cilâlı taş devrinden -ince bir tabaka dilek parıltısı- Açılmış; kaçak avuçlar bir geçmiş çağ beklentisine, Yanıklar ve kesikler umuduyla kapanmaz ince parmakları. Ey avuçiçleri, çekip çıkarın bu eskici dükkânı benden, Karanlık tabutlarınızı, mavi göztaşlarınızı. beyin salatalarınızı, cilâlarınızı, gömüt taşlarınızı, helâ taşlarınızı... ve onarın o yıkık düşsel pembe güllerinizi Kapatıp parmaklarınızı bu tiksinç kuraklıkta bir zilin sel sonsuzluğuna...
Sayfa 131
Alıntı
St. Clare
Gülümsüyor, konuşuyor, gazete okuyor,siyaset konusunda düşüncelerini söylüyor, iş konularına kulak veriyordu. Dışarıdan görünen tüm bu gülümsemelerin karanlık, suskun bir gömüt olan yüreğini kaplayan içi boş bir kabuk olduğunu kim bilebilirdi ki?
Sayfa 392 - Can yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Özne -ben- ancak ete kemiğe bürünmüş halde var olur; bedeniyle onun arasında herhangi bir uzaklık olduğu ileri sürülemez. Buna karşın, beden uykuda, yorgunlukta, cinsel doyumda, esrimede, ölümde —ya da onlar aracılığıyla— her açıdan ben'den kaçar. O gelecekteki cesettir. Bütün bu konularda, eski felsefe geleneği bedeni ruhun hapishanesi ve bir gömüt olarak algılar: Beden "gücün, arılıktan uzaklığın, saydamsızlığın, düşkünlüğün ve maddi direncin karanlık tarafındadır." Ruh ile bedenin -daha sonra ruhsallık ile bedenselliğin- birliğinin nitelikleri söylemlerde sürekli boy gösterir.
"Çölün en kuru olduğu yerde iki gömüt var. Oraya dikilmiş bir taşta şunlar yazılıdır: Bir zamanlar varsıl bir tacir, susuzluktan kıvranırken, kervandaki birinden on bin altın karşılığında bir tas su alır. Birkaç adım attıktan sonra alıcı da satıcı da susuzluktan ölür. Yalnızca Tanrı'nın dediği olur!"
Sayfa 176·Kitabı okudu
Alıntı
“Tutsak olduk,” diye inledi koskoca alan. “Bundan böyle dünyanın sonuna kadar tutsağı olacağız fillerin.” “Bundan böyle biz çalışacağız, fillere vereceğiz.” “Bundan böyle saraylar, tapınaklar, gömüt anıtlar yapacağız fillere.” “Bundan böyle inciler, elmaslar, yakutlar, yeşimler, zümrütler taşıyacağız fillere...” “Bundan böyle bütün yeryüzünün, yeraltının hazinelerini taşıyacağız fillere.” “Bundan böyle kuşsütü bile eksik olmayacak sofrasından fillerin...” “Biz kazanacağız, onlar yiyecek.” “Biz çalışıp yoksul olacağız, onlar yan gelip yatacak, zengin olacaklar.”
Sayfa 30·Kitabı okuyor
Kadınlar reddedilince dilleri keskin bıçağa döner:
“Bedenin iğrenç. Bir cüzzamlımn bedeni gibi. Zehirli yılanların süründüğü sıvalı bir duvar gibi, akreplerin yuvalarım yaptığı sıvalı bir duvar. Tiksindirici şeylerle dolu ağartılmış bir gömüt gibi. Korkunç, bedenin korkunç.”:::!!!
Sayfa 36·Kitabı okudu
Reklam
Reklam