Yaşadığınız hayatı yüzünüze çarpacak bir eser!
9/10
·88 syf.··
2024 94. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2024 10:38
Bitti. İncecik hacmiyle bütün yaşamamımı sorgulamaya itti. Ve ben, elimde yer bile kaplamayan bu kitabın ruhumda bu kadar yer edineceğini tahmin dahi edemezdim. "Ya bütün hayatım, yaşadığım bilinçli hayat gerçekten gerektiği gibi değil idiyse?" Okuduklarınız bir hayal ürünü değil, Tolstoy'un kendisiyle girdiği iç hesaplaşma sonucu geçirdiği bunalımın ardından kaleminden dökülenler. Hani der ya Mehmet Âkif Ersoy, "Hayır, hayal ile yoktur benim alışverişim, İnan ki her ne demişsem görüp de söylemişim." Ne varsa ruhunda, onu yansıtmış kağıda. Öyle bir yansıtma ki okurken kendi hayatınız film şeridi gibi geçiyor gözlerinizin önünden. Ve ne yazık ki büyük oranda onunla aynı yanlışlara düştüğünüzü görüyor, hayatınızı yeniden değerlendirmek üzere masaya yatırıyorsunuz. "Geç olmadan." "Hayat, çoğalan bir yığın ıstırap, daima artan bir hızla sona, en korkunç ıstıraba doğru tepetaklak inmektir: Ben de iniyorum." Franz Kafka'nın Gregor Samsa'sını bilir misiniz? Hayatını içinde yaşadığı sistem uğruna feda eden, işinde patronunun evinde ailesinin işine yaradığı sürece hiçbir problem olmadan yaşayıp giden bir kahraman... Ve bir sabah uyandığında kendini bir böceğe dönüşmüş olarak bulur, tıpkı her şey yolunda giderken bir gün kendini hasta olarak bulan İvan İlyiç gibi! Nasıl Samsa böceğe dönüşünce işleyen çark duruyor, ailesi ve işi için önemsiz bir hale geliyor, kendisinden vazgeçiliyorsa İvan İlyiç de hasta olunca onunla işleyen çark duracaktır. "Gün gelir anlar ki insan yaşadığı her şey bir yalandır." Onun sonu da Samsa gibi mi olur dersiniz? "Allah rızası için bırakın beni de rahat öleyim." Hayatın sizden beklediği, gerektiği gibi mi yaşıyorsunuz yoksa mutlu olmak için mi? Bu öyle bir soru ki ölüm yaklaştığında ya huzur duyacaksınız ya artık çok geç kalınmış bir pişmanlık... Ve eminim çoğu insan kendisi için yaşamayı bırakalı çok oldu. "Öylesine yaşıyoruz," diyor Hyunam-Dong Kitabevi'nde. "Doğmuşuz çünkü." "Öylesine mutsuzum ki," diyor William Shakespeare, "Öylesine yorgunum ki," Ali Lidar Ve Nazım Hikmet Ran, "Geldik, gidiyoruz öylesine." Bir defa geldiğimiz dünyaya bir defa olsun tutunamıyoruz. İşin garip tarafı, sistemin çarkı öyle hızlı dönüyor ki yaşayıp yaşamadığımızı dahi sorgulamıyoruz. İvan İlyiç gibi yatağa düşene, Samsa gibi faraşla süpürülene kadar. Ben de aynıydım, işte bu kitaba kadar! Yaşam ve ölüm, Hayatın anlamı, Evlilik, Toplum hayatı eserde derin bir şekilde ele alınmış. Az okuyor, çok çıkarımda bulunuyorsunuz. Hiç fark ettiniz mi, insan ölüyor ve çoğu insan mutsuz gibi görünürken içten içe bir hisse kapılıyor, ölenin kendisi değil bir başkası olduğu için, "İşte o öldü, ben ölmedim!" Ve kısa bir matemin ardından çark işlemeye devam ediyor, hayatta sanki hiç var olmamışsınız gibi. Şimdi siz söyleyin, mutluluk için yaşamayı bırakıp bu sistemin parçası olmaya değer mi? Elimde olsa bu kitabı herkese okuturdum. İnsanın kendi hayatına geç kalması kadar kötü bir his olduğunu düşünmüyorum. Okuyan herkesten ricam, okuması ve bir başkasına okutması. Hayatınızı sorguya almanız ve mutlu olduğunuz bir yaşam geçirmeniz dileğiyle...
Edebiyat
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Can Yayınları · 202061,1bin okunma
··
6,2bin Gösterim
14 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
"Mesela ben, bu incecik kitabı elime aldığımda, hayatımı değiştirecek kitaplardan birini okuyacağımı bilmiyordum." Diyerek nefret ettiğim o akıma gönderme yapayım. 😊
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
İki saatte bitirip yıllarca etkisi altında kalacağınız bir eser.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Paylaşarak daha çok insanın hayatını sorgulamasına vesile olabilirsiniz.
Hayatıyla ilgili coşkulu bir haykırışı da Tezer Özlü yapıyor.. "Sordukları zaman, bana ne iş yaptığımı, evli olup olmadığımı, kocamın ne iş yaptığını, ana babamın ne olduklarını sordukları zaman, ne gibi koşullarda yaşadığımı, yanıtlarımı nasıl memnunlukla onayladıklarını yüzlerinde okuyorum. Ve hepsine haykırmak istiyorum. Onayladığınız yanıtlar yalnız bir yüzey, benim gerçeğimle bağdaşmayan bir yüzey. Ne düzenli bir iş, ne iyi bir konut, ne sizin "medeni durum" dediğiniz durumsuzluk, ne de başarılı bir birey olmak ya da sayılmak benim gerçeğim değil. Bu kolay olgulara, siz bu düzeni böylesine saptadığınız için ben de eriştim. Hem de hiçbir çaba harcamadan. Belki de hiç istediğim gibi çalışmadan. Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla hiç bağdaşan yönüm yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum. Hem de iyi giyiniyorum. İyi giyinene iyi yer verdiğiniz için. Aranızda dolaşmak için çalışıyorum. İstediğimi çalışmama izin vermediğiniz için. İçgüdülerimi hiçbir işte uygulamama izin vermediğiniz için. Hiçbir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz. Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlerinizle. Okullarınızla. İş yerlerinizle. Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın, dediniz. Aç kalmayı denedim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hiç aile olmayacak insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben bütün bunların dışındayım."
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Katkınız için teşekkür ediyorum 👏
Anladığım kadarıyla biraz cesaret gerektiren bir kitap kendi adıma İçimiz de halletmemiz gereken şeyleri şimdi zamanı değil dediğimiz raflara kaldıklarımızı serilmiş buluyoruz Kaleminize emeğinize sağlık
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Hayatı sorgulamak hep cesaret ister...
Reklam
Teşekür ediyorum hocam.. Bir kitap beni çağırdığında önce bi gelip sizin yorumunuza göz atıyorum🤭 incelemeyi okuduktan sonra kitabın okunma sırasını belirliyorum.. Kitabı okumak bir yana incelemelerinizi okumak bambaşka bi yana...🍃🙈
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Mutluluk duydum. Hep var olun. 😊