10/10
·294 syf.·
Beğendi
·
4 günde okudu
·
2022 3. kitabı
Merlin Stone
8.9/10 · 125 okunma
·
495 Gösterim
7 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
saime
Gönderi Sahibi
Akla birçok soru gelmektedir. Bugün elimizdeki yazıları yazmış eski bilim adamlarının çoğunu çağdaş dinler nasıl etkilemişti? Kaç bilim adamı salt erkeklerin önderlikte ve yaratıcı buluşlarda her zaman egemen konumda olduğunu varsayıp bu varsayımlarını eski kültür çözümlemelerine yansıtmıştır? Bu yüzyılda öğrenim gören bunca insan neden Eski Yunan Uygarlığı'nı, ondan en az yirmi beş yüzyıl önce yazılı dil kullanılmış, büyük kentler kurulmuşken, hala en önemli ilk kültür saymaktadır? Ayrıca belki de en önemlisi, ilk hukuk, yönetim, tıp, tarım, mimarlık, madencilik, tekerlekli araçlar, seramik. dokumacılık ve yazılı dillerin en önce Tannça'ya tapınan topluluklarda geliştiği kazıbilimsel olarak kanıtlanmışken, neden sürekli "çoktanrılı" dinler çağının, (kazara sözü edilen) kadın tanrılara tapınma döneminin karanlık ve karmakarışık, gizemli ve günah dolu, daha sonraki eril dinlerle birlikte yer aldığı düşünülen düzenin ve aklın uzun ışığından yoksun olduğu sonucuna varılır? Kendimizi. Evren'in eski Kadın Yaratıcısı'na tapınan topluluklar konusunda kolayca elde edilebilecek bilgilerden neden binlerce yıl yoksun kaldığımızı merak ederken bulabiliriz. (Sf.27)
saime
Gönderi Sahibi
Hem kadın hem erkek tanrılar söz konusu edilirken "ilahlar" sözcüğü yerine "tanrılar" sözcüğünü kullanmayı çoğunlukla, eski dinin çağdaş yazarları yeğlemektedir. Birbiriyle çelişen çeviriler, çeviride seçilen belirli sözcüklerin kullanımındaki doğruluk ve özen açısından bazı soruların ortaya atılmasına yol açmıştır; Driver'in "O çıkarttı çalı-çırpı toplayan kadınlan tarlalardan" tümcesinin, Gray'de "Gidip gelerek sürdürdü kadınlar ağaç kesmeyi tarlalarda" tümcesine dönüşmesi, bu denli yalın bir konuda bile çelişkiye düşüldüğünü göstermektedir. Eski dilleri yorumlayıp çözmenin, sonra da bunları çağdaş sözcük ve terimlere çevirmenin güç olduğu doğrudur. Bazı durumlarda belirli ölçüde, görülen öğrenime dayalı kestirimlerde bulunulabilir; bu geçici bir yarar sağlar ama sanırım burada da önyargılı tutumlar öne çıkmaktadır. Ne yazık ki, aslına uygun olmayan çeviri örnekleri, yanlı yorumlar, yakıştırmalar ve akıl yürütmeler, eski çağların inançlarıyla tutumlarının açıklanmasına belki de bilmeden karıştırılmaktadır. Önemli, önemsiz bütün konularda görülen eril eğilim, önyargılı dinsel tutumla birlikte, şu anda elimizde bulunan kazıbilimsel ve tarihsel gereçlerin çözümlenmesindeki nesnellik açısından konuya ilişkin ivedilikle yanıtlanmayı bekleyen sorulara yol açmaktadır. Bu, uzun zamandır kabul edilmiş kuramlarla sonuçların yeniden ele alınıp irdelenmesi, değerlendirilmesi, sahici kanıtların gösterildiği yerlerdeyse yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşündürmektedir. (Sf.25)
saime
Gönderi Sahibi
"Erkeklerin, yazdıkları yasaları onaylayan bir tanrıya sahip olmak gibi bir üstünlükleri vardır; kadınlar üzerinde mutlak yetkelerini kullandıkları için, bu yetkenin onlara Yüce Tanrı tarafından bağışlanmış olması da bir talihtir. Bütün öbür dinlerin yanı sıra, Yahudilikte, Hıristiyanlıkta ve Müslümanlıkta erkeğin efendiliği tanrısal bir haktır; dolayısıyla Tanrı korkusu, ezilen kadınların başkaldırıya yönelik bütün tepilerini bastırır." Simone de Beauvoir
saime
Gönderi Sahibi
Erkek, Yaratılış kitabındaki özlü yazılardan, Tanrı'nın yaratıcıları arasında en kusursuzun, hep düşünegeldiği gibi, gerçekten kendisi olduğunu öğrenince ağzı kulaklarına varır ... Bu aynı zamanda rahatlatıcıdır da, çünkü dünyada tek başına sahip olduğu eşsiz yüce kusursuzluk konumu hakkında içinde hiçbir kuşkuya yer bırakmaz ... Dünyanın onda dokuzundan fazlasında, kadını günahkarlıkla suçlayan Yaratılış öyküsünün ilkeleri, erkeklerin yüreklerinde yankı bulur... Barbara Cartland
saime
Gönderi Sahibi
Biliyorum ki kadın bugüne kadar hep dünyaya günahı getirmekle suçlanıp durmaktadır. Suçlamaları karşı-savlarla püskürtmeye çalışmayacağım, hep üstü kapalı geçiştirilmesine karşın, Adem'in eşinin önerisini direnmeden kabul ediverişinde, erkeklerin benimsediği akıl gücü üstünlüğünden hiçbir iz yoktur. Havva'nın daha büyük bir günahkar olduğunu kabul etsek bile, erkek yaklaşık altı bin yıldır sahip çıkıp uyguladığı egemenlikten hoşnuttur; bence, kadınlan boyunduruk altında tutmaya çalışmak yerine, düşenleri kaldırmak, zayıfları güçlendirmek üzere çaba harcamak çok daha sahici bir soyluluktur. Cinsime hiçbir ayrıcalık istemiyorum. Eşitlik hakkımızdan vazgeçmiyorum. Erkek kardeşlerimizden bütün istediğim, boynumuza dayadıkları ayaklarını çekmeleridir... Sara Paretsky
Reklam