Alain de Botton tarafından, 2000 yılında kaleme alınan kitap; felsefe deyince acaba! diye düşünenler için yazılmış bir kitap diyebilirim. Sade anlaşılır bir dil kullanıp resimlerle de zenginleştirilmiş (bazen gereksiz resimler sunulmuş). Farklı filozofların yaşamından kesitler sunmuş böylelikle daha önce okumadığınız filozoflar hakkında da bilgi bulabiliyorsunuz.
Buradan sonra yazacaklarım kitap içeriğinden ayrıntılar içerir. (spoi)
Ne acıdır değil mi anlaşılmamak? Peki ne kadar canınızı yakar bu? Sokrates'in canını yaktığı kadar yakar mı, diye soracağım ama onun canını hiç yakmadı. Anlaşılmayıp üzerine iftira atılıp baldıran zehri ile ölüme yollandı, kaçabilirdi kaçmadı, kabul edebilirdi etmedi hiçbir şey felsefesinden alıkoyamadı. ''...soluk aldığım sürece herkese doğruyu anlatmaktan asla vaz geçmeyeceğim... evet baylar yüz kere ölmem gerekse bile davranışlarımı değiştirmeyeceğim...'' dedi ve son günlerini yaşamaya koyuldu.
Sokrates ile yapmıştı başlangıcı Botton, daha ilk bölümde ölüm de olsa, sizi teselli edecek felsefe diyordu.
Epikür (Epikuros) ile ''yeterince paraya sahip olmamanın tesellisi'' ni sunuyordu yazar, mutluluğu aradık. En büyük zenginliğin dostluk olduğunu bir kez de Epikuros' tan duyduk ve ne kadar sefil olduğumuz aklımıza geldi. Özgürlük dedi, düşünmek dedi; mutlu olmak için doğal ve gerekli olan şeyler bunlar dedi. Peki ne doğal ne de gerekli olmayan şey için ne demiştir: Şan şöhret - güç :).
Roma yanarken şarkılar söyleyip, gülüyordu Zalim Neron. Annesi, kardeşi derken sıra hocasına gelmişti onun da ölmesini istiyordu, Seneca bunu biliyor ve bekliyordu, kapısı çalındığında buna hazırdı. Eşi Polina buna hazır değildi, dayanamayacağını onsuz bir yaşam süremeyeceğini söyledi ve bileklerini kesmek için izin istedi, Seneca: Bu isteğini sana çok görmeyeceğim çünkü bu güzel bir örnek, ikimizde metanetle ölüme gideceğiz ama seninki daha asil bir son olacak'' Zalim buna izin vermedi.
Zorluklarla geçen bir yaşam düş kırıklığı ile son bulan bir hayat Botton bunun tesellisini sunuyordu bize.
Kendini yetersiz hissetmenin tesellisini Montaigne ile örnekliyordu. Bu bölümde bu alıntıyı yapmadan geçemeyeceğim: -syf175 '' Herkes alışık olmadığı şeyi barbarca buluyor; hakikate ya da doğru akıl yürütme yöntemine ilişkin ülkemizde ki alışkanlıklardan, burada üretilen fikirlerden başka ölçütümüz yok. Kusursuz din kusursuz idare her şeyin en gelişmişi en iyi uygulaması burada, bu ülkede.
Montaigne
Başka ölçütümüz olmadığı için (ben buna cahillik diyorum) en kusursuzunu bizde sanıyoruz.
Çektiği aşk acıları açısından değerlendirildiğinde, belki de filozofların en hassasıdır o Arthur Schopenhauer , onunla anlatıyor yazar bize kırık bir kalbin tesellisini.
Kendini kötü hissetmenin iyi bir şey olduğunu düşünüyordu, çoğu filozofun da ''lahana kafalı'' olduğunu söylüyordu Friedrich Nietzsche . Deneyim yaşamalı bunu yaşamadan büyük sanat eserleri çıkaramaz insan diyordu Nietzsche, Botton da zorlukların tesellisini onunla açıklıyordu.
Kendimizi iyi hissetmemizi sağlayan her şey bizim için iyi değildir, bize acı veren her şey de kötü olmayabilir.
Teşekkürler..