O kan kızılı seller onu istemediği bir şeye, dünyaya tepeden bakmaya zorlamışlardı, bu yüzden de tehlikeliydiler. Şimdi içinde duyduğu ise tehlikenin o tanıdık, o gizli bilincinde yıkanmış, arınmış bir arzuydu. Artık arzudan ve onun olası duyumundan başka hiçbir şey söz konusu olamazdı. Bunun bilincinde olduğundan, ilk keresinde neden sevişmekten kaçınabilmek için evlendiğini –Meg Bishop birilerinin böyle söylediğini söylemişti– biliyordu artık. Ta içindeki gizli nefret, içinde yabancı bir şeyi taşımama konusundaki bilinçsiz karardı bu. Bu nefret geçmişti artık. Doğurganlığın çekilen selleriyle birlikte çekip gitmişti. Şimdi yalnızca her iki tarafın da işine gelen kurnazca bir önermenin üstlenilmesi, tutkudan uzak kıpırtısız bir göl ve üzerindeki dingin ay kalmıştı geriye.
Sizi bu noktaya getiren olayları; yapmanız gereken, yapabileceğiniz, yapsaydım dediğiniz şeyleri zihninizde tekrar tekrar canlandırsanız da geçmişe geri dönemezdiniz.
Biri beni gerçekten tanıma zahmetine girse büyük ihtimalle fikirlerini değiştirirlerdi. Aynı küçükken kaydığım o donmuş ufak göl gibiydi. Uzaktan buz parlak ve pürüzsüzdür ta ki yanına gidene kadar. Birden her tarafta dengesiz kenarlar , paten çizgileri belli oluyordu. İşte bu bendim sanırım. Kimsenin fark edemeyeceği paten çizgileri ile kaplamıştım.