Kocaman giriş notuuu: Metis yayınlarından çıkan bu baskıyı canımız aşkımız birtanemiz Tomris Uyar çevirdi. Farklı kitaplar okumayı sevenler için, Booker ödüllü bir Berger kitabı. G. G. G. John Berger , Türkiye’ye defalarca gelmiş ve Sait Faik Abasıyanık gibi birçok yazarımızın kitabını okumuş bir romancı, belgesel yazarı, eleştirmen, senarist, ressam ve entelektüel bir kültür adamı. Londra doğumlu yazarımız aynı zamanda döneminin ötesinde bir gezgin, bir aydındı. Kendisini 2017 yılında kaybettik, Allah rahmet eylesin efendim. Medyascope youtube kanalında “John Berger anısına Müge Gürsoy Sökmen ile Söyleşi” videosunu yıllar önce izlediğimde Berger okumaya karar vermiştim. Bazen bir kitaba denk gelir yazarı öyle tanır hayatını merak edersiniz. Bazen de önce yazar ilginizi çeker sonrasında eserleriyle tanışırsınız. Benim de bu zengin entellektüel birikimli zat ile tanışmam bu sırayla oldu. İlk okuduğum kitabı Görme Biçimleri idi. Muazzamdır. Ardından sırayla Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar, Top Sende, Gökyüzü Mavi Siyah - Bütün Şiirleri veee şimdi de G.…
G. kitabı, 1972 Man Booker ödülünü almış. Kurgu kitabımızın başlıca kahramanı “G.” . Kendisi klasik bir Don Giovanni (Don Juan) Türkçe tarifi “zampara karakter” olarak olabilir bence. Zamparamız, kadınları baştan çıkaran, gezmeyi tozmayı pek seven, yarı İngiliz yarı İtalyan beyimiz. Zengin İtalyan bir babanın İngiliz metresinden olma oğludur. Cinsel zevkleri çok küçük yaşta, ondan yaşça büyük bir kadın rehberliğinde keşfetmiştir. G. hayata dair geniş bir vizyona sahip değil: dünyayı geziyor, önemli olaylara tanıklık etmesine rağmen (1. Dünya Savaşı öncesi ve savaş başlangıcı dönemi olduğunu belirtmekte yarar var) ama asla tam olarak içinde bulunmuyor. Çevresinde olup bitenlere karşı büyük bir ilgisizlik halinde diyebiliriz. Onun sahip olduğu hayat enerjisinin itici gücü cinsel arzuları, kadınlara duyduğu çekim. Ana karakter G. Olsa da bana kitabı okutan, G. tarafından “fethedilen” kadınların bakış açısının sunuluş biçimiydi. Farklı yaşlarda, farklı sosyal çevrelerden, farklı tipte kadınlar… Beatrice, Marhilde, hizmetçi aklımda kalan kadınlardan birkaçı çünkü epey oldu kitabı bitireli. Okumam boyunca, ana kurgunun aralarına yerleştirilmiş ilginç ve sıklıkla sürpriz yan hikayeler ve beklenmedik sapmalar, ilginç bir biçim ve biçem…enfesti.
Berger bize öyküsünde baştan çıkarılanlar açısından baştan çıkaranı anlatma formunu seçmiş. Roman boyunca bir “kahraman” ararsanız; yok, “kurbanlar” ararsanız; bulamazsınız ya da iyi-kötü çatışması mı baktınız o da yok! “Öyle” olan kitaplardan anlayacağınız.
Kitabın içindeki mini çizimler bana Pop Art ve Ekspresyonizm akımlarına bir göz kırpma gibi geldi. Fakat kimi okuru rahatsız edebilir bu karalama çizimler çünkü epey müstehcen ve açık cinsel organ çizimleri. Kitabın yetişkin okurlara hitap ettiğini belirtmekte yarar görüyorum. Hele ki bizim gibi normlarla yetişmiş bireyler için. :)
G. ‘nin ve kadın karakterlerin cinsel deneyimler için kullandıkları benzetmeleri yer yer gülünç, bazen yüzeysel, bazen de ilginç ve derinlikli buldum. İlk deneyim hakkında alt metinde yatan felsefe, bireyin cinsel gelişimi, kadın için ve erkek için kültürlerdeki “cinsel özgürlük” ve çatışmalar, anlayabildiğim yerler için düşündürücüydü. Anlayamadığım veya anlamladıramadığım örnekler de oldu ama bir köşeye not aldım.
Berger’ın kültürel birikiminin kitaba yansıyan parçalarını toplamak çok keyifliydi. Sanatçımızın aşk, tarih, cinsellik, edebiyat, siyaset, kadınlar konularındaki fenomenolojik gözlemlerini aktarma biçimini çok hoş buldum. Adam bence salt bir aktarım seçerek şov yapmış hanımlar ve beyler! Bu yüzden de kitaba tam puan vermiştim zaten. Gelsin sıradaki Berger kitapları!
Okurken uygulamaya girmeye üşensem de uygun bir vakit tüm post-it attığım alıntıları eklemek istiyorum bu hafta. Birkaçını buraya not edeceğim.
“Erkekler kadınlara bakar. Kadınlar seyredilişlerini seyreder.”
“Kadın ya da erkek her âşık, kendini karşısındakinin sınırsız özgürlüğünün Bilinçli bir seçimi olarak görüyordu, aynı zamanda da o ana kadar bunca kısıtlı olan kişisel özgürlüğünün neden sonra onun yüce sevgisinde kesin bir güvence bulduğuna içten inanıyordu. Bundan ötürü aşıklar için evlilik, kişisel özgürlüğe kavuşmak demekti. Gelgelelim kadın, bu kanıya varır varmaz (Resmi Nisandan bile çok önce) tek amaçlılığını, bütünlenmişlik duygusunu yitiriyordu. Artık kendisini, geleceğin nişanlısı, geleceğin eşi, gelecekte X’ten doğacak çocukların anası kimliği ile gözlemlemek zorundaydı.
Kadında aşık olma durumu, iki sahip arasında, babasının yerini alan damatla, sonraları belki kocasının yerini alacak bir aşık arasındaki sabrılı “fetret devri”ydi.”
“Her ne durumda olursa olsun, iki farklı insanın ortak ortak noktası onları birbirinden ayıran, farklı kılan olgudan çok daha büyük olacaktır. Ne var ki bir çok sebep ve koşul, insanların bu gerçeği görmesini engelliyor.”
Hatun senden neden inceleme bekliyorum işte bu yüzden 🙌🏻🙌🏻 listeme aldım yakında okurum umarım🥰 can alıcı alıntılar vermişsin. Tam üzerine konuşmalık kitap 💃🏻💃🏻
@AyuzawaMisaki Biz seninle ne yapacağız? Listelerimiz birbirine girmeden bu işin çaresini bulmak gerek. Evet, kitabı çok beğenmiştim. Evet ben de Dolaylı Hayvan nı sahafıma buldurttum. Evet, beraber çok güzel konuşuyoruz tüm kitapları. Ama bu işin sonu nereye gidiyor be dostlar! Birbirimizden bağımsız okuduğum kitaplar boşa gidiyormuş hissine kapılmaya başladım. Sigaradan sonra ikinci bağımlılığımsın artık. Tişikkirlir 🫡🙌🏻