Ölürken kahkahamı ona bırakacağım.
Puan vermedi·121 syf.··
2023 38. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2023 20:26
"Bir kadın, bütün parçalanmış, yanmış aklı ve hiç sarsılmayacak açıklığıyla yazmış bir kadın..." Sy 49 Düşüncesiz bir koca ve anlayışsız bir anne ile yaşamanın insanı nasıl adım adım intihara sürüklediğinin çarpıcı bir örneği. "Şiir yazdığını bile bilmezdim, bir kenarda pıtır pıtır bir şeyler yazardı." Görebileceği ya da düşünmek için fikir yürütebileceği, üzerine çarpı işareti çizdiği noktada durmayı sever insan. Göremediği yerlere bakma zahmetine değmeyeceğine inanır çünkü, korkunç! "Benle benim aramdaki farkı görebiliyor musun?" * Nasıl bir anne ki bu kızının kendisine dahi anlatmaya çekindiği şeyleri yazmış olduğu defteri para karşılığı bir yayınevine satar? Bir de bu başarısı için Nilgün Marmara'nın annesi Perihan Marmara'ya teşekkür etmişler defterleri bize ulaştırdığın için diye. O da yetmezmiş gibi önsözde Nilgün'ün defterine yazdıklarını aynen yayımladık diye not düşmüş Gülseli İnal hanım, hatta Nilgün Marmara'ya sitemvari bir şekilde deftere yazdıkları oldukça okunaksız yazılar bütünüydü, tam dört ayımızı aldı yazdıklarını temize çekmek diyor. Acaba kimsenin okumasını istemediği için bu şekilde yazmış olamaz mı? Bir de bakın ne kadar çok uğraştık yazıları temize geçirmek için der gibi iki sayfada bir Marmara'nın el yazısının resmini paylaşmışlar... hizliresim.com/fqylrn7 i.hizliresim.com/8f5au81.jpg i.hizliresim.com/lno86dx.jpg * Ve, bu nasıl bir koca ki aynı yastığa baş koyduğu kadının yıllardır bipolar bozukluğundan muzdarip olduğunun farkına varamaz? Hatta Nilgün Marmara eşi Kağan bey ile bir dialoğunu not etmiş kâğıda; KAĞAN "Hayat yine de üzülmeye değer!" NİLGÜN "Hayatın neresinden dönülse kârdır!" Daha sonra da şunları ekliyor; "Üzerimden trenler, kamyonlar tırlar ve tüm araçlar geçiyor sana doğru yürürken bu sonsuz ev­cilik oyununda." Daha sonra da şunu yazmış buruşuk bir kağıdın mürekkebi kurumuş köşesine; "Küçücük bir dileğim var: seninle evde de olsa karşılaşıp yakın iki insan gibi birlikte durup ko­nuşmak." Kadın koşar adım uçuruma gidiyor ve tutan yok, daha da kötüsü yolundaki engebeli alanları temizliyorlar, yolda ayağına taş değmesin diye. "Akıl hastanesinde gidişat üzerine sorgulamada, hastalardan biri: "Hepiniz bir gün buraya geleceksi­niz, gelecek, geleceksin, geleceksiniz, gelecekler': demiş." Nilgün Marmara'nın defterine yazdıkları kimi günlük, kimi eleştiri ya da karalamış olduğu bu notları; Fernando Pessoa'ın Huzursuzluğun Kitabı ile, Cesare Pavese 'nin Yaşama Uğraşı ile, Sylvia Plath 'ın Sylvia Plath'ın Günceleri ve Tezer Özlü'nün Kalanlar kitaplarıyla kıyaslamamak gerekiyor. Çünkü bu saydığım yazarların eserleri öldükten sonra yayımlanmak için, kimi de kitaplaştırılmak için yazılan defterlerden oluşuyor. Nilgün Marmara ise kimseye söyleyemediklerini kaleme almış ve bu defterleri intihar etmeye karar verdikten sonra yakmak istemiş ancak araya başka olaylar girmiş olacak ki tüm yazdıklarını saklamış ve intihar ederek aramızdan ayrılmıştı. Annesi bir şekilde Marmara'nın günlükleri ve defterlerini bulmuş ve yayımlaması için Gülseli hanıma göndermiş. Gülseli İnal ise bu defterleri Nilgün hanımın eşinden saklı bir şekilde yayımlayarak büyük spekülasyonlara yol açmış, Kağan bey ile davalık olmuşlardı. "Yüzü olmayan bir palyaço, elleriyla olmayan yü­zünü örtüyor ve ağlıyor. İçerden ağlıyor ve ölüyor. Zaman yüzünü eskitemez çünkü yüzü yok!" "Geliyorlar, bu evde doğan· yeni bir ölümü görmeye; koşarak, düşe kalka yuvarlanarak, sürünerek ... Nasıl olursa olsun; görmek için bu eski dostların yeni cesetlerini ve göstermek için kendi dirimlerinin kıvılcımlarını- geliyorlar! Uyuyan ar­zunun düşün imgelemenin, anlağın, belleğin leş ko­kularını duyurmaya geliyorlar. Ölüm sessizliği, toz ve küf kokan evden ayrıldıklarında seviniyorlar canlıyız diye." Nilgün Marmara 13 Ekim 1987 yılında evinin beşinci katta ki balkonundan atlayarak yaşamına son verdi. Son zamanlarda bipolar bozukluğu psikoza dönmüş, buna rağmen oldukça zeki ve entelektüel birisi olduğu için doktorunun en zor vakalardan biri dediği hastalığıyla ardında soru işaretleri ile beraber canına kıydı. Ölümünün ardından bu olayın intihar değilde eşinin intihar süsü verdiği bir cinayet işlemesi şüpheleri etrafta dolaşmaya başladı. Bunun sebebi ise son günlerde Nilgün'ün tedaviyi kabul etmemesi, absürd davranışlar sergileyerek kendini komik duruma düşürmesiydi. Eşi Kağan Önal her zaman bu suçlamaları inkâr etmiştir. (Defterde bir nokta dikkatimi çekti, Nilgün Marmara eşinin Libya'dayken her gün barlarda sürttüğünü yazmıştı) İşin tuhaf kısmı ise Nilgün'ün intihar ettiği günün sabahı eşine tedavi olmayı kabul ettiğini söylemesiydi. Anlaşılan kendi yöntemi ile tedavi olmayı seçmişti... Evleneceğiniz eşi seçmek, benziyor intihar biçiminizi seçmeye. Hiçbir şey adil değil...
Biyografi-Edebiyat
Kırmızı Kahverengi DefterNilgün Marmara · Telos Yayıncılık · 20001,853 okunma
·
303 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ölüm şekli çok üzücü olmakla birlikte O yokken, O nun izni olmadan yazılarının yayımlanması da aslında bir o kadar üzücü...
Harun Gülle
Gönderi Sahibi
Annesini dinlemek isterdim, neden kızının en özel yazılarını yayımlatmak istedi diye.