"Derken C.M. güzel bir kadından, güzel bir kızdan hoşlanmaz mısın diye sordu bana, ben de dedim ki çirkin,yaşlı,yoksul ya da herhangi bir nedenden ötürü bahtsız da olsa, hayat görgüleri, çektiği acılar, çileler yüzünden bir zeka ve bir ruh edinmiş olan bir kadınla daha iyi anlaşabilir, uyuşabilirim."
"Sözlerimle kendimi heyecanlandırmayı başarmıştım, gözlerim dolmuştu.Kendi üzerimde çok etkili olmuştum.(Başkaları üzerinde etkili olma imkanım yoktu.)Kendi hakkımda dokunaklı bir konuşma yapmıştım.Gerçeğe yakın bir heyecanla ve bitkin bir durumda, sallanır koltuğuma çöktüm...fakat durum değişmedi (bir süre beklediğim hâlde).Bir mucize olmadı.Her şey yerli yerinde kaldı.Ben de eşyanın ve manevi güçlere sahip olması gereken insanların bu kayıtsızlığı karşısında isyan ettim, çileden çıktım.(Gene bir şey olmadı.)"
"Uzaklarda, benim gibi yalnız ve ümitsiz birine bırak bu mektubu oğlum; benim gibi birisi olsun, çünkü bizim gibiler birbirine ancak kötülük edebilirler."
"İlim ve irfan bu kadar zengin ve bereketli olmasaydı toprağımızla birlikte ruhumuz da savrulur giderdi.İşte budur ki umuttur,kırılan ayaklara karşılık verilecek kanattır.Bu topraklarda kanatlanma gücüne sahip kaç insan yaşıyor olduğunu bilemezsin!?."
"Acının birine üzülemeden diğeri geliyordu Molla Kasım.Yeni bir acıya ah edecek olsak,içimizdeki eski bir ah ağzımızdan çıkıp ona yer açıyordu.Her gelen dert bir öncekini unutturuyor,her acı diğerini bastırıyordu.İnsanın acılara ne kadar dayanıklı olduğunu başka zaman anlatsalar inanmazdım."