Bir eviniz var mı?
Bir eve ait misiniz?
Sizin için "ev" ne ifade ediyor?
Bu iki harf nasıl bir çağrıştırım uyandırıyor zihninizde?
Çok mu soru sordum? Öyle bir eser ki okurken çok daha fazlasını soracaksınız kendinize... Varlığınızı, aidiyetinizi, kimliğinizi, geçmişinizi, hayatınızdakileri ve hayatınızdan çıkanları, kısacası her şeyi içsel bir sorguya çekeceksiniz. Kolay olmayacak içinden çıkmak! "Ne var ki en çok acıyan yerlerden bahsetmek öyle kolay olmuyor." (s. 141) Bir sonuç değil bir süreç romanı bu. Hayatınızın romanı!
Mahmut Hoca'nın bir okul tarifi vardı hatırlar mısınız? "Okul sadece dört yanı duvarla çevrili, tepesinde dam olan yer değildir. Okul her yerdir. Sırasında bir orman, sırasında dağ başı..."
Peki ya ev?
Okul yıllarımızda resim defterlerimize çizdiğimiz, yaz kış bacasından duman tüten yer midir? Bir fiziki mekana bağlı kılabilir miyiz evi? "Ev dediğiniz dört duvar değil ki, orada sizi sevecek, saracak biri..." (s. 382) "Böyle düşününce belki de en başından beri esas ihtiyacım ev bulmak değil, ev olmaktı diyorum. İçimdekilere ve dışımdakilere." (s. 446)
Aidiyet hissetmediğimiz yerler ev olabilir miydi bize? Kalbinde yer etmediğin insana ait misin mesela? Günün yorgunluğunu dindiremeyen mekana? Edebiyatçılar iyi bilir "kapalı mekanlar" vardır eserlerde. Yalnızca fiziksel olarak değil, kahramanın kendini labirentleşen mekanda sıkışıp kalmış gibi hissettiği, daraldığı, huzur bulamadığı mekanlar. Arthur Schopenhauer der ki "İnsanların çoğu bir zindanda mutlu olamayacak yaratılıştadır; bizi içimize gömen duygularsa zindanların en kötüsünü oluşturur."
Bir yolculukta geçiyor eser... Fiziksel bir yolculuğa ruhsal bir yolculuk eşlik ediyor. Ve o yolda yürüyen insanlar. Evinden ayrı düşen, sevdiklerini yitiren, içindeki evi arayan insanlar. Başkahraman Seher kadar yoldaşlarının da ayrı ayrı hikayeleri var. "Vesna" mesela... Yaktı içimi. Daha yeni bitirmiştim oysa Ben Amir ile Bosna'ya dair bir hikayeyi. Şunu bir kez daha anladım ki bazı acılar üzerinden yıllar geçse de unutulmuyor. "Ben benzemiyorum. Ben, kötü şeylerin tohumu. Annemin hatırlamak istemediği adamlara benziyorum." (s. 283) "İçim hâlâ yaralı, Bosna'yım ben!"
Tutunacak yer bulamayıp şarkılara, türkülere tutunduğunuz olur mu hiç?
Sezen Aksu aşağıdan kaçıncı seferdir seslenip duruyor. "Bir kedim bile yok anlıyor musun, hadi gülümse." Olmadık yerlerde bir ses çalınıyor mu kulağınıza ve alıp götürüyor mu sizi kendinizden çok uzaklara?
"Kederli bir akşam, içmişiz, sarhoşuz, hepsi bu."
"Ahmet Kaya?"
"1990."
Sevdiğim şarkılarla eserde de karşılaşmak sımsıcak yaptı içimi. Yalnızca türkü ve şarkılar mı? Yazarlar da... " José Saramago'nun da mezarı bir zeytin ağacının altında. Doğduğu toprakta yetişmiş zeytinlerden birini alıp adına yaptırılan müzenin önüne dikmişler, küllerini de ağacın toprağına gömmüşler. Öldükten sonra bile meyve veriyor. Sevdiğim yazarlar zeytin seviyor."
- Tanısan çok seversin.
+Tanımasam daha çok severim. (s. 56)
Unutma Dersleri ile başlamıştı yazarla tanışıklığım. Öyle bir ders verdi ki unutamadım. Fiili tanışıklığın olan insanları belki unutabiliyorsun ama ruhu ruhuna değen insanları unutamıyorsun. Şimdi adeta onunla çıkmış gibiyim bu yolculuğa. "Uyutmayan neyse yola düşüren de o işte, belli." (s. 140) Ve çok şey öğrendim bu yolculuktan, sordum, sorguladım, kendimce cevaplar çıkardım. Ama aslolan sonucun değil sürecin, bitişin değil yolculuğun farkına varmaktı. Bu yüzdendi sona geldiklerinde yolculuk bitmesin isteyişleri...
"Ne garip, biraz kendini deşmeye kalksa, insan, sonunda olduğunu sandığı kişinin tam tersi çıkıyor." (s. 49)
Bu yolculukta da bolca deştim kendimi. Delik deşiğim. Ama eseri elimden bırakırken şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim: Galiba evimdeyim.
Yüreğimle,
Bedenimle,
Dört duvarı ve duvarlar dışında benliğimdeki yeriyle evimdeyim.
Sonuca ulaşmak önemli ama süreçte kalmayı başarıyorum sanırım.
İyi geldi bu sorgulama.
Çokça hırpalandım ama zihnimdeki sorular cevaplı şimdi.
Günler süren bir yolculuktu ama "değdi".
Olmaktan huzur bulduğunuz yerde olmanız, olduğunuz yeri eviniz görmeniz, sürecin tadına varmanız, hayatınızdakilere ev olmanız dileğimle...
Okunacaklarda bir kitap daha oldu. Kalemi çok kuvvetli bir yazar Nermin Yıldırım ben yalnızca bir kitabını okudum henüz ama etkilemişti.
Öyle okunası incelemeler yazıyorsun ki görür görmez zaman arayışına giriyorum okumak için. Emeğine, fikrine, samimiyetine sağlık. ☺️