El-Lü'lüü vel Mercan
Medeniyetin geri olduğu cehalet devirlerinde fikir ve vijdan hürriyeti tahakküm ve baskı altında idi.
İnsanlık bundan çok zarar görmüştür.
Bilhassa din muhafızlığı kisvesine bürünenlerin hakikati düşünebilenler, söyleyebilenler hakkında reva gördükleri zulum ve işkenceler, insanlık tarihinde daima kirli facialar olarak kalacaktır.
Mustafa Kemal Atatürk - 31 Ocak 1930
Bu kitabı okumadan daha evvelinde,
Süleyman AteşKur'an-ı Kerim ve Yüce Meali ve Elmalılı Muhammed Hamdi YazırFihristli Kur’an-ı Kerîm Türkçe Meâli ve Kur'ân-ı Kerîm Meâli Okuduğumu ifade etmeliyim.
Ülkemizde gereğinden de fazla dini probaganda ve bilgilendirme yapılmakta olduğundan burada tekrara gerek görmediğim için alıntıları not ettim okurken, tümünü buraya alabilmem mümkün ancak; okuyanlar açısından sıkıcı olabilir. O nedenle özet alıntılara yer vereceğim.
Cumhurbaşkanlığı strateji ve bütçe başkanlığı sitesi verilerine göre 2024
Yılı Diyanet ışleri Başkanlığına Ayrılan bütçe miktarı 91.824.805.000 ₺ dir.
Öylesine fazla bir not oldu ki telefonun not defteri bile tek sayfada bu notlara yeterli gelmedi.
Din konusu zaten gerek Ülkemizde,
Gerek islamiyeti benimseyen diğer Ülkelerde bir tabu ve dokunulmaz alan.
Işin ilginç ve anlaşılması güç yanı ise milyonlarca hatta yer yüzünde milyarlarca insanın inandığı ve benimsediği dini, ve bu dinin neleri kapsadığını kutsal diye bellediği kitaptan bi haber olmaları okumamaları ve anlatılanlara kitapta olsun veya olmasın şarsız biat ederek inanmalarıdır!
Sivas Madımak Oteli Katliamında Yazar Aziz Nesin'i İtfaiye Merdiveninden indirerek kurtaran Lütfi Kaleli'nin bir açıklamasına bu incelemede yer vereceğim şöyle diyordu kaleli.
"Bir kavgada, bir faşist ve bir yobazla karşılaşırsanız, faşistten korkmayın,
Faşist zoru görünce kaçar.
Yobaz, ölsede, öldürülse de, Allah yolunda savaştığına inandırıldığı veya inandığı için ya sizi öldürene ya da size kendini öldürtene kadar sizinle savaşır.
Onun duşüncesine ve inanışına göre
Her iki durumda da Cennet Garanti."
Bu safiyane duyguların din bezirganları ve siyasiler tarafından da istismar edilmeleridir.
Timur Soykan'nın Badeci Şeyh'in Sır Odası ve İsmail Saymaz'ın, Şehvetiye Tarikatı kitapları bu istismar konusunun boyutunu en rahatsız edici nitelikte gerçekleştiğini ifşa etmektedir.
Burada altını önemle çizerek belirtmeliyim ki, Dine ve dinle ilgili bilgiye sahip olma arzu ve ilgisi olan her kadın okuyucu Kur'an meaili ile birlikte,
İlhan Arsel'in, Şeriat ve Kadın kitabını da mutlak okumalı
Yaşadığımız bu çağda Nice Aydın Gazeteci, Öğretim üyesi her meslek grubundan insan Din adına hunharca barbaca katledildi. ve edilmeye de devam etmektedir.
En son youtup ta ki bir canlı yayında Diyanet işleri Başkanlığı onaylı İmam Buhari'nin Tecrid-i Sarih / Sahih-i Buhari Muhtasarı (4 Cilt Kutu) den alıntılar yaparak açıklaması sonrası,
Diamond Tema bağnaz tutucu çevrelerce bir linç girişimi ile karşı karşıya kalarak, can güvenliğinden endişe ettiğini açıklayarak Arnavutluk'a gitmek durumun da bırakıldı.
Kişinin inanıp inanmaması başka, bir bireyin uhdesinde değildir, inanır veya inanmaz o tamamıyle kendi tercihidir.
Allahın yerine kendini koyarak kişiyi yargılamak yetkisini kim nereden alabiliyor?
Kendini islami inancına göre herşeye kadir ve mutlak olan yaratıcının gücü mü o kişiyi imana getirmeye yetmiyor mu?
Tanrının adına cihat ilan ederek canına kast edebiliyor?
Bu islamiyette en af edilmez suçlardan biri olan Tanrıya şirk koşmak değil mi?
Bir yerde altta ki yazıyı okumuştum, dini şöyle tarif ediyordu.
Din Nedir?
"Din; insanın beynine,aklına, düşüncelerine, sorgulamalarına,gerçeklere kendi istek ve iradesi ile içten kaleler örmesidir.
Kendisi istemedikçe o kaleleri yıkamazsınız!
O kalenin anahtarı kendisindedir ve sadece içeriden açılır.
O anahtar akıldır, okumaktır, sorgulamaktır, araştırmaktır."
Hem Imam Buhari'den hem de, İmam Müslüm'den hadis ve tefsirlerin yer alması okuyucuya sıkıcı konu tekrarı olmakta,
Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem
Bu cumle 1184 sayfalık kitapta 4108 defa geçmekte!
Kitap çeşitli konuları kapsayan 41 Başlıktan oluşuyor, akla gelebilecek hemen hemen her konu mevcut.
Biz geçelim kitaptan alıntılara...
İmam-ı Buharî
Kur’an-ı Kerimden sonra en kıymetli kitap olan Sahih-i Buharî adıyla meşhur hadis kitabını yazan büyük hadis âlimidir. İsmi, Muhammed bin İsmail olup künyesi Ebu Abdullah’tır. Hadis ilminde yüksek derecede olup, 300 000'den fazla hadis-i şerifi senetleriyle birlikte ezbere bilen bir âlim olduğu için “İmam”, Buhara’lı olduğu için “Buharî” denilmiş, İmam Buharî ismiyle meşhur olmuştur. 810 (H. 194) senesinde Buhara’da doğdu. 870 (H.
256) senesinde Semerkand’ın Hartenk kasabasında vefat etti.
İmâm-ı Müslim
Altı meşhur hadis-i şerif kitabı, Kütüb-i Sitte’nin ikincisi, Sahih-i Müslim’dir. Bu kıymetli eserin müellifi de, Müslim bin Müslim el-kuşeyri en-Nişâburî hazretleridir. Arapların ‘’Beni Kuşeyr’’ kabilesine mensup ol-masına rağmen, Nişâbûr’da doğmuştur. Bu sebeple, Nişâburî olarak anılır.
Künyesi: Ebü’l-Hüseyn’dir. En önde gelen, hadis imamlarından biridir! İlim öğrenmek ve hadis dinlemek üzere Hicaz, Irak, Şam ve Mısır diyarlarını dolaştı.
Oralarda Ahmed bin Hanbel, Kureybe bin Sâid, Ebû Bekr bin Ebi Şey-be ve İmam Şafiî’nin talebelerinden ve daha bir çok âlimden hadis dinleyip, rivayette bulunmuştur.
Büyük muhaddis İmâm Muhammed Buhari ile, Nişâbur’da görüşmüş-tür. Bir sohbet esnasında, kendisinin bilmediği bir hususu Buharî gösterince ayağa kalkarak onu alnından öpmüş ve: ‘‘Ey Muhammed Buharî! senin dün-yada bir benzerin olmadığına, şehadet ederim! Sana buğzedenler ancak, ha-setlerinden buğzederler.’’ demiş ve çok iltifat etmiştir. Ömrünün son yıllarını, doğduğu yerde (Nişâbur’da) geçirdi.
YAĞMACILIK!
- Ebû Hureyre -Allah ondan razı olsun- şöyle dedi:
Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Zinâkâr kişi zina ederken kâmil bir mümin olduğu hâlde zina edemez. İçki içen de içki içerken kâmil bir mümin olarak içki içemez. Hırsız da çalarken kâmil bir mü-min olarak çalamaz.” Ebu Bekir ibnu Abdurrahman, Ebu Hureyre hadisinde şunu da zikrederdi: “Halkın gözü önünde yağmacılık eden zalim ve makam-mevki sahibi kimse de yağmacılık ettiği sırada kâmil bir mümin olarak yağmacılık edemez”
(Hadisin Buhari’de geçtiği diğer yerler: 2475, 6772, 6810) S.37
YALANCILIK ÜZERİNE!
- Ebû Hureyre’nin -Allah ondan razı olsun- bildirdiğine göre Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Münâfığın alâmeti üçtür:Konuştuğunda yalan söyler; söz verdiğinde sözünde durmaz; kendisine bir şey emanet edildiği zaman hıyanet eder”
(Hadisin Buhari’de geçtiği diğer yerler: 2682, 2749, 6095.) S.38
KÂFİR ITHAMI
- Abdullah ibnu Ömer -Allah ondan ve babasından razı olsun- şöyle dedi: Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Herhangi bir kimse din kardeşine (mümin kardeşine): “Ey kâfir!” dediği zaman, bu söylediği ikisinden birine döner.” S.39
KADINLAR!
- Ebu Said el-Hudri’den, -Allah ondan razı olsun- O şöyle dedi: Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem kurban –veya Ramazan- bayramında musallaya çıktı. Kadınların yanına gelip şöyle nasihatta bulundu:
“Ey kadınlar topluluğu! Sadaka verin. Muhakkak ki (Allah İsra Gecesinde) bana, Cehennem ehlinin çoğunluğunun sizler olduğunuzu gösterdi.”
Kadınlar dediler ki:
- Neden ey Allah’ın Rasulü?
Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
- ”Çünkü sizler laneti çoğaltır ve kocalarınıza nankörlük edersiniz. Zeki ve basiretli bir erkeğin aklını gideren, onu aciz bırakan, onlara boyun eğdiren, sizin gibi dini ve aklı eksik bir kimseyi görmedim.” Kadınlar dediler ki:
- Ey Allah’ın Rasulü! Bizim dinimizin ve aklımızın eksikliği nedir?
Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
- ‘‘Kadının şahitliği, erkeğin şahitliğinin yarısı gibi değil midir?” Kadınlar:
- Evet, öyledir, dediler.
Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
- ‘‘İşte bu aklının noksanlığıdır. Hayızlı iken namaz kılmaz ve oruç tut-maz değil mi?” Kadınlar:
Evet öyledir, dediler.
Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
- ‘‘İşte bu da dininin noksanlığıdır.”
(Hadisin Buhari’de geçtiği diğer yerler;1462, 1951, 2658) S.43
Şirk ve Zina
- Abdullah ibnu Mesud -Allah ondan razı olsun- şöyle dedi: Ben Al-lah Rasûlü sallallahu aleyhi ve selleme:
- Allah katında günahın en büyüğü hangisidir? diye sordum. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
- ‘‘Allah seni yarattığı hâlde, Allah’a şirk koşmandır.” Ben:
- Sonra günahların en büyüğü hangisidir? diye sordum. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem:
- ‘‘Yemeğini onunla paylaşmak korkusuyla çocuğunu öldürmendir” buyurdu.
- Bundan sonra günahların en büyüğü hangisidir? diye sordum. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem:
- ‘‘Komşunun hanımıyla zina etmendir” buyurdu.
(Hadisin Buhari’de geç-tiği diğer yerler; 4477, 4761)
Şirk koşmayanın cennete gireceği
- Ebu Zer’den, -Allah ondan razı olsun- O şöyle dedi: Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bana Rabbim tarafından gönderilmiş Cibril gelip ümmetimden şirk koşmayanın cennete gireceğini haber verdi veya beni müjdeledi, dedi- Ben, zîna etse, hırsızlık yapsa da mı? dedim. Cibril: Zîna etse de hırsızlık yapsa da, dedi. (Hadisin Buhari’de geçtiği diğer yerler: 1237, 1408, 2388, 3222, 5827, 6268, 6443, 6444, 7487) S.43
GANIMET ÜZERİNE
- Ebû Hureyre –Allah ondan razı olsun- şöyle dedi: Hayber’i fethettik. Ancak ganimet olarak altın ve gümüş elde etmedik. Ganimet malları sığır, deve ve hurma bahçelerinden ibaretti. Sonra Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber Kurâ vadisine gittik. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem’in beraberinde Dibâb oğullarının hediye ettiği ve kendisine Mid’am denilen bir köle vardı. İşte bu köle, Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem’in yolculuk eşyasını deveden indirdiği sırada ona, kimin attığı bilinmeyen bir ok geldi ve bu köleye isabet etti. Bunun üzerine insanlar: Şehitlik ona mübarek olsun, dediler.
Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem de:
“Hayır, nefsim elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki, onun Hayber günü taksimleri yapılmamış olan ganimetlerden aldığı elbise kendi üzerinde tutuşup yanmaktadır” buyurdu.
Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellemin bu sözlerini duyan bir adam bir veya iki ayakkabı bağı getirdi ve: Bunlar benim ganimet malları taksim edilmeden önce aldığım şeylerdir, dedi. Bunun üzerine Allah Rasûlü sallalla-hu aleyhi ve sellem: “Ateşten bir veya iki ayakkabı bağı” buyurdu. (Hadisin Buhari’de geçtiği diğer yer: 6707) S.59
Mirac Konusu!
Mâlik ibnu Sa’sa’a -Allah ondan ve babasından razı olsun- şöyle dedi: Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kâbe’nin yanında uyurla uyanıklık arasında idim. –Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem burada iki kişinin arasında olan adamı, kastetti İçi hikmet ve iman dolu altından yapılmış bir kap getirildi. Göğüsten karnın alt tarafına kadar yarıldı. Sonra karın Zemzem suyu ile yıkandı. Sonra hikmet ve îmân ile dolduruldu. Ve bana katırdan küçük, eşekten büyük beyaz bir hayvan getirildi ki, o Burak’tır. Akabinde ben Cibril ile beraber gittim. Dünya sema-sına geldiğimizde: Nihayet alt semâya vardık.
- Kim o? denildi. Cibril’dir, dedi.
- Yanındaki kimdir? denildi. Cibril:
- Muhammed’dir, diye cevap verildi.
- Ona buraya gelsin diye davet gönderildi mi? diye soruldu. Cibril:
- Evet, dedi.
- Merhaba O’na, hoş gelmiş. Bu gelen kişinin gelişi ne güzeldir! denil-di. Âdem‘in yanına geldim ve O’na selâm verdim. O da:
- Merhaba sana, oğul ve Peygamber! dedi. Akabinde ikinci semâya var-dık.
- Kimdir o? denildi.
- Cibril’dir, dedi.
- Yanındaki kimdir? denildi. Cibril:
- Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’dir, dedi.
- Ona gelsin diye haber gönderildi mi? denildi. Cibril:
- Evet gönderildi, dedi.
- Merhaba O’na hoş geldi, safa geldi ve bu gelenin gelişi ne güzeldir!
denildi. Akabinde ben İsâ ve Yahya Peygamberlerin yanına vardım.
Onlar:
- Merhaba sana, kardeş ve peygamber! dediler. Sonra üçüncü semâya vardık.
- Kimdir o? denildi.
- Cibril’dir, dedi.
- Beraberindeki kimdir? denildi. Cibril:
- O Muhammed’dir, dedi.
- Ona buraya gelmesi için davet gönderilmiş midir? denildi. Cibril:
- Evet, gönderilmiştir, dedi.
- Merhaba O’na ve bu gelen kişinin gelişi ne güzeldir! denildi. Akabin-de ben Yûsuf’un yanına vardım ve ona selâm verdim. O da:
- Kardeşim ve bir peygamber olan! Merhaba, hoş geldin! dedi. Sonra dördüncü semâya vardık.
Kimdir o? denildi.
- Cibril’dir, denildi.
- Beraberindeki kimdir? denildi. Cibril:
- Muhammed’dir, denildi.
- Ona mirâç30 daveti gönderilmiş midir? denildi. Cibril:
- Evet, gönderilmiştir, dedi.
- Merhaba! Bu gelenin gelişi ne güzeldir! denildi. Ben İdris peygambe-rin yanına vardım ve ona selâm verdim. O da:
- Kardeşim ve bir peygamber olan! Merhaba, hoş geldin! dedi. Sonra beşinci semâya vardık.
- Kimdir o? denildi.
- Cibril’dir, dedi.
- Beraberindeki kimdir? denildi.
- Muhammed’dir, denildi.
- Ona davet gönderilmiş midir? denildi. Cibril:
- Evet gönderilmiştir, dedi.
- Merhaba! Bu gelen kişinin gelişi ne güzeldir! denildi. Akabinde biz Harun’un yanına geldik. Ben ona selâm verdim.O da:
- Kardeşim ve bir peygamber olan! Merhaba, hoş geldin! dedi. Sonra altıncı semâya vardık.
Kimdir o? denildi.
- Cibril’dir, dedi.
- Beraberindeki kimdir? denildi.
- Muhammed’dir, denildi.
- O’na davet gönderilmiş midir? Bu gelen kişiye merhaba ve O’nun bu gelişi ne güzeldir! denildi. Akabinde ben Musa’nın yanına vardım ve ona selâm verdim. O da:
-Kardeşim ve bir peygamber olan! Merhaba, hoş geldin! dedi. Ben Musa’yı bırakıp geçince Mûsâ ağladı. Musa’ya:
- Neden ağlıyorsun, seni ağlatan nedir? denildi: Mûsâ:
- Yâ Rabbi! Benden sonra peygamber olarak gönderilen bu genç, O’nun ümmetinden cennete girecekler benim ümmetimden gireceklerden daha faziletlidir de ona ağlıyorum! dedi. Sonra yedinci semâya vardık.
- Kimdir o? denildi.
- Cibril’dir, dedi.
- Yanındaki kimdir? denildi.
- Muhammed’dir, denildi.
- O’na davet gönderilmiş midir? Merhaba! Bunun gelişi ne güzeldir!
denildi. Daha sonra ben İbrahim peygamberin yanına vardım ve ona selâm verdim. O da:
- Bir oğul ve peygamber olan! Merhaba, hoş geldin! dedi. Sonra bana el-Beytu’l-Ma’mûr31 yükseltildi. Ben Cibril’e bunu sordum. Cibril:
- Bu el-Beytu’l-Ma’mûr’dur, her gün onun içinde yetmiş bin melek namaz kılar, bundan çıktıkları zaman artık bu onların son girişidir, bir daha oraya dönmezler, dedi. Bana Sidretu’l-Muntehâ32 da gösterildi. Bir de gördüm.
ki, sidre ağacının yemişleri sanki Yemen’in Hecer şehri testileri gibi; yaprak-ları ise fillerin kulakları gibidir. Sidre’nin dibinde dört nehir vardır: İki bâtın nehir, iki zahir nehir. Ben Cibril’e bunları sordum. Cibril:
- Bâtın olan iki nehir cennettedir. Zahir olan iki nehir ise Nîl ile Fırât nehirleridir, dedi. Sonra benim üzerime her gün elli namaz farz kılındı. Ben bunları kabul ettim ve Musa’ya geldim. Mûsâ:
- Ne yaptın? dedi.
- Üzerime elli namaz farz olundu, dedim. Mûsâ:
- Ben, insanları senden daha iyi biliyorum; ben Îsrâîl oğullarını sıkı bir denemeye tâbi tuttum. Senin ümmetin her gün elli namaza güç yetiremez.
Onun için Rabbi’ne dön de hafifletmesini iste, dedi.
Ben de döndüm ve hafifletmeyi istedim. Rabbim namazları kırk yaptı.
Sonra evvelki gibi Mûsâ’ya; akabinde Rabbime gidip yine hafifletme istedim.
Sonra Rabbim namazları otuz yaptı. Sonra yine bundan önceki gibi Musa’ya;
akabinde Rabbime gidip hafifletme istedim. Bu sefer Rabbim namazları yirmi yaptı. Sonra yine Musa’ya ve akabinde Rabbime gidip hafifletme istedim.
Bu sefer Rabbim namazları on yaptı. Sonra Musa’ya geldim. O da yine ha-fifletme istememi söyledi. Bu sefer Rabbim namazları beş yaptı. Akabinde Musa’ya geldim. Mûsâ:
- Ne yaptın? dedi.
- Rabbim namazları beş yaptı, dedim.
Mûsâ önceki gibi yine hafifletme istememi söyledi. Ben Musa’ya:
- Hayırla selâmette kal ben bu beşi kabul ediyorum, dedim. Akabinde Allah tarafından:
- Ben beş vakit namazla alakalı farzı, kullarımın yapması gerekeni ta-mamladım ve kullarıma ibadeti hafiflettim. Ben yapılan iyiliğe on katı ile ecir veririm.”
(Hadisin Buhari’de geçtiği diğer yerler: 3393, 3430, 3887) S.82-86
Amcası Ebu Talip Hk.
- Ebû Saîd el-Hudrî -Allah ondan razı olsun- şöyle dedi:
Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellemin yanında amcası Ebû Tâlib zikredilince Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Umarım ki Kıyamet günü benim şefaatim ona fayda verecektir.
Cehennemde onun topuklarına kadar ulaşan bir ateşle azab olunacaktır. Bu ateşin tesiriyle beyni kaynayacaktır.”
(Hadisin Buhari’de geçtiği diğer yer: 3885, 6564) S.113
Kadın ve Seyyahat
- Ebu Hureyre’den, -Allah ondan razı olsun- O şöyle dedi:
Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kadının bir gün ve gecelik bir mesafeye yanında mahremi olmadan yolculuk yapması helal değildir.”
S.470
Hiç bir erkek, yabancı bir kadınla yalnız kalmasın. Hiçbir kadın yanın-da mahremi olmadan tek başına yolculuğa çıkmasın
850- İbnu Abbas -Allah ondan ve babasından razı olsun- şöyle dedi:
Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Hiç bir erkek, yabancı bir kadınla yalnız kalmasın. Hiçbir kadın yanın-da mahremi olmadan tek başına yolculuğa çıkmasın.” Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellemin bu sözü üzerine bir adam şöyle dedi:
- Ey Allah’ın Rasûlü! Ben falanca orduya katılarak cihada gitmek için ismimi yazdırdım. Eşim ise hac yapmak istiyor, ne yapmam lazım? Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem:
“Sen de hanımınla beraber hacca git” buyurdu.
(Hadisin Buhari’de geçtiği diğer yerler: 3061, 5233) S.470
Evlenemeyenin Oruç Tutması!
884- Alkame -Allah ondan razı olsun- şöyle dedi:
Ben Abdullah ibnu Mesud ile beraberdim. Minâ’da iken Osmân ibnu Affân ile karşılaştı. O’na şöyle dedi:
- Ey Ebû Abdurrahmân! Seninle konuşmam gereken özel bir mesele var. O ikisi tenha bir yere çekildiler. Osman dedi ki:
- Ey Ebû Abdurrahmân! Seni, senin kuvvetini ve canlılığını artıracak, sana eski günleri hatırlatacak genç bir kızla evlendirmemizi ister misin?
Abdullah, kendisinin böyle bir evliliğe ihtiyacı olmadığını görünce, bana işaret ederek:
- Ey Alkame! diye seslendi. Ben de O’nun yanına gittim. Abdullah, Osmân’a karşı şunları söylüyordu:
- Şayet sen böyle söyledi isen muhakkak Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem bize şöyle buyurdu:
“Ey gençler topluluğu! Sizden gücü yeten evlensin. Gücü yetmeyen ise oruç tutsun. Çünkü oruç, kişinin şehevi arzularını kırar.” (Hadisin Buhari’de geçtiği diğer yer: 1905) S.487
Aişe ve Evlenme Mevzusu
Ben altı yaşında iken Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem beni nikâhı altına aldı. Ben, annem ve kız kardeşim Esma ile birlikte Medine’ye hicret ettik ve Haris ibnu Hazrec oğullarının evine indik. Ben orada aşırı ateşli bir hastalık olan hummaya yakalandım ve bu sebepten dolayı saçlarım döküldü. İyileştikten sonra dökülen saçlarım tekrar gürleşti ve omuzlarıma kadar ulaştı. Ben arkadaşlarımla beraber salıncakta oynarken annem Ummu Rûmân yanıma geldi ve beni çağırdı. Ben de annemin yanına geldim. Beni neden çağırdığını, benden ne istediğini bilmiyordum. Benim elimden tuttu ve evin kapısının önünde durdurdu.
Ben oyun esnasında yorgunluktan dolayı soluyordum. Sonra o yorgunluğum geçince sakinleştim. Sonra annem bir miktar su aldı ve benim yüzümü ve kafamı sildi. Sonra beni evin içine girdirdi. Evin içinde Ensar’dan kadınlar vardı. Bana:
- Hayır , bereket ve hayırlı bir kısmete geldin, dediler. Annem beni bu kadınlara teslim etti. Bunlar da benim kılığımı kıyafetimi düzelttiler ve beni Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve selleme teslim ettiler. Beni hiçbir şey sıkmadı, ancak Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellemi habersiz görünce sıkıldım.
Ensâr kadınları beni Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve selleme teslîm ettiklerinde, ben dokuz yaşında idim.
(Hadisin Buhari’de geçtiği diğer yerler: 3896, 5133, 5134, 5156, 5158, 5160)
S.496
Hayber ve Safiye Mevzusu
900- Enes’ten, -Allah ondan razı olsun- O şöyle dedi:
Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, Hayber’in dışında, sabahın ışıkları ile karışık karanlık var iken sabah namazını kıldık. Allah’ın Nebisi sallallahu aleyhi ve sellem bineğine bindi. Ebu Talha’da bindi, ben de Ebu Talha’nın terkisinde idim. Sonra izarını çekip baldırını açtı. Öyle ki ben Allah’ın Nebisi sallallahu aleyhi ve sellemin baldırının beyazlığına bakıyordum.
Haybere girdiğinde şöyle dedi: “ Allahu Ekber, Hayber harap oldu.
Bizler bir topluluğun bulundukları yere indiğimiz zaman, o korkutulanların sabahı ne kötü olur. “ Bunu üç kere tekrarladı. Enes dedi ki: Hayberliler, işlerine gitmek için çıktıklarında: İşte Muhammed! (Abdulaziz ve ashabımızdan bazıları) dedi ki: -İşte ordu! Zor kullanarak Hayberi ele geçirdik.
Harp esirleri toplandı. Dıhye gelip dedi ki: Ey Allah’ın Nebisi! Esirlerden bana bir cariye ver. Dedi ki: “ Git ve kendine bir cariye al.” O da gidip Safiye bintu Huyey’i aldı. Bir adam Nebi sallallahu aleyhi ve selleme gelip dedi ki: Ey Allah’ın Nebisi! Dıhye’ye, Kurayza ve Nadr kabilelerinin seyyidesini verdin. O kadın senden başkasına münasip olmaz. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem :
“O ikisini çağırın” buyurdu. Dıhye, Safiyye’yi de yanına alıp geldi. Nebi sal-lallahu aleyhi ve sellem Safiye’ye baktı ve: “ Esirler içinden başka bir cariye al” buyurdu. Enes dedi ki: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem, Safiyye’yi azad etti ve onunla evlendi. Sabit, Enes’e dedi ki: Ey Ebu Hamza, ona mehr olarak ne verdi? Nefsini, yani onu azad edip onunla evlendi, dedi.
Yolda iken, Ummu Suleym, Safiyye’yi gelin gibi süsledi ve geceleyin gerdeğe koydu. Nebi sal-lallahu aleyhi ve sellemde damat olmuştu. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem: “ Kimin yanında ne varsa getirsin” buyurdu ve bir örtü serdi. Kimi hurma getiriyor, kimi yağ getiriyordu.
Abdulaziz dedi ki: Sanıyorum Enes, seviki de zikretti. Yağı, hurmayı ve süzülmüş peyniri birbirine karıştırdılar. İşte Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellemin velimesi (yani düğün yemeği) bu idi. (Hadisin Buhari’de geçtiği diğer yerler: 371, 610, 947, 2228, 2235, 2889, 2893, 2943, 2944, 2945, 2991, 3085, 3086, 3367, 3647, 4083, 4084, 4197, 4198 4199 4200 4201, 4211, 4212, 4213. 5085, 5159, 5387, 5425, 5528, 5968, 6185, 6363 6369 7333) S.499-500
Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem’in Zeyneb bintu Cahş İle Evlenmesi, hicab Ayetinin İnmesi Ve düğün davetinin Sabit Olması
902- Enes -Allah ondan razı olsun- şöyle dedi:
Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, Zeynep bintu Cahş ile evlendiğinde velime vermiş, daha önce evlendiği hiçbir hanımında böyle velime vermemişti. Zeyneb ile evlendiğinde bir koyun keserek velime vermişti. (Ha-disin Buhari’de geçtiği diğer yer: 4791)
903- Enes ibnu Mâlik -Allah ondan razı olsun- şöyle dedi:
Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem Zeyneb bintu Cahş ile evlen-diği zaman insanları velimeye (düğün yemeği) çağırdı. İnsanlar yemeklerini yediler sonra da oturup konuşmaya başladılar. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem onların kalkmaları için kalkmaya hazırlandı. Onlar ise yine kalkmadılar. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem onların kalkmadıklarını görünce ayağa kalktı. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem kalkınca orada bulunanlardan üç kişi dışında hepsi kalktılar. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem Zeyneb’in evine girmek için geldiğinde o üç kişi hala oturmaktaydı.
Sonra onlar da kalkıp gittiler. Ben de Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellemin yanına gelip onların gittiklerini haber verdim. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem eve girmek için geldi. Ben de girmek için arkasından gittim.
Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem benimle kendisi arasına bir perde koydu. Bu olaya binaen Allah Azze ve Celle şu âyeti indirdi:
«Ey iman edenler! Peygamberin evine, ancak yemeğe çağrıldığınız zaman ve yemeğin hazırlanmasını beklemeyecek şekilde girin. davet olunduğunuz zaman girin, yediğiniz zaman da hemen dağılın. Söze dal-mayın. bu, Peygambere ezâ veriyor, size söylemekten de utanıyor. Allah ise, gerçeği söylemekten utanmaz. Peygamberin eşlerinden bir şey iste-diğiniz zaman, örtü arkasından isteyin; bu hem sizin kalpleriniz ve hem de onların kalpleri için daha temizdir. Sizin, Allah’ın Rasûlü’ne eziyet etmeniz ve ondan sonra da onun eşlerini nikahlamanız asla olmaz. bu, Allah katında çok büyük bir iştir.» (Ahzab: 53)123 (Hadisin Buhari’de geçtiği diğer yerler: 4791, 4792, 4793, 4794, 5154, 5163, 5166, 5168, 5170, 5171, 5466, 6238, 6239, 6271, 7421) S.501-502
Üç Talakla boşanan bir kadının başka kocaya Varıp, kocası Onunla Cinsi Münasebette bulunduktan Sonra Ondan Ayrılmadıkça Ve İddeti Tamam Olmadıkça boşayan İlk kocasına helal Olmaması
909- Âişe -Allah ondan razı olsun- şöyle dedi:
Bir kimse hanımını üç talâk ile boşadı. Sonra kadın başka bir erkekle evlendi. O da hanımını boşadı. Bunun üzerine Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve selleme: -Bu ikinci koca kadını boşadıktan sonra, kadının ilk kocasına varması helâl olur mu? diye soruldu. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “O kadın ikinci kocasıyla cinsi münasebet yapmadıkça, birinci kocasına dönemez.”
S.506
Eşler Arasında Adaletli davranma Ve Sünnet Gereği her biri İçin birer Gün Taksim Etme
926- Âişe -Allah ondan razı olsun- şöyle dedi:
Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve selleme kendilerini hibe eden ve O’nunla mehir almaksızın evlenen kadınları ayıplardım.
«Ey Peygamber!
kadınlarından dilediğini bırakır, dilediğini kendine alırsın. Ayrıldığın eşlerinden arzu ettiğini almanda sana bir sakınca yoktur.» (Ahzâb: 51)
Allah Azze ve Celle bu âyeti indirince ben şöyle dedim:
- Rabbinin senin isteklerinin gerçekleşmesine çabukluk verdiğinden başka bir şey görmüyorum.
(Hadisin Buhari’de geçtiği diğer yer: 5113)
İnsan ve Hayvan Resmi Yapmak!
1367- Abdullah ibnu Ömer -Allah ondan razı olsun- şöyle dedi:
Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İnsan ve hayvan resimlerini yapanlar kıyamet günü azab olunacaklardır. Onlara: bu yaptığınız insan ve hayvan resimlerine can verin, denilir.”
(Hadisin Buhari’de geçtiği diğer yerler: 5951, 7558) S.801
Yabancı kadınla başbaşa kapalı kapılar Arkasında kalmanın haramlılığı
1403- Ukbe ibnu Âmir –Allah ondan razı olsun- şöyle dedi:
Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ,”Sakın ola ki yalnız olan, yanında mahremi olmayan kadınların yanına girmeyin!” Ensar-dan bir adam şöyle dedi:
- Ey Allah’ın Rasûlü! Kocanın erkek akrabaları hakkında ne dersin?
Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem:
- “Kocanın erkek akrabaları ölümdür” buyurdu.
(Hadisin Buhari’de geçtiği diğer yer: 5232) S.823
Namazı Kılınmayacaklar!
«(Ey Peygamber!) Münafıklardan ölen bir kimsenin namazını sakın kılma ve kabri başında da durma. Zira onlar Allah’ı ve Rasûlü’nü inkâr etmişler ve fâsık olarak ölmüşlerdir.»
(Tevbe: 84) (Hadisin Buhari’de geçtiği diğer yer: 4670) S.913
Nisa Suresi 3
Eğer yetim kızlar hakkında âdil davrânamamaktan korkarsanız, onların yerine sizin için uygun olan kadınlarla ikiye, üçe ve dörde ka-dar evlenin. Eğer aralarında adaletli davranamamaktan korkarsanız, bir tane ile yahut elinizin altındakiyle yetinin; bu, haksızlık etmemeniz için daha elverişlidir.»
(Nisa: 3) S.1149
Kâfirûn Suresi 6
Lekum dînukum veliye dîn.
Sizin dininiz size, benim dinim banadır.
Kitapta ki, Konu Başlıkları
Iman Kitabı
Temizlik Kitabı
Hayız Kitabı
Namaz Kitabı
Zekât Kitabı
Oruç Kitabı
Itikaf Kitabı
Hac Kitabı
Nİkâh Kitabı
( Bu Bölümü Özellikle Bayan okurlar okumalı, Cumhuriyet ve Şeriat arasında ki,Farkı görmeli)
Süt Emme Kitabı
Talâk Kitabı
Lian Kitabı
Alış Veriş Kitabı
Sulamak Kitabı
Selem Kitabı
Şufa Kitabı
Feraiz Kitabı
Bağışlar Kitabı
Vasiyet Kitabı
Nezir Kitabı
Yeminler Kitabı
Kaseme Kitabı
Hadler Kitabı
Davalar Kitabı
Buluntu Kitabı
Cihat Kitabı(Dikkatle Okunmalı)
Emirlik Kitabı
Av, Hayvan Kesme ve Eti Yenenler
Kurbanlar Kitabı
Içecekler Kitabı
Elbise ve Zinet Kitabı
Adab Kitabı
Selam Kitabı
Edebe Ait Meseleler
Faziletler Kitabı
Sahabenin Fazileti
Bir Sıla ve Adab Kitabı
Kader Kitabı
Ilim Kitabı
Zikir, Dua, Tevbe ve İstiğfar