Vedat Türkali, senarist, yazar ve şairdir. 1965 den 1972 yılına kadar yönetmenlik de yapmıştır. Kadir İnanır, Aytaç Arman ve Yılmaz Güney in 1 er filminde olmak üzere toplamda 3 yönetmenlik tecrübesi olmuştur. Özellikle Fatmagül'ün Suçu Ne? kitabının yapımları onun adını duyurmasında büyük katkı sağlamıştır. Fatmagül ün Suçu Ne nin Türk Yapımı 1986 yapımı Hülya Avşar ın oynadığı filmi, 2010 yapımı Türk yapımı Beren Saat in oynadığı dizisi, Netflix yapımı Alba adındaki İspanyol yapımı dizisi ve 2017 yapımı Hint yapımı Kya Qusoor Hai Amala Ka? adında dizisi mevcuttur.
Vedat Türkali birazcık anlatayım o halde. Öncelikle ünlü şarkıcı Zeynep Casalini onun torunudur. Atıf Yılmaz ın da kayınpederidir. 2009 senesinde kazandığı Yaşam Boyu Onur ödülü Altın Portakal ı vardır. Hem görsel, hem de yazılı sanatlara birçok önemli eser kazandırmıştır. 97 yıllık ömrüne birçok önemli şey katmıştır ve adını unutulmazlar arasına yazdırmıştır.
Asıl adı Abdülkadir Demirkan'dır. Daha sonra mahkeme kararıyla Pirhasan soyadını almıştır. Siyasi mevzularda 7 sene cezaevinde yatmıştır. TKP ilk üyelerindendir.
Bir Gün Tek Başına kitabını o kadar çok öveceğim ki sizde okuyun, okutturun diye siz benden bu incelemede belki yılacaksınız. Kitap, Vedat Türkali nin ilk romanı. Ama usta kalem ilk kitabında kaliteyi arşa çıkarmış ve nirvanadan roman kariyerine giriş yapmış.
27 Mayıs Darbe dönemi öncesini anlatan bir kitap. İki kadın bir adam konusu içerisinde gerçekleşiyor. Aslında eşine boşanma isteğini defalarca dile getiren ama kendi boşanmış bir ailede büyüyen bir ailenin kızı olan eşinin boşanmayı kabul etmemesi ile aslında bu durum oluşuyor. Eşi Nermin ve sevgilisi Günsel.
Başkarakterimiz bir başka darbede başa geçen Kenan Evren in ki ile benzer ada sahip olması sanki düşünülmüş bir şey gibi geldi bana. Başkahraman Kenan, geçmişte Karl Marx cı düşüncesinden dolayı dayak yediği için bastırılmış, 30 yıllık dostu Rasim e bir şekilde maddi ve manevi olarak yani her konuda sırtını dayamış ama asalaklık durumundan da memnun olmayan ve bu durumla ilgili de ekstra hiçbir şey yapmayan bir genç. Kısaca Oblomov. Apolitik takılmayı kendine daha uygun buluyor. Çünkü bir şeylerin düzeleceği ile ilgili bir beklentisi yok. Hayattan bezmiş. Evliliğinde mutsuz. Çocuğuna karşı ilgisiz. Arkadaş çevresini dahil beğenmeyen bir kişi. Aslında eşinin ve çevresinin vurdumduymazlığı onu bu duruma itmiştir.
İlk kez bir kitapta yanlış hatırlamıyorsam bir nymphomaniac olan karaktere denk geldim. Hatta neden kullanılmaz kitaplarda diye de düşünmüşümdür. Rasim in eşi Refia (Refiş) böyle bir karakter.
Günsel aslında onun gözünü tekrar açan kadın olarak kitapta Kenan ın karşısına çıkıyor. Sosyalist, korkusuz, sorgulayan, eğitimli, dürüst bir kadın profili onu tarif için mümkün sıfatlar.
Hikayemiz iki kadın, bir çocuk, iki ev, toplum sorunları, aldatışlar, sahtelikler, dönemin siyasi, sosyal sorunları, ülkemizin reel tarihi çerçevesinde devam ederek sona erer ve kitabın adından da anlaşılacağı üzere Bir Gün Tek Başına kalınır. Spoiler olmasın ama bakalım kim ya da kimler bu kitapta bir gün tek başına kalmıştır. Hepinizin okumasını net bir şekilde isterim. Pişman olmazsınız. Siyasi sorgular, aşk tatmin edici seviyelerde idi özellikle.
Küçük burjuva duyarlılığı ile kitap yorumlayan yazarımız, sevdiği kadın Günsel in hep yanında olmasını, haklı davasını bırakmasını, çünkü zamanında kendisinin de yaşadığı gibi bir sey elde edemeyeceğini, güçlünün haklı çıkacağına, doğrunun bir şey ifade etmediğini haykırır durur.
Kenan karakteri bana Oblomov karakterini de hatırlattı. Bir şeyler düşünen ama hiçbir şey uygulamayan bir karakter. Hareketsiz. Boşvermiş bir karakter.
Yazım tekniği harika. Bilinç akışı, iç monologlar, karşılıklı dialoglar çok iyi, samimi. Edebi açıdan da kitap fazlası ile tatmin edici. Bilinç akışı yer yer zorlasa da hatta bazı yerler bana Tutunamayanlar ı hatırlatsa da yine aynı o kitap gibi herkesin bir gün kesin okuması gereken bir kitap. Hatta neden sineması yapılmamı be, ne filmi olurdu bunun şimdi ha gibi kendi içimden de çok söylendim durdum. Umarım bir gün bu gerçekleşir.
Kalın bir kitap diye korkmayın ve 3 haftanızı bu kitaba kesin ayırın.
Puanım tabii ki 10.
Şimdi kitabı okuyup okumamak noktasında kararsız kaldım çünkü Oblomov ve Tutunamayanlar kitapları beni korkutan romanlar. Evet ikisini de çok severek okudum ama biraz zorlandım sizin önerdiğiniz kitap onlar kadar zorlayıcı ise galiba herkes kesimine ben giremeyeceğim .