Birazdan okuyacağınız inceleme spoiler değil de 1K okurlarına sitem içerir…
Akhilleus’un Şarkısı, bu dünyada var olmak için yazarı Madeline Miller’ı 10 sene uğraştıran bir roman. Çabaladığı 10 seneye değmiş mi? Kesinlikle değmiş. Bu kitabı okumadan önce az da olsa biraz mitoloji temelinizin olması kitaptan alacağınız hazzı en az iki kat arttıracaktır. Tavsiye vermem gerekirse; Homeros’un İlyada ve Odysseia kitaplarını veyahut en azından Say Yayınları’nın yayınladığı Mitoloji 101 kitabını mutlaka okumalısınız.
Olay örgümüz Antik Yunan’da geçiyor ve İlyada’nın farklı bir bakış açısıyla yeniden anlatımını bizlerle buluşturuyor. Bu sefer Patroklos’un gözünden olaylara şahit oluyoruz. Patroklos, Phthia’ya sürgün edilmiş bir prens. İşte tam da bu topraklarda hayatının aşkıyla tanışıyor, altın çocuk, geleceğin en iyi savaşçısı Akhilleus ile. Evet ikisi de erkek, bu sizi şaşırtmasın. Bir prensle bir savaşçının aşkını ve gelişen olayları okuyacaksınız. Ama Romeo ve Juliet okurken ne duygular hissettiyseniz, yine hissedeceksiniz. Hatta daha güçlü duyguları tecrübe edeceksiniz belki de. Bu iki karakterden birinden birine bir şey olmasın, aman biri ölmesin diye sağır kulaklara dualar edeceksiniz.
Madeline Miller’ın kalemine ayrıyeten bir şapka çıkarmak istiyorum, çünkü Homeros’un İlyada’sını şairane bir biçimde ve çok başarılı bir şekilde ele almış. Akhilleus’un savurduğu kılıç darbelerinin Truvalı askerlerde açtığı yaradan her an yüzünüze kan fışkıracakmış gibi hissediyorsunuz okurken. Ne yalan söyleyeyim, okurken kılıcımı kalkanımı kuşanıp Akhilleus ve Aias ile omuz omuza çarpışmaya gitmek istedim bir an için. İşte bu yüzden bu kitap başarılı bir kitap! Çevirmen Seda Çıngay Mellor’a da buradan teşekkürlerimi sunuyorum. Şimdi gelgelelim sitemime…
İnceleme yazmadan önce, okuduğum kitap hakkında yapılan incelemelere iyice bir göz atarım, yazılan bir şeyi tekrar yazmamak için. Ama bu sefer gerçekten üzüldüm okurken, kitapta eşcinsellik var diye çocuğuma okutmam diyenler mi dersiniz, homofobikseniz önermiyorum diyenler mi dersiniz, kitapta lgbt var aman diyenler mi dersiniz… Ey dostlar, Romalılar, yurttaşlar nasıl ki polisiye kitap okuyup katil, hırsız vs. olmuyorsanız veyahut da bilim-kurgu okuyup android olup elektronik koyun düşlemiyorsanız bu kitabı okuyarak da eşcinsel olmazsınız. Çünkü bu mevzubahis özenilecek bir şey değildir. Bu mitolojik hikayenin aynı zamanda 2004 yapımı bir filmi var, oyuncu kadrosu şahanedir mutlaka izleyin. Orada da Akhilleus ve Patroklos sadece kuzen olarak gösterilmişti, linçlerden vs. mi korktular bilemem artık, ama korkmayın be kardeşim, düpedüz ikisi de birbirlerine aşık bu adamların. :) Saygılarımla, siz de saygılı olun lütfen!
Ben şahsen okurken zevk aldım, mitoloji sevenlere yazarın diğer kitabı Ben, Kirke ile birlikte mutlaka öneriyorum. Son olarak da sadece kitabı okuyanların anlayacağı bir cümle ile sonlandırmak istiyorum incelememi; Öldüğümde küllerimi bu kitap ile yakın. :)
‘’Adamların en iyisi, Myrmidon’ların en iyisi’’ Patroklos’a selam olsun! #117773399
Keyifli okumalar herkese! (Yoruma Akhilleus ile Patroklos ile alakalı bir tablo bırakacağım spoiler sayılır, isteyen baksın lütfen.)
Okurken yaşadığım hisleri bu incelemeyi okurken yeniden hissettim. Yeri benim için ayrı olacak kitaplardan biri daha :)
Yazarın yeni bir kitap yazmasını dört gözle bekliyoruz değil mi?