Gönderi

"Bir kitap okudum, insana bütün bakışım değişti."
9/10
·200 syf.··
2024 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2024 16:08
Kaç hayat tanırsın bir kitapta? Kaç yolculuğa çıkarsın? Ve kaçından sağ çıkabilirsin bu yolculukların? Yaralar vardır, kabuk bağlar. Kurcalamadığın zaman kanamaz. Ama bir gün bir bakmışsın, deşilmiş yaran. Hiç olmadığı gibi, hiç olmayacak bir zaman. "Sana hangi derdimle ağlayayım bil­mem ki," diyordu İskender Pala Bülbülün Kırk Şarkısı'nda. Öyle bir kitap okudum ki şimdi, kimin hangi derdine ağlayayım, kime hak vereyim bilemedim. Gerçek hayatın bir yankısı gibiydi, kimin penceresinden baksam vardı bir haklılık payı, hangi eve konuk olsam düştüğü yeri yakıyordu ateş. Ortak olan tek bir şey vardı, en çok ailesinden yaralıydı insanlar, bir ömür geçmeyecek, bir kuşağa sirayet edecek bir yara varsa aile yarasıydı. Başka bir kitabında öyle güzel anlatıyordu ki yazar bu durumu: "Ayakkabı vurduğunda ayağının arkasında bir yara açılır, ço­rap giydiğinde o yara çoraba yapışır, çorabı çıkarttığında ka­buk kopar ve tekrar kanar. İyileşmesi zaman alır. Ayakkabı­yı çorapsız giyemezsin, çorapla giysen yine yapışır. Aile yara­ları biraz böyledir. Yürümekten vazgeçemezsin ve attığın her adımda canını acıtmaya devam eder." "Evde, yani 'aile içinde' de yalnızdım," Budala kitabında geçen bir Fyodor Dostoyevski cümlesi... Ama bu esere öyle yakışırdı ki... İnsanlar yalnız. Kalabalıklar içinde, aile içinde... Yalnızca yalnız değil, birbirlerinin katili. "Silahlar insanları öldürmez, insanlar insanları öldürür," der Ziya Selçuk, günden güne, eritip bitirerek, sindire sindire öldürürler. Gönül Dağı diye bir dizi var, izleyenler bilir. Her kahraman kendi hikayesini kendi ağzından anlatır. Vay be dersin, ne hayatlar var! Kimse durduk yere kötü, taş kalpli, aksi olmaz. Vardır bir hikayesi. Teyzem var mesela. Küçükken hiç sevmezdim, çok katı bir kadındı. Büyüdükçe hak verdim, yedi çocuğu oluyor, hepsi art arda ölüyor, sekizinci çocuğu hayatta kalıyor ama dilsiz. Olsun, diyor. Dilsiz de olsa bir oğlum var. Ormanda traktöre tomruk yüklerlerken biri düşüyor üzerine, o da ölüyor öylece. Acılar çeşit çeşit, herkesin hikayesi kendi içinde. Herkesin sırrı kendi yüreğinin yükü... Bu kitap da öyle işte. Bir ailede kim varsa onun ağzından dinliyoruz. Kadın kocasının içini bilmiyor, oğlu annenin... Hiç hayali karakterlere gerçekten yaşıyor muamelesini yaptığınız, gerçekten yaşattığınız oldu mu? Bir Martin Eden var mesela, ölsem unutmam. Şermin Yaşar da öylesine bağlanmış ki kendi oluşturduğu roman kahramanına, eserini ona ithaf etmiş. "Ethem'e... Ethem, bir hayali karakter. Ancak onu yazarken sıkıntısını, yalnızlığını, ek yordamını o kadar derinden hissettim ki, bu kitabı Ethem'e hitap ediyorum." Taşımaktan yorulduğunuz sırlar var mı omuzlarınızda? Kimin yok ki, değil mi? Sahi, bir gün evlatlık olduğunuzu öğrenseniz ne yaparsınız? Bir gün sizi sakat bırakanın babanız olduğunu duysanız? Aynı yastığa baş koyduğunuz insanın aslında yıllardır başkasını seviyor olduğunu? Annenizin sizi hiç sevmediğini? "Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır." Bazı gerçekleri öğrendiğinizde çok geç olur değil mi? Bazen de henüz hiçbir şey için geç değildir. "Hiçbir şey için geç değil, ne kocalığım için ne babalığım için ne de kendi hayatım için." Birçoğumuz sırtımızda yüklerle geliyoruz dünyaya, kimimiz sevgi taşıyor, kimimiz nefreti, taşınması güç sırları... Ve er ya da geç bütün düğüm çözülüyor, çözüldüğü yerden kurtarabilen varsa ne mutlu, Ethem gibi mesela... ama öyle düğümler var ki çözülene kadar sağlam hiçbir şey bırakmıyor insanın hayatında, çürümüş oluyor geriye kalan her şey. Ve her insanda var biraz: "İnsan böyle bir şey. Nerede, hangi yaşta olursa olsun, kabuğunu kırıp içine baksan içi cılk yara." Sadece kimileri iyi gizliyor, biz de her şey güllük gülistanlık sanıyoruz. İçime işleyen bir kitaptı. Yaktığı ateş ne zaman söner bilemiyorum. Kapağı kapattıktan sonra her insana daha farklı bakacağım aşikar. Zira hepsinin göremediğim tarafında tahayyül edemeyeceğim sırlar var. Ve şimdi Orhan Pamuk misali: "Bir kitap okudum, insana bütün bakışım değişti."
Edebiyat
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,1bin okunma
··1 alıntı·
14 +1'leme
·
28,3bin Gösterim
44 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Şermin Yaşar, İclâl Aydın, Canan Tan... eserlerini her duyguyu en dibine kadar yaşayabildiğim yazarlar benim nezdimde. Ki sizde okurken yakalanıvermişsiniz ben gibi. Kaleme aldığınız her incelemeyi okuyamasam da, denk geldiklerimi sonuna kadar okuyup 'Pınar, bu kitabı okunacaklar listene ekle,' dediklerim çıkmıyor değil. Elinize, yüreğinize, kaleminize sağlık olsun. Bir kaliteli incelemeyi daha okuyabilme şansına nail oldum. Sabahınız hayr olsun, Ramazan'ınız mübarek olsun sevgili öğretmenim. ✨️🥰 Bizleri incelemelerinizden mahrum bırakmayın, lütfen. 😇🫰🏻🫠
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Teşekkür ediyorum. Hayırlı sabahlar, hayırlı Ramazanlar. 😊
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Bittikten sonra arkama yaşlandım ve "Ne kitaptı be! dedim. Bir cümle de olsa yorumlarınızı, paylaşımlarınızı bekliyorum.
Ne güzel bir inceleme olmuş hocam. Kaleminize sağlık. Gülerek okumaya başladığım kitabı ağlayarak bitirdim ben.O kadar güzel anlatmış, o kadar içten ve bizden ki ben kitabı çok beğendim.Her bir karaktere ayrı ayrı kızıp ayrı ayrı hak verdim.Bedenen birlikte ama ruhen ayrı,beraber ama yalnız insanlar gördük kitapta. Tıpkı etrafımızda gördüğümğz gibi.Her birini -hikayesini onun ağzından dinleyene kadar- sorguladım, yargıladım,suçladım...Hikayesini kendi ağzından dinleyince üzüldüm, anladım, hak verdim... İnsanları birbirinden uzaklaştıran, aralarını açan, yalnızlaştıranın birbirine söyledikleri değil de söylemedikleri olduğunu gördüm. Bir okuma grubu kitabımızdı bu bizim.Kitabı beğenmeyen,basit bulan arkadaşlarım oldu. Bence güzelliği de bu sadeliğindeydi.Çok içtendi,çok gerçekti... Ben Şermin Yaşar'ın kalemini çok seviyorum, belki ondan da çok beğendim.Hikayeleri gibi akıcıydı. Bu arada gece 12 gibi şöyle bir bakayım diye elime aldığım kitabı,gece yarısı 3'te ağlayarak bitirdim.Öyle de çabuk bitti. Okuyun derim.24 saate neler sığdığına kendiniz tanık olun.İyi okumalar.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Aynı duygular içindeyim...
En derin duyguların çoğu zaman susarak sakladığını, ama o sessizliğin bile içten içe haykırdığını anlatan bir kitap...
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Katkınız için teşekkür ederim.
Kitabı bitireli bir kaç dakika oldu ve boks maçından çıkmış gibiyim. Her bir karakterden ayrı bir kroşe ve nakavut. Oysa empati yeteneğim olduğu ile övünürdüm Harika bir inceleme olmuş. Teşekkürler
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Katkınız için teşekkür ederim.