Gönderi

Herkesi Felsefeye Saygı İçin Bir Dakikalık Düşünme Duruşuna Davet Ediyorum..
Farkında değiliz ama felsefeyle yaşıyoruz, onu aşağılarken ya da överken bile onun sistemlerini kullanıyoruz. :) Yaşamda başarılı olmak için silahları ondan almamız enteresan değil mi? Tüm ideallerimiz, amaçlarımız, sorgulamalarımız, kendi kendimizle baş başa kalışlarımız hep onunla başlamıyor mu? Ve bu süreç hiç bitmiyor. Felsefe bizim, yalnızca et parçası olmamak için direndiğimiz yegâne alan. Ve ötesinde gelen her türlü varlık alanı onun yalnızca bizler için açtığı nefes durakları. BoethiusBoethius’undu sanırım bir felsefe tanımı vardı, zindandaki bir adama görünen ve üzerinde yamalı bir elbise bulunan kadından söz ediyordu. Felsefe o kadındı işte, elbisesinde binlerce yama, çok güzel, çok etkili ve ulaşılmaz. Ve elbisesindeki yamasında insan zihninin içinde doğduğu andan itibaren; tüm zanaatı, bilimi, disiplinleri oluşturmasını temsil ediyordu. Hep tam bu noktada aklıma La Casa de Papel geliyor. :D Profesör tek tek alanında en iyileri toplayıp bankayı soymaya karar veriyor ya hani? İşte ben şöyle bir benzerlik kuruyorum, banka tanrının bilgi kuyusu, profesör felsefenin kendisi, tüm topladığı yetenekli insanlar ise bilimler, disiplinler.. Dedektif ise din :) çünkü herkes bir noktada “anlamsız” olmadığına inanmak ister. Öte yandan bizler ne yapacağımızın nasıl bize verildiğini bilmediğimiz bir yaşamdayız. Kim olacağımızı seçmediğimiz bir dünyadayız. Kategorik olarak ayrıştırdığımız her duygunun neden var olduğunu bile bilemediğimiz bir varlık alanındayız. Kendi kendinizle bir dakika sohbet edin ve sorun kendinize; neden varım, nereye gideceğim, neden şu an mücadelesini verdiğim şeyler için içimde bir mücadele isteği var, seveceğim şeyleri ben mi seçtim, hastalıklarımı ben mi seçtim, karakterimde sevdiğim ya da sevmediğim özelliklerimi ben mi seçtim, sahi ben kimim Albert CamusAlbert Camus’nün “Daha istemeden yerine getirilmiş her şey”i olmak dışında? Bir dakika sonra felsefe size gülümseyecektir. Çünkü aslında yaşamda karşılaştığımız her türlü sorun minimal anlamda bu bir dakikalık sohbetin içinden çıkar. Ve felsefe, uzun solukludur. Kısa aforizmalarla “ooooovvv” olanlar, uzun soluğunun titreten soğuğunu asla anlamayanlardır. Felsefenin dostu cilt cilt kitaplar iken, kısa sözleri ümit edenler yalnızca ahmaklar olacaktır. Neyse ki tarih o ahmakları içinde öğütüyor. :) Bilgi toplumundayız artık, bu bilgi çağında insan elinde tuttuğu Prometheus’un ateşi ile tanrıya, tanrılara meydan okuyor. Ateş bir tek ölümü aydınlatamadı ve maalesef tanrılar hâlâ bir sıfır önde. Bizler de boş durmuyoruz elbette, teknoloji en güçlü silahımız ölmemek için. Elbette sorunlarımız da var, kendi içimizde de bölünüyoruz. Silahlar zenginler ve fakirlere ortak düşmüyor bu yaşamda. O nedenle ölümden kaçan zengin ile ölümü kurtuluş olarak gören fakir asla aynı silahın askeri değil. Aynı imkânın ve aynı imtihanın da. Ölüm aynı bilinmezlikte; lâkin biz aynı insanlar değiliz. Öldürmekten çekinmiyoruz, katletmekten, sokak ortasında insanları doğramaktan ve tanrı olmaya çalışmaktan hiç bıkmıyoruz. İçimizdeki o vahşet aynı ilk günkü gibi pusuda duruyor. Öte yandan da aynı insanız, hâlâ bırakın zarar vermeyi birinin kalbini kırmaktan korkan, insanlara, hayvanlara, bitkilere hatta eşyalara bile zarar vermemek için çekinen, adaletsizlikleri kaldırmak için tırnağıyla resmen dağ kazan insanız. Fark etmiyor musunuz içinizdeki çoban salatalığın savaşını? Hepimiz bu güzide evrende zaman zaman vahşi zaman zaman uysalız. Ama işte ortak ad olarak “İNSANIZ” zaman zaman telaffuz etmek haysiyetimize dokunsa da.. Tanrının vahşetleri önlemediği yerde hukuka sığınan ama en çok darbeyi de oradan yiyen zavallılarız. Yaşamla olan her kavganızda felsefe yanı başınızda duruyor. Eğer dikkatli bakarsanız onun orada sizinle dövünüp sizinle sevindiğini görebilirsiniz. Her zindan gecesinde o güzel elbisesiyle de görünebilir size. Bir intihar düşüncesinin şafağında, bir mücadelenin bitişinde, bir akıl savaşının başlangıcında. Siz ondan çıkarsınız belki fakat o sizde hep var olur. “İçimizde bir seri katil var. Bir vahşi..” Bizler onu felsefeyle dizginliyoruz. İoanna Kuçuradiİoanna Kuçuradi hocanın da dediği gibi, kendini dizginlemeyi bilmeli insan. Belki de insan olabilmek için en temel ipimiz budur. Friedrich NietzscheFriedrich Nietzsche gibi dişlerimizi gıcırdatıp isyan etmek için ve kendimizi keşfetmek için tek silahımızdır felsefe. Sizi sizden ve başkalarından koruyacak olan, ışığı gözlerinize yansıtan en temel şey yine sizde. Prometheus’un ateşi hep zihninizde. O ateş ki; felsefenin ilk yangınıdır. O yangın kutlu olsun! 🔥
Felsefe
··2 alıntı·
8,4bin Gösterim
19 Yorum
Kendimizi bir dakika boyunca felsefeyle baş başa bırakmak ve sormak... Günün geri kalan 23 saat 59 dakikasından ne kadar da uzun bir süre! Ve gerçekten, ne kadar da saygıdeğer bir duruş ve bunu ne güzel bir ifade ediş. :)
Δες Τινα
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim, buna iştirak edenler iyi ki varlar 🌸 :)
Δες Τινα
Gönderi Sahibi
Felsefeden Teselli Felsefenin tesellisine muhtacım bu aralar Var olmakla yaşamak arasındaki çizgide salınıyor, Yalpaladıkça irkiliyorum. Daralıyor gittikçe parkur, Yalnız Varoluşa düşüşe meylediyorum; Hapsoluyorum ve Yaşam korkutuyor: Yaşamak yorucu eylem. Eudaimonia* ise çılgınlık, - en mutlulara - Delilere özgü; Diyet. Aramakla bulunmaz ki Varsa aranmaz zaten: Haktır herkese, diyet. Tefekkürle ulaşmak için, yaşamın özüne Kitap, kitap, kitap! Kayboldum sayfalar arasında Her sayfada sızıyor, mutluluk Damlıyor, ama Doku kabul etmiyor; Doğuştan hastalıklı çürük bünyeler, Gerçekliğe, Haram diyor! Olkan Ogün SorOlkan Ogün Sor BoethiusBoethius’un tesellisinin felsefe severlere yansıyan duygu durumunu anlatan şiir..
Δες Τινα
Gönderi Sahibi
“Köle sahipleri ekmek kaygısı çekmedikleri için felsefe yapıyorlardı, Çünkü Ekmeklerini köleler veriyordu onlara; Köleler ekmek kaygısı çekmedikleri için Felsefe yapmıyorlardı, Çünkü Ekmeklerini köle sahipleri veriyordu onlara. Ve yıkıldı gitti Likya. Köleler felsefe kaygısı çekmedikleri için ekmek yapıyorlardı, Çünkü Felsefelerini köle sahipleri veriyordu onlara; Felsefe sahipleri köle kaygısı çekmedikleri için ekmek yapmıyorlardı, Çünkü Kölelerini Felsefe veriyordu onlara. Ve yıkıldı gitti Likya. Felsefenin ekmeği yoktu, Ekmeğin felsefesi. Ve sahipsiz felsefenin ekmeğini, Sahipsiz ekmeğin felsefesi yedi. Ekmeğin sahipsiz felsefesini Felsefenin sahipsiz ekmeği. Ve yıkıldı gitti Likya. Hala yeşil bir defne ormanı altında...” Melih Cevdet AndayMelih Cevdet Anday
Yazını okuduktan sonra bir dakika düşündüm ve kendime sormam gereken soruları sordum. Hayatımdaki bir çok şeyi ben değil, istemcim seçti. Ama artık olaya el koyuyorum ve istemcimi saf dışı bırakıyorum. Bundan sonra hayatım, benim istediğim gibi olacak. İşte o kadar :D Boşuna profesörü sevmemişiz. Adam baştan aşağı felsefeymiş meğerse :D Neyseki içimde Dexter yerine Prometheus'u hissediyorum. O ateş hiç sönmesin. Ellerine sağlık Des'im. Güzel düşüncelerinle yine aydınlandım.
Δες Τινα
Gönderi Sahibi
Ahaha :) keşke masaya yumruğu vursak ve, “Benim ulen burada yetkili!” diyebilsek.. O adam hep felsefeydi benim gözümde :D ne zaman dedektife aşık oldu dedim ki oğlum yapma :D Umarım hep Prometheus’u hissederiz. Dexter şimdilik otursun :D çok teşekkür ederim Sultan ablacım bu düşünce saygısına iştirak ettiğin için ben teşekkür ederim ♥️🌸
Δες Τινα
Gönderi Sahibi
https://1000kitap.com/gonderi/83300001 :)
Reklam
hizliresim.com/ptxeskh Raffaello Sanzio abinin Atina Okulu tablosunun bu hali de dediklerinize paralel olarak bu mübarek günde daha bir anlamlı, daha bir düşündürücü değil mi? (aklıma geldi bir an, yazayım dedim. yazdım. (= )
Δες Τινα
Gönderi Sahibi
Yer yer bu boş halinde gibi hissediyorum kendimi :) kesinlikle anlamlı oldu 🌸
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.