6/10
·184 syf.··
2026 17. kitabı
Hikâye, on yedi yaşındaki James ve Amelia'nın ilk buluşmalarında kanoyla bir göle açılmalarıyla başlıyor. Gençler, etrafı keşfederken ağaçların ardına saklanmış, haritalarda yer almayan gizli ve el değmemiş ikinci bir göl bulurlar. Ancak asıl gizem suyun yüzeyinde değil, derinliklerindedir: Bu berrak suların metrelerce altında, çatısı, kapıları, pencereleri ve içindeki eşyalarıyla tamamen kusursuz duran bir ev yatmaktadır. İnsanoğlunun bilinmeyene duyduğu o karşı konulmaz merakı işliyor. James ve Amelia’nın bu gizemli eve duydukları takıntı, içlerindeki korkuya galip gelir ve sualtına dalışlar başlar.
Gölün Dibindeki EvJosh Malerman · İthaki Yayınları · 20173,309 okunma
6/10
·284 syf.··
2026 92. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 23:02
Doyamadım yazarın beğenemediğim kitaplarını okumaya :) Sanırım hala içimde beğendiğim kitapları nedeniyle illa hepsini okuyup ya kötü kitapları var ama çok güzel kitapları da var diyebilmeye çalışıyorum. Ama maalesef buda gol değil yine bi ofis romantizmi bay ukala kendini beğenmiş küçük dağları ben yarattım Ceo Harrison ın kahve alırken karşılaştığı ve etkilendiği Adrea nın taze aldığı yeni şirkette ki eski patronun asistanı olduğunu öğrenmesi şirketin geçiş sürecinde yaşadıkları çatışmalar tabii ki birbirlerinden etkilendikleri için yaşadıkları yakınlıklar sonra onları inkarlar bi ayrılık tekrar barışma ve kapanış. Bilmiyorum ben mi çok alışmışım bu tarz kitaplara yoksa kitap cidden mi çok basitti siz de okursanız yorum yazın ki karar verebilelim :)
The Final TermsWhitney G. · ‎ Whimstery Media · 02 okunma
Reklam
4/10
·526 syf.··
2026 100. kitabı
Boardroom Billionaires adlı serinin üçüncü kitabı ilk kitabı ne kadar sevdiysem bundan o kadar nefret ettim . Konu gayet güzeldi aslında sevdiğim kinayeler vardı fakat ana çiftin embesilce halleri delirtti beni . Geberselerdi keşke bu beyinsizlikle nasıl bu saate kadar yaşamışlar hayret zaten normal şartlarda on kere ölmüştüler . Bundan daha salakça başka bir durum yaratamazlar artık dediğim her defasında yarattılar tebrik ediyorum . Cassandra yani Cass'in çok sevdiği ablası eskortluk yaparken öldürülüyor buda bunun yapanı bildiği için intikam almaya karar veriyor . Konu zaten burada kafadan dakika bir gol bir patlıyor zira adam çok tehlikeli güçlü bir avukat şirket sahibi .Ve kızın asla konu ile ilgili bir hazırlığı donanımı bir boku yok öyle bodos adamla gidip tanışıyor takılıyorlar ve evlenmeyi başarıyor . Ki buda saçma böyle bir adam cart diye bunun gibi sıradan bir kızla evlenmez asla . Neyse aradan neredeyse 4 sene geçmiş beşe girmişler evlilikte bu gerzek hala bir halt becerememiş adam buna taciz dayak şiddet her haltı yapıyor . Kitap bu noktada başlıyor zaten kadın tek doğru düzgün karar veremedi tüm kitap boyunca bakın . Bu kocasını kendi öldüremeyeceğini anlayınca Rus'ların takıldığı leş bir mahalleye gidip katil bulmaya karar veriyor . Gidip kafadan adamın biri ile konuşuyor dehşet bir gerzeklik bakın adam bunu kaale almıyor . Bu sırada orada olan Matvei olayı izliyor sonrasında kadını gidip uyarıyor falan kadın hala adama çemkiriyor . Adamı dinlemeyip dışarı çıkınca iş teklif etmeye çalıştığı adam ve iki kişi daha buna saldırıyor Matvei gelip bunları öldürüp salağı kurtarıyor . Bu sırada yaralanınca kadın bunu hastaneye bırakıp kaçıyor isim cisim bilmiyorlar karşılıklı . Bu noktaya kadar Matvei çok karizmaydı bende bunu bir halt sandım . Matvei'de
Boardroom TiesNicole Fox · 01 okunma
9/10
·255 syf.··
2026 9. kitabı
·
100 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 19:11
Alıkul Osmanov’un Isık Göl, Seni Sevdim adlı eseri, benim için yalnızca bir şiir kitabı değil; Kırgız edebiyatına açılan ilk kapılardan biri oldu. Kırgızistan’da bulunduğum bir dönemde bu eseri okumak, kitabın bende bıraktığı etkiyi daha da derinleştirdi. Çünkü şiirlerde sıkça karşılaşılan vatan, tabiat, yurt sevgisi ve memleket hassasiyeti, yalnızca edebî bir tema olarak değil; yaşadığım coğrafyanın ruhunu anlamaya yardımcı olan bir tecrübe olarak karşıma çıktı. Kitap, Kırgız edebiyatının önemli şairlerinden Alıkul Osmanov’a ait Kırgızca şiirlerden oluşuyor. Eserde şiirlerin Türkçeye çevirisi İbrahim Türkhan tarafından yapılmış. Bu yönüyle kitap, Türk okuyucusu için Kırgız şiir dünyasına ulaşmayı kolaylaştıran kıymetli bir çalışma niteliği taşıyor. Özellikle Kırgız Türkçesi ile Türkiye Türkçesi arasındaki yakınlık ve farklılıkları aynı anda görmek, şiirleri okurken ayrı bir dikkat ve zevk kazandırıyor. Şiirlerin genelinde güçlü bir vatan duygusu hissediliyor. Osmanov’un şiirlerinde Isık Göl yalnızca bir tabiat unsuru değil; aynı zamanda hafızanın, aidiyetin ve sevginin sembolü gibi duruyor. Şair, kimi zaman göl üzerinden memleketini anlatıyor, kimi zaman insanın iç dünyasına, özlemine ve bağlılık duygusuna temas ediyor. Bu bakımdan kitap, sadece bireysel duyguların değil, aynı zamanda bir milletin ruh dünyasının da izlerini taşıyor. Çeviri bakımından genel olarak başarılı ve okunabilir bir metinle karşılaştığımı söyleyebilirim. Şiirlerin duygusu büyük ölçüde Türkçeye aktarılmış. Bununla birlikte bazı şiirlerde satırların yerlerinin değişmiş olması dikkatimi çekti. Bu durum, özellikle orijinal Kırgızca metinle Türkçe çeviriyi karşılaştırarak okumak isteyenler için zaman zaman akışı takip etmeyi zorlaştırabiliyor. Yine de bu küçük eksiklik, eserin genel değerini
Şiir
Isık Göl Seni SevdimAlıkul Osmonov · Imak Ofset · 20181 okunma
9/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 13:45
Sen hiç yaşadığın yuvanın yavaş yavaş yok olduğunu fark ettin mi? Merhaba arkadaşlar bu akşam size çocuk kitabı olan fakat gençlerin ve yetişkinlerin de okuyacağı bir kitapta geldim..@eray_tezcan kaleminden göz muhafızları Eber gölü macerası.. Bu kitap bize birliğin arkadaşlığın ve bir dogayı kurtarmanın nasıl olduğunu anlatıyor Gelelim kitabımıza biraz kitaptan bahsetmek istiyorum. Eber gölü bozkırın ortasında cennet gibi parlayan berrak suyu ve rengarenk çiçekleri ile özel bitki ve hayvanlarına sahip bir göldür zamanla bu göl insanların davranışları ve doğayı umursamamaları yüzünden yok olmaya mahkum olmuştur göz sakinlerinden sonra adındaki kuş göl kenarındaki bir kayanın üzerinde derin düşüncelere dalarak eski dostlarının gelişini izler. Ve Gül'ün eski huzurunun bittiğini yaşam alanlarının yok olma tehlikesi altında olduğunu hüzünlü dille dile getirir Ona ilk hak veren Anadolu kurbağası olur su kalitesindeki düşüşüm ve hava koşullarındaki bozulmanın kendilerini doğrudan tehdit ettiğini düşünür. Balıkçıl kuş hem yeme hem de avlanma alanı sunan göl kenarındaki ağaçların artık tamamen yok edildiğini anlatır. Eber sazani temiz suyun kendileri için tek yaşam kaynağı kirliliğinize ölüm olduğunu hatırlatır. Eber sarısı ise doğadaki tüm canlıların birbirine kopmaz bağlarla bağlı olduğunu eskiden insanların varlığından habersiz olduğu günlerde vadi de huzur içinde tek başına büyüdüğünü anlatır.. sıra saz kedisine gelir.. Eğer hep birlikte direnip gülü savunurlarsa Kurtuluş şansının olduğunu anlatır. Peki bu hayvan ve bitkiler birleşip gölü kurtarmaya girişecek midir? Buradan bize ne gibi dersler çıkmaktadır? Önce sevgiliyi yazarımızı kutluyorum Eber gölü'nün yok olma tehlikesini fabl üzerinden anlatması beni çok duygulandırdı gerçekten.. yere çöp atmamak suyu boşa
Göl MuhafızlarıEray Tezcan · Sinada Kitap · 20252 okunma
Düşüncenin Ritmi: Yürümenin Felsefesi
Puan vermedi·191 syf.··
2026 19. kitabı
Yürümenin Felsefesi Bazı düşünceler bir masanın başında değil, tozlu bir patikada, rüzgârın yüzümüze değdiği bir anda doğar. İşte Yürümenin Felsefesi böyle bir kitap. Frédéric Gros, yürümeyi sadece fiziksel bir eylem olarak değil, insanın kendisiyle, dünyayla ve düşünceyle kurduğu en kadim ilişki biçimlerinden biri olarak ele alır. Kitabın en etkileyici bölümlerinden biri ise kuşkusuz Friedrich Nietzsche üzerine olan kısımdır. Çünkü Nietzsche için yürümek bir alışkanlık değil, düşünmenin asli şartıdır. Nietzsche'nin meşhur bir sözü vardır: "Yürürken akla gelmeyen hiçbir düşünceye güvenmem." Bu söz, onun felsefesinin anahtarlarından biridir. Nietzsche'nin düşüncesi bir kütüphanenin sessizliğinde değil; dağ yollarında, göl kıyılarında, uzun yalnız yürüyüşlerde şekillenmiştir. Ona göre beden ve düşünce birbirinden ayrı değildir. Düşünce, bedenin hareketinden doğar. Ayaklar durduğunda çoğu zaman düşünce de katılaşır. Modern insanın trajedisi biraz da burada başlar. Sürekli otururuz. Ekranların karşısında, masaların başında, dört duvar arasında yaşarız. Sonra da neden düşüncelerimizin yorulduğunu, ruhumuzun daraldığını anlamaya çalışırız. Nietzsche'nin yürüyüşleri aslında bir kaçış değil, bir özgürleşme biçimidir. İnsan yürüdükçe toplumun dayattığı rollerden, kalabalığın gürültüsünden ve kendi zihninin pasından uzaklaşır. Frédéric Gros'nun dikkat çektiği önemli noktalardan biri de budur: Yürümek bir yere varmak için değil, kendine dönmek için yapılır. Günümüz insanı her şeyi hedefe bağlamıştır. Yürüyüş bile adım sayarlarla, kalori hesaplarıyla ölçülür. Oysa Nietzsche'nin yürüyüşlerinde amaç yoktur. Yolun kendisi düşüncenin evidir. Nietzsche'nin dağlara olan sevgisi de tesadüf değildir. Yükseğe çıktıkça insan yalnızlaşır. Yalnızlaştıkça kalabalığın doğrularından şüphe etmeye başlar.
Felsefe
Yürümenin FelsefesiFrédéric Gros · Kolektif Kitap · 20209,1bin okunma
Reklam
Reklam