Gönderi

Tembellik En Büyük Haktır!
9/10
·64 syf.··
2023 1. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2023 22:23
YouTube kitap kanalımda Tembellik Hakkı kitabını detaylı olarak yorumladım: ytbe.one/b7vPSs9d6fY Son zamanlarda okuduğum en iyi kitaplardan biriyle tanıştırmak istiyorum sizi bugün... Onun adı #k:252434. Bazı kitaplar çok ince olmalarına rağmen bize söylemeye çalıştıklarıyla hacimlerinin dışına taşabiliyorlar. Kalın kitaplarda bir düşünceyi yayıp detaylandırmak nispeten kolaydır ama 60 küsür sayfada bir düşünceyi okuruna geçirebilmek bir başarıdır. Bazen tembellik yapmayı çok seviyorum. Neyse ki, bu kitabı okumak için tembellik etmeyip okumamı tamamladım. 2 yıl önce kendi mesleğinden istifa eden ve tembellik hakkını hak eden biri olarak size anlatacağım şeyler var. Kendi mesleğinde işe her gün mutsuz giden biriydim ben. Düşünsenize, Süper Mario olmadığınız için elinizde sadece tek bir yaşam hakkı var ve siz de bunu hakkıyla yaşayamıyorsunuz. Çünkü meslekler harika olmasına rağmen bu mesleklerin içini dolduran insanların karaktersizliğini ve paragözlüğünü görüyorsunuz. Mutsuzlaşıyorsunuz, yıpranıyorsunuz, tükeniyorsunuz... Katip Bartleby ve Oblomov gibi kitaplar bu yüzden yazıldı işte. Kendi meslek hayatlarınızı ve iş düzenini sorgulayın diye. Uğruna emeğinizi ve zamanınızı harcadığınız işverenlerin değeri ne kadar hak etmeyen insanlar olduklarını anlayabilin diye. Hatta sırf bundan dolayı Oblomov kitabında Oblomov'a sordukları bir soruyu hiç unutamıyorum: "- Niçin uyuyorsun? - Vaktin nasıl geçtiğini bilmemek için." [s. 434] Bazen siz de kendi içsel zamanınızla hayatın akan zamanı arasında bir uyumsuzluk hissediyor musunuz? Çalışmak sizin kendi benliğinizle hayatın benliği arasında bir uçurum oluşturuyor mu? O halde belki sizin de #k:252434'nızı kullanmanız gerekiyordur artık. Bu kadar ağır çalışma saatleri olan ve insanların emeğinin karşılığını çoğu zaman alamadığı bir ülkede olduğumuz için bu konuyu hep sorguluyorum. Çalıştığımız insanlar bizim mesaimizi, emeğimizi ve zamanımızı hak eden insanlar mı? Emeğinizin karşılığını tam olarak alabiliyor musunuz? Hatta en basite indirgemek istiyorum bu soruları... Şu an yaşadığınız hayattan mutlu musunuz? Cevaplarınızı gerçekten merak ediyorum. "Günde üç saatten fazla çalışmamalı, günün geri kalanında ve geceleri tembellik etmeli, yiyip içip eğlenmelidir." [s. 16] Şu an bu incelemeyi okuyanlardan kim hayatlarında üç saatten az çalışıp günün geri kalanında tembellik edebiliyor, özgürce yiyip içip eğlenebiliyor? Hangimiz sorumluluk çuvallarının altında ezilip büzülmüyoruz? Hangimizin patronu bir emir verdiğinde ona "Bunu yapmamayı tercih ederim." diyebiliyoruz? Soruların cevaplardan daha önemli olduğunu anladığımız zaman bakış açımızda bir kırılma noktası oluşuyor. O yüzden cevaplardan çok soruları önemseyen bir insan oldum son zamanlarda. Hem sorduğum bütün bu sorular Şener Şen'in Zengin Mutfağı oyununda dediği bir sözü getiriyor aklıma: "İnsan kime hizmet ettiğini bilmeli." Evet dostlarım, gerçekten de kime hizmet ettiğimizi bilmeliyiz. Bu kitabı hepimiz okumalıyız. Eğer bu inceleme sizde en ufak bir sorgulamaya sebep olduysa bu incelemeyi paylaşmalıyız. En doğal hakkımız olan #k:252434'mızı kullanmalıyız. Elimizdeki tek hayatı gerçekten de tek hayatmış gibi yaşamak için neyi bekliyoruz?
Edebiyat
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202013,3bin okunma
··
1 +1'leme
·
12,8bin Gösterim
11 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
gerçekten mutlaka okunması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum… küçük ama etkisi büyük bir kitap. marx’ın damadının yazdığı bir kitap olması da cabası diyebiliriz…
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
peki benim bu bilgiyi şimdi öğrenmem.. tam da bugün marx'ın 1844 el yazmaları'nda yabancılaşmış emek başlığı konusunda araştırma yapıyodum şimdi taşlar yerine oturdu
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
günaydın, umarım bundan sonraki günleriniz tembellik yaparak geçer.. incelememizi tembellik yapmayıp okuyalım ama
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
1 puanı kırma sebebim de kitabın anlattıklarının gerçek hayattaki karşılığının çok düşük olmasından dolayı. kapitalizmin bu kadar vahşi olduğu bir hayatta tembellik hakkı ne yazık ki bir ütopyadan ibaret oluyor
Kitabı okumadım, ama okumayı kesinlikle düşünüyorum. Lakin bulunduğumuz bu dünya düzeninde en tatlı tembellikleri sanatı, sinemayı, edebiyatı bile aceleye getirerek kalan boş vakitlerimizin arasına sıkıştırmaya çalışıyoruz. Hatta bazen yemeği bile aceleye getirdiğimiz oluyor. Tembelliğimizi kendi isteğimize göre ayarlamak istediğimizde ise müthiş bir gelecek tehlikesi gözüküyor ve insanı dehşete düşürüyor. Bu ikili çıkmazın arasında sıkışıp kaldığımı hissediyorum. Ve yine teselliyi küçük tembelliklerde buluyorum..
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
evet, çok güzel sorgulamalar bunlar. o küçük tembellikleri büyütüp olgunlaştırmak çok önemli bu noktada. şimdiki anı yaşamayı unuttuğumuz her an kendi geleceğimizin kölesi oluyoruz.
Kitabı okumamın üzerinden zaman geçti ancak bildiğimiz anlamda “tembellik”ten bahsetmediğini hatırlıyorum. Özünde işçilerin ne kadar uzun saatler boyunca -16 veya 18 saat civarı- çalışmalarına karşı bir başkaldırı niteliğindeydi. Bu durumun değişmesinin gerekliliğine dem vurulup 8-8-8 saat şeklinde günün ayrılması isteniyor. Bununla da 8 saat uyku veya fiziksel dinlenme, 8 saat çalışma, 8 saat hayatta zevk alınacak şeyler (eğlenme, öğrenme, sosyalleşme vb.) için bir pay bırakılması savunuluyor kitapta. Bu bile şu an için hala değişmesi istenen bir paylaşım ancak o dönemin şartları için devrimsel bir nitelikteymiş. Günümüzde 4 gün çalışma 3 gün tatil veya sabahları geç işe gitme gibi esnek çalışma saatleri de bu değişimin günümüze yansımaları. Öte yandan insanların zamanı bir ot veya sevimli küçük canlılar gibi geçirmeyi, eylemsiz bir tembellik yapmayı bu kitaptan algılamaları kitabın özünü bozan bir mesaj bence. Eklemek istedim. Emeğine sağlık Oğuzcum🌸
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
değerli yorumun için teşekkür ediyorum fakat kitapta 8 saat çalışma yerine günde 3 saat çalışmadan fazlası kölelik olarak görülüyor aslında. o yüzden günümüzdeki 4 gün çalışma sistemi bile bu kitabın anlattıklarına çok ters. zira sen kendin için değil, her türlü başkaları için çalışmış oluyorsun işe gittiğinde. o yüzden esnek çalışma saati gibi süslü kelimelerin kendi adıma kapitalizmin yüzüne taktığı maskelerden bir tanesi olduğunu düşünüyorum. elbette tembellikle sadece salt bir tembellik anlatılmıyor olsa da eğlenmek, sosyalleşmek ve kendimize zaman ayırmak için gerçekten de bildiğimiz anlamda çalışmanın zıttı olan tembelliği kazanmamız gerektiğinden bahsediliyor bir nevi. her türlü o tembelliği elde etmek için fırsat yaratmamız gerekiyor
Reklam
1000k da gördüğüm en incelemelerden biri olmuş kesinlikle
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
teşekkür ediyorum