin, halk Türkçesinin bütün tadını ve kıvamını taşıyan bir üslupla yazılmıştır. Kemal Tahir’in kendine has cümleleri ise hem şiirsel hem sert, hem ağır hem akıcıdır.
Duygu ve Düşünce
Devlet AnaKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20198,9bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·544 syf.··
2026 75. kitabı
Kübra Doğan’ın bu büyüleyici seriyi noktaladığı Gökçen 3: Vuslat (veya serinin final yolu), bende tüm taşların yerine oturduğu ama kalbimin her sayfasında ayrı bir sızı hissettiği bir veda gibiydi. Önceki kitaplarda ilmek ilmek işlenen o sürgün ve özlem temasının, bu son perdede yerini olgun bir kabullenişe ve sarsılmaz bir bağlılığa bırakması beni en çok etkileyen unsur oldu. Gökçen’in o ilk kitaptaki ürkek kız çocuğundan sıyrılıp, kendi küllerinden doğan güçlü bir kadına dönüşmesini izlemek, sadece bir karakter gelişimine değil, bir ruhun özgürleşmesine tanıklık etmek gibiydi. Karan ile aralarındaki o kadim bağın, tüm fırtınalara ve araya giren onca engele rağmen nasıl daha da güçlendiğini okurken, sevginin sadece bir duygu değil, bir direniş biçimi olduğunu derinden hissettim. Yazarın final bölümlerine doğru tırmandırdığı gerilim ve duygusal yoğunluk, okurken nefesimi kesti ve beni sürekli "Mutluluk gerçekten mümkün mü?" sorusuyla baş başa bıraktı. Kitabın atmosferi bu kez daha umut dolu ama bir o kadar da vakurdu; sanki fırtına dinmiş de geride kalan hasarlar el birliğiyle onarılıyormuş gibi bir huzur kapladı içimi. Özellikle karakterlerin geçmişleriyle olan hesaplaşmalarını tamamlamaları ve o ağır yükleri omuzlarından atmaları, okuyucu olarak bana da bir hafifleme hissi verdi. Serinin sonuna geldiğimde, Gökçen ve Karan’ın hikayesinin bittiğine inanmak zordu; çünkü yazar öyle bir son kurgulamış ki, sanki onlar kitabın kapakları kapandıktan sonra da bir yerlerde yaşamaya, birbirlerinin sığınağı olmaya devam ediyorlarmış gibi bir his bıraktı bende. Bu final, yarım kalan her şeyin bir gün tamamlanabileceğine dair içimde çok naif bir inanç uyandırdı...
Gökçen 3Loresima · Ephesus Yayınları · 20244,431 okunma
operatöre bağlanamıyorsunuz
2/10
·464 syf.··
2026 14. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 15:30
Selamm dostlarım, bir inceleme ile daha karşınızdayım. Nasılsınız, her şey yolunda mıı? Geldik asıl konumuzaaaaa ama tabii incelemeye geçmeden size hemen konuyu anlatayım. ᯓKonu: Serce Sevinç, iki kediyle yaşayan, müşteri hizmetlerinde geçimini sağlayan genç bir kız. Bir gün, tam mesainin bittiği sırada aldığı telefonla bir telefon şakasına maruz kalır. Şakayı yapan Ceyhun Çapkın, görüşme sonunda hata yaptığını anlar ve devamlı Serce ile bağlantı kurarak kendini affettirmeye çalışır. Bu konuşmalar ilerledikçe Serce, kendini bir aşkın ortasında bulur. Kim bilebilirdi bir şakanın onun hayatını tamamen değiştirebileceğini? ᯓİçerik (12 yaş ve üzeri için uygun) AMA sayfa 200’de yeme bozukluğu geçmişiniz varsa veya yaşıyorsanız atlamanızı öneririm. (Bu konuda baya hassasım da.) ᯓİncelemem: Dostlarım, yazarın okuduğum ilk kitabı ve akıcıydı, ona lafım yok. Sadece pek bana uygun değil gibiydi. Ben zaten kitaplarda “sosyal medya” dili kullanılmasını sevmiyorum ve burada vardı. Düşünsenize saatlerce aptal bir patronla çalışan bir gençsiniz ve tek istediğiniz eve gidip uzanmak ama bir arkadaş grubu gelip şaka yapıyor. Valla Serce iyi bile dayandı, ben sövüp kapatırdım. (kovulurdum dkndkd) Serce’nin iş arkadaşları olsun veya diğer insanlarla konuşması olsun, ilkokul atışması gibiydi. 5 yıldır özel sektörde çalıştım ve farklı işlerde bulundum ama hiç böyle atışmalara denk gelmedim. “Beyinsiz” vs. Bir de sevmediğim bir diğer durum şu ki kitapta hiçbir şey olmuyor. Tek bir karakterin etrafında okuyoruz ve Serce hep rutin olan şeyler yaptığı için kitap devamlı bir döngüye giriyor. Belki seri olduğu için bu kitap böyle uzatılmış ama bilemiyorum. Serce ve Ceyhun arasındaki konuşma bana hitap etmedi açıkçası. Bunun sebebi sosyal medya dili ve ergen bir konuşma havası olması.
1000Kitap
Operatöre Bağlanıyorsunuz - 1K. Kübra Berk · Ephesus Yayınları · 20215,2bin okunma
Puan vermedi·777 syf.··
2026 7. kitabı
pulitzer ödüllü 1979 tarihli bir tuğla. hem içeriğiyle hem yapısıyla postmodern bir düşünce katedralidir ve disiplinlerarası bir incelemedir. metni anlamak, yalnızca içerdiği konuları değil, yapısal kurgusunu da anlamayı gerektirir. eser biçimsel mantık, bilişsel bilim, müzik teorisi ve görsel sanatları möbius şeridine benzer bir yapıyla iç içe geçirir. temel örgüsü, kendine gönderim* ve sonsuz döngü kavramları etrafında kurulur. düz bir çizgide ilerliyor gibi görünse de, okuru kendi üzerine katlanan düşünsel bir spiral içine çeker. bu anlamda, yapı bakımından hem bir mise en abyme örneği, hem de bir ouroboros yılanıdır. hofstadter kitabın temel mantıksal zeminini, kurt gödel’in eksiklik teoremi üzerine inşa eder. bu teorem, herhangi bir yeterince güçlü biçimsel sistemin, içinde ispatlanamayacak ama doğru olan önermeler barındırmak zorunda olduğunu söyler ki, kitabın ana damarlarından biri de budur: her sistem, kendini ifade etmeye çalıştığında kendi sınırlarına çarpar. hofstadter bu kavramı yalnızca matematikte değil; esere adını veren diğer kişilerden escher’in görsel paradokslarında ve bach’ın müzikal füg yapılarında da izler. tüm bu disiplinler, kendi üzerine dönen, kapalı ama canlı sistemler olarak kendine gönderimsel döngülerle örülüdür. kitabın yapısal özgünlüğünün en belirgin unsurlarından biri her bölüme yerleştirilen alegorik diyaloglardır. achilles, zeno, yengeç ve kaplumbağa gibi karakterlerin felsefi oyunlar içinde yürüttüğü bu diyaloglar, bach’ın müziğindeki füg yapısına anıştırmalardır aslında. tıpkı bir fügdeki tema varyasyonları gibi, bu konuşmalar da kitabın kavramlarını dramatik ve eğlenceli biçimde yeniden işler. kitap bu yönüyle yazınsal bir metin olarak da çok katmanlıdır. diyaloglar birer metakurgu örneğidir çünkü kitap, okuyucuya kendisi
Gödel, Escher, Bach: an Eternal Golden BraidDouglas R. Hofstadter · Basic Books · 199950 okunma
Puan vermedi
KARŞILAŞTIRMALI FRANSIZ ESERLERİ VE TÜRK ESERLERİ ÜZERİNE YAZILAR Özlem Küçük, “Hıçkırık Ve Vadideki Zambak Eserlerinde İmkânsız Aşk Ve Kadının Toplumsal Rolü”, Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, S. 1, 109-120. Sedat Maden, “Aşk-ı Memnû Ve Madam Bovary Romanlarında Kadınların Yönlendirdiği Olay Örgüsü”, Türklük Bilimi Araştırmaları, S.24, Temmuz 2008, Ss. 79-97. Elmas Şahin, “Balzac İle Esendal'ın Kiracıları Goriot Baba Ve Ayaşlı İle Kiracıları Adlı Romanlara Karşılaştırılmalı Bir Yaklaşım”, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, S. 42, Ss. 123-131. Yavuz Selim Uğurlu, “Benzerlikler Bakımından Karşılaştırmalı Bir Yaklaşım: Honoré De Balzac İki Gelinin Hatırâları Ve Raif Necdet Kestelli-İsyân-I Meşrû”, Uluslararası Sosyal Bilimler Ve Eğitim Dergisi, Nisan 2021, S. 4, Ss. 1-16. Hacer Gülşen , “Kırmızı Ve Siyah Romanı İle Mai Ve Siyah Romanlarında Renkler Üzerine Bir İnceleme”, Rumelide Dil Ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi, Temmuz 2023, S. 12, Ss. 224-230. Fesun Koşmak, “Hayatın Kaynağı-Hayatın Sonu Olarak “Ölüm Ağzı” Ve “Germinal”de Maden”, Folklor/Edebiyat, Ocak 2016, S. 85, Ss. 183-192. Mustafa Solmaz, “Germinal Ve Sevgili Arsız Ölüm Romanlarında Yoksulluğun Aile Düzenine Etkisi”, International Journal Of Social And Humanities Scinces Research (JSHSR) 9(88), 2138-2142, 2022. Musa Demir, “Açık Bir Etkileşim Örneği: Bulantı Ve “Bunaltı” Adlı Eserlerde Ortak Bir Üslup Özelliği Olarak Felsefî Söylem Biçimi”, Türklük Bilimi Araştırmaları, Haziran 2016, S. 39, Ss. 77-92, Rıfat Günday, “Zola’nın Gerçek Ve Güntekin’in Yeşil Gece Adlı Romanlarında Dinin Çıkarlara Alet Edilmesi”, Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, Aralık 2016, S. 1, Ss. 35-50 Hacer Gülşen, “Demircilerin Grevi” Şiiri Ve
Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Osmanlı'da Ahlak EğitimiUmut Kaya · Ensar Neşriyat · 20130 okunma