Yaşam, kendisine bir sürem verecek olan enginlikten giderek daha da mahrum kalmaktadır. İçinde dünyanın pek azını barındırır. Yaşamın atomlaşması onu radikal şekilde ölümlü yapar. Genel huzursuzluk ve telaşa yol açan da bu özel ölümlülüktür işte. Üstünkörü bir bakışla bu huzursuzluğun her şeyi hızlandırdığı izlenimi uyanabilir. Oysa gerçekte yaşam hızlanmamıştır. Yaşam daha hummalı, daha girift, daha amaçsız bir hal almıştır sadece. Zaman da dağılmış olduğundan, düzenleyici bir güç teşkil etmez. Böylece yaşamda şekil veren veya nihai dönüm noktaları meydana gelmez. Yaşam süresi artık bölümlere, bitimlere, eşiklere ve geçişlere bölünmez. Aksine, bir şimdiden diğerine aceleyle geçip durulur. İnsan yaşlanmadan yaş alır. Nihayetinde, uygunsuz bir zamanda yok olur gider.