Gönderi

10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2017 95. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2017 15:41
Çok yorucu bir okumadan geldim, kitaba dair ne anlatabilirim diye düşünüyorum dünden beri. Kitabın “e” harfi bulundurmayışı, çevrildiği diğer dillerde de “e” harfi kullanılmadan çevrilmiş olması tam bir reklam kampanyası olmuş. Yazarın bunu “Auschwitz” kampında “kaybolan” annesine ithafen yazdığını okumayan da kaldıysa tekrar belirtmiş olayım. E harfi kullanmamak demek bir kitabı yazarken sadece içeriği değil biçimi de kurgulamak demek. Kitabın kategorilendirildiği alandaki en başarılı örneklerden birisi sayılmasının da sebebi işte bu biçim kaygısı. Neyse efendim bu e harfi olayına kanıp okumaya başladım kitabı; ama ilerlemeye çalıştıkça kitap bir bataklık misali ilerlememe engel oluyor sanki, okuyorum anlamıyorum, okumak istemiyorum, zorluyorum… Zaten okuduğum sırada göçebe yaşam tarzını benimsemiş, tekerlekli valizi ikinci kolunun yerini almış ilçeler ve şehirlerarası bir gezgin modumdayım. İçimdeki şeytan “Yarım bırak en iyisi, zaten bir halt anlamıyorsun! Uzaklaştın da kaç gündür zaten!!” diye dürteleyip duruyor, ben direnmeye uğraşıyorum. Kitap Anton Ssliharf adlı karakterin uyku sorunuyla başlıyor. Bu karakterimizi bir türlü uyku tutmuyor ve karakter buna çözüm arıyor. Hatta bu bölümü yazar “Uyuyan Adam” isimli kitabına atfetmiş. (“Burada, bir zamanlar yazdığımız bir romandaki gibi mışıl mışıl uyuyan bir adam anlatılır.” – Anton Ssliharf kısmı/ 1. Bölüm açılış yazısı… ) Karakter rüya mı görüyor, kafasında mı kurguluyor, kendisi bir roman mı yazıyor gibi pek çok soru işaretleriyle boğuştum. Sonra işe polisiye kısım giriyor, Anton kayboluyor, sonra günlüğünden ve kendilerine yollanan mektuplardaki ipuçlarından yola çıkarak onu aramaya çıkan arkadaşları da bir bir kaybolmaya başlıyor. Bu kısımlar tam bir işkence... Kitap ne anlatıyor, konu ne, olay ne... Tam bir keşmekeş var, içinden çıkmaya çalışırken anlamlandırmaya çalıştığınız kısım daha da bir artıyor. Bu kısmı okurken bir noktadan sonra anlama işini akışına bırakıp anladıklarımla yetinip, ileride bir düzene oturacağına dair inancıma tutunarak okumayı sürdürdüm. Keşmekeşin düzene oturması yaklaşık 14. Bölüme doğru oluyor, 14 bölüm böyle yarı anlayıp yarı anlamlandıramayarak gidiyor. Buraya kadar sabredip okumayı bırakmazsanız sanki okuduğunuz kitaba sihirli bir değnek değmiş gibi kitap bambaşka bir hale geliyor ve tüm kördüğüm yavaş yavaş gözünüze nakış gibi gelmeye başlıyor. #25647119 Başında anlamlandıramadığınız tüm olaylar keyifli bir şekilde birbirine bağlanıyor. Yazar da bunu aslında bize taa kitabın başında söylemiş fakat kurguyu yakalamaya çalışırken bunun farkına varmak zor. #25648503 Gizem çözülmeye, hikaye şekillenmeye başladıkça kitabı elinizden bırakmak istemiyorsunuz. Ben 7 saatlik otobüs yolculuğunun nasıl bittiğini anlayamayacak kadar kaptırdım mesela kendimi bu noktadan sonra. Kitapta yazarın sık sık kitabı okuyucuyla birlikte yazıp-okuyormuş gibi bir his vermesini çok sevdim, bizim okurken kaybolmuş hissettiğimiz kadar, yazar da yazarken kaybolmamak için belki de hatırlatma notlarını kitabın içine saklamış ve bunu kurguya çok başarılı bir şekilde yedirmiş. Sanki bu kısımdan sonra böyle yazmayı düşünmüştüm, tekrar nereden bağlayacağımı görmek için okuduğumda unutmamak adına bunu da buraya yazayım şeklinde bir yol izlemiş. Tabii bu benim uydurmam da olabilir. =) #25627947 Bu kitapla birlikte adını duyduğum, kitabın da en önemli örneklerinden sayıldığı “Oulipo” (Ouvroir de littérature potentielle, anlamı; "potansiyel edebiyat için atölye) diye bir akım varmış, bu akım Fransız edebiyatında hatırı sayılır bir yere sahip, edebiyat ile matematiği harmanlamış, içeriğinde bulmacalar, labirentler, iç-içe geçmiş karmaşık hikayeler barındıran farklı edebiyat tarzları yaratmayı amaçlıyormuş. Şimdi bu akımla ilgisi var mı ya da neyle ilgisi var bilmiyorum ama kitapta çok fazla 3, 6 ve özellikle 29 rakamı vardı. Bunlar bir yere bağlanır umudu ile epey bir not aldım farkına ilk vardığımda fakat sonra başa çıkamayıp bıraktım, üzerine oldukça kafa yorsam da bir sonuca varamadım, varabilen veya bir bilgi bulabilen olursa yorumda konuşalım üzerine lütfen. Sadece sayı değil aslında ak sözcüğü de çok fazla vardı ama bunları çıkarmaya üşendim. :) Şuradaki ekran görüntüsünde, şizofrenik şekilde Lost’taki sayılar gibi takıntı yaptığım sayılarla ilgili bir takım notları görebilirsiniz. =) i.hizliresim.com/g9QMAR.png Yunusla ilgili de bir metafor var sanırım bu da en sık kullanılan sözcüklerden birisiydi. Bir sürü yazar, heykeltraş, kitap, sanatçı adı geçiyor. Takip etmekten sıkılacağınız kadar çok. :-x Evet kitap alışık olduğumuz tarzın çok dışında ve belki de bu sebeple okunması oldukça zahmetli, fakat yazar arada bizi kitap kahramanı yaparak nasıl bir yol izlediğimizi, izleyeceğimizi yazmış ve bir nevi özür gibi kitabı böyle yazmasındaki amacını belirtmiş. Kitabın giriş, gelişme, sonuç biçimsel kaygısını linklerdeki alıntılarda özetlemiş. #25626286 #25626368 #25626543 #25630943 #25630974 Böyle cebelleşip okuyup bir yere varabildiğim kitaplardan daha ayrı bir tat alıyorum bitirdikten sonra. Hep aynı tarz kitaplar okursak, nasıl etrafımızdaki farklılıkları kabullenebiliriz ki zaten… Bu yüzden sıkılsanız da, okumaktan soğusanız da pes etmeyin derim; belki de Lowry’nin dediği gibi “Kim ki yorulmadan uzağa, daha uzağa koşmaya gönüllüdür ancak onu kurtarabiliriz.”
KayboluşGeorges Perec · Ayrıntı Yayınları · 20181,319 okunma
··
4.634 Gösterim
17 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Yarım bırakmama konusunda aynı düşünüyoruz. Lowry’nin ve Zorba’nın dediği gibi sonuna kadar gidersek kurtuluşumuza da bir o kadar yaklaşırız. Hatta alıntılarla birlikte renklendirdiğin ve aydınlattığın inceleme için kendi adıma çok teşekkür ederim. Zira bu kadar karanlıkta kaybolmuş olarak kalan bir kitabın detaylarının aydınlığa kavuşması için nitelikli bir okurun görüşlerine ihtiyacım vardı. Yine de kendi adıma henüz zamanının gelmemiş olduğunu anladığım bir kitaptı, aynı insanlar gibi bazı kitaplarla da zamanı gelince tanışmak gerek diye düşünüyorum. Hatta aynı Joyce’un Ulysses eseri gibi önceden araştırma yapılıp da okunabileceğini düşünüyorum. İçinde tanımadığım onlarca isim vardı senin de dediğin gibi. Kalemine ve azmine sağlık, bu kitaba dair en güzel ve açıklayıcı inceleme olarak 1k’nın arşivlerinde yer alsın bu.
NigRa
Gönderi Sahibi
Oğuzcum güzel düşüncelerin için çok teşekkür ederim, her zamanki gibi çok incesin. Her okurun belirli kitaplar için kişisel zamanları vardır doğru fakat her kitabı her okur sevecek diye bir koşul da yok. :) Hakkını da yemeyelim çok sabır isteyen bir kitap. Senin de azmine sağlık.
Sayenizde kitabı okudum ve bitirdim. Sizin yorumunuz olmasa kesin yarım bırakırdım. 14. Bölüme kadar savrula okudum ve açıldı sonra kapılar. Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim.
NigRa
Gönderi Sahibi
Çok sevindim. Bazen sabrediyoruz ve değiyor bazen zaman kaybediyoruz. :) İyi okumalar
Aşıklar atışması vardır ve galiba Erzurum'dan çıkmadır. "Leb değmez atışması," derler. Hani leb demeden leblebiyi anlama sözü vardır ya, işte onun kaynağı olan. Leb, dudaktır ve aslında leblebiyle alakası olmayan Farsça bir kelimedir. (Leblebi Mısır kaynaklı, Arapça bir kelime olup kavrulmuş nohut anlamına gelir.) Leb değmez atışması, iki dudağımızı birbirine değdirmeden çıkmayacak sözcükleri işaret eder. B,M,P gibi harflerin (seslerin) olduğu kelimelerin yasaklandığı bir atışmadır. Cezası da iki dudağın arasına konulan bir iğne ile verilir. Konumuzla alakası ne diyeceksiniz? Aslında konumuz dilin (lisan) matematiğine dayanır. G.P'in de başını çektiği bir edebi akımdır zira. Oulipo derler adına. Fransa'da doğma, Fransa'da ölmedir. Bir yığın Frankofon ülkede de karşılığını bulmuştur elbette. Bizde de karşılığı vardır illaki. Frankofonlar az değildir bizde de. Mesela F. Edgü derler. Ben sevmem. Seveni sevmeme engel görmem ama. Matematik bulaşmış edebiyattır aslı. Perec, hayatın edebiyatından çok matematiğin minimal hayatlı edebiyatına bakar. Enis Batur'u bir kılavuz kitapçık yazacak kadar mutlu eder. Dolayısıyla ölmüş bir akımdır ve hasarı okura değil kendinedir. Bir kazanım mıdır? Elbette. Kevser kalemine sağlık. Edebi günlerde görüşmek üzre.
NigRa
Gönderi Sahibi
Ben akımın kullanıldığı kitaba göre değişir sevip sevmemek kanaatindeyim aslında Metin abi. Kayboluş için e harfi kullanılmadan yazım yazana zor okuyana değil, bu kitap için e harfinden çok daha karmaşık oyunlar vardı. Güzel dokunuşun için teşekkürler, görüşmek dileğiyle...
Kitabın altıncı bölümünün olmadığını fark etmiş miydiniz acaba? Yani numaralandırma, 4,5,7,8... diye devam ediyor. Eksik olan kısımdan önce, kitapta bir bölümde, bir kitaplıkta 29 ciltlik bir kitap serisinin altıncı bölümünün olmadığı konu ediliyordu. Burayı okuduktan sonra bu kitapta da böyle bir şey olacağını tahmin ettim, direkt bölümlere baktım. Tahminim doğru çıktı. Gerçekten çok değişik bir kitap. Henüz bitirmedim. Bitirmek istediğim kadar, bitirmemeyide istiyorum çok yordu. Ama harika.
NigRa
Gönderi Sahibi
O da bir şey mi asıl hiç a kullanılmadan yazılmış bir kitap var, hem de Türkçe =)) Yoksul Metin
Ben okumalıyım dedim di! Hatta bunu okuma grubunda mı okusak, oylama yapmıştık ya bir daha deneriz artık.
NigRa
Gönderi Sahibi
Biz de Oğuz ile iyiki seçilmedi linç edilirdik diye düşündük. :) Kitabın dünyasına girmek zor biraz ama sonrası çok keyifli ve üzerine epey konuşulabilir aslında. Belki şu sayıların olayını da çözen olur. :))
Reklam
Kaybolanlara pusula olmuşsun gibi görünüyor Nigra ;) Kitap hakkında genelde anlaşılmaz olduğu yönünde yorumlar alsak da senin anlayıp, kitabın güzelliğini açığa vurman takdire değer. Yaptığın alıntılar da tam yerinde olmuş. İnsanın canı ara sıra böyle, dilin monotonluktan özgünlüğe doğru karmaşık bir yolculuğa çıktığı kitaplar okumak istiyor, bu kitap da tam bu ihtiyaca cevap verecek bir kitaba benziyor. Alıntılarla süslenmiş güzel incelemen için eline sağlık :)
NigRa
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim Samet. =) Kitap anlamaya çalıştıkça güzelleşen bir kitap. Türe de sakallı abinin diğer kitaplarına da merak saldım sayesinde.
İncelemeniz çok güzel olmuş, tebrik ederim. Kitabı okumayı düşünüyordum. Geçen gün okuduğum bir incelemeden sonra vazgeçmiştim. Şimdi sizin incelemenizden sonra yine okumalı mıyım acaba dedim. Kafam çok karışdı
NigRa
Gönderi Sahibi
Bence kesinlikle okumalısınız. Çok farklı bir kitap garip bir kurgusu var, başta karmaşık ve anlamsız gelen sonrasında zekice bağlanmış tuhaf bir kader olgusu var. Zaten böyle iki uç görüş belirtilmesi bile merak uyandırıcı bence.