24'ün sorumsuz zaman dili gece.. Sen ise heybesindeki haybesin ne de olsa. "Amma ağırdır düşününce." Ayın zincirleri sağ olsun. Lakin paslanıyor, şu fakire bir cila.
Gülen çocuklar bu gezegeni güzel kılan çok az şeyden biri. Bir de içimdeki çocuğa bak. Kadrajı kafama sabitlemiş, pompayla kurşun şişiriyor.
Kış sabahlarında battaniyenin altından çıkmak istemeyen ben gibi, şapkalarını çekiyor harfler üzerine. Ama iyi de yüzünüz gözükmüyor ki. Dert değil tanıyorum, hanginiz hanginiz...
Kelimelerle anlaştığım denli insanlarla anlaşmak isterdim. Herkesde bir mevsim görüyorken benimki yok ya da kaçamak. Göremiyorum ki! Şu önümdeki beni çeker misiniz? Gücüm yetmiyor kendisine.
Sayfalar sarardı noktayı bulamadım.
"Küpe diye sağa karga, sola elmacık kuşu takmışın. Biri diğerini öldürür. Sen diğerine hastasın. Birine gömüt tahsil eden dünyada hastasın. Nasıl olacak? Çok inatçısın." Amma uzun ettin, irisimdeki sarmaşık, sözlerini saklasın. Da bir daha uğrama.
"Aynanın karşısına geçince ilk nerene bakarsın?" İçinden durmadan dökülen döngü kozalarına ve onları yiyen larvalara. Yani ağzıma. Tembih tembihe bantlar, uyarırım, "Hiçliklerinizi sıkı giyinin. Dönüşümlü tükenim..." Sende de olmuyor mu, birinin ağzına bakmayagör, neler neler dökülüyor.
"Her harfin bir anlamı varmış. Seninki alfabede yok." İyi bak oralarda bir yerde olacaktı. "Gel göster." Bak burada...
Sayfalar sarardı ben hâlâ noktayı bulamadım.
15 Haziran 2026 18.31