1900 yılında İsveç’te dünyaya gelen Karin Maria Boye yazın hayatına şiirle başladı. Aynı zamanda başta T. S. Eliot’ın Çorak Ülke’si olmak üzere birçok şiiri anadiline çeviren Boye ülkesindeki modernist yazında belirgin bir yere sahiptir. Üniversite yıllarından itibaren faşizm karşıtı örgütlenmelerde yer almış, Sovyetler Birliği ve Nazi Almanya’sına çeşitli ziyaretlerde bulunmuş, bu gözlemleri Kallokain eserine temel oluşturdu. Kendisi gibi bir yazarla evlendi ancak Berlin’de gördüğü psikanalist terapi sonrasında kocasını terk edip Alman bir kadın olan Margot Hanel’le ömrünün sonuna kadar sürecek bir birliktelik yaşadı. Dünyanın durumundan dolayı karamsarlığa ve depresyona sürüklenen Boye, 1941 Nisan’ında, II. Dünya Savaşı’nın giderek kötüleştiği bir ortamda aşırı dozda uyku hapı alıp hayatına son verdi.
Dünya devlet dikta rejimi ile yönetilen bir devlettir. Devlet halk üzerinde kayıtsız şartsız bir egemenlik kurmuş insanlara sadece devletin öngördüğü bir yaşam sunulmuştur.
Devletin sınırları içerisinde yaşayan herkes askerdir. Askeri hiyerarşi her konu ve konumda sonuna kadar uygulanmaktadır. Öyle ki insanlar birbirlerine “silah arkadaşı” diye hitap etmektedir. Bu devlette evlilikler, üremeler, çalışmalar ve yaşamın tek amacı “iyi bir silah arkadaşı” olabilmektir. Yaşam alanları, tatiller, sevişmeler tamamen devletin kontrolündedir. Yatak odaları dahi dinlenmekte ve izlenmektedir.. tüm bu baskı rejimininin ortasında yeni bir keşif yapılır. Bu keşfi Kimya Şehri No 4’te yaşayan ve tek amacı devletine yaraşır bir silah arkadaşı olmak olan Leo Kall hayata geçirir.
Kallokaindir icadın adı. Bu ilacı bedenine alan her kişi aklında olanları, yüreğinden geçenleri filtresiz her sorana açıklamaktadır. Dünyadevletin kolluk kuvvetleri bu icada dört kolla sarılır. Artık hiç kimse hiçbir şey saklayamayacak, ihanet içinde olanlar olmayı düşünenler daha eyleme geçmeden teker teker yakalanacaktır. Devlet tüm muhalefeti daha anne karnında boğacak ve yine devlet kendi vatandaşını öğüten bir insan öğütme makinesine dönüşecektir.
Leo Kall’ın icadı düşlediği distopyayı adım adım hayata sokacaktır.
Cesur Yeni dünya ile 1984 arasında bir tarihte kaleme alınan Kallokain distopya edebiyatının en önemli eserlerinden biridir. Yayım tarihi açısından Kara Dörtleme’nin tam ortasında yer alır Kallokain. Biz (Yevgeni Zamyatin -1924) ve Cesur Yeni Dünya’dan (Aldaus Huxley -1932) sonra, 1984 (Orwell 1984) ve Fahrenheit 451’den (Ray Bradbury 1953) önce.
Kallokain distopya türünün tüm karakteristik özelliklerini bünyesinde barındırmaktadır. Boye’in evreninde jurnalcilik, baskı, propaganda, sansür normal karşılanmakta devletin tam baskı kurduğu düzende insanlar birbirlerine değil devlete güvenmekte, zehirli ve kasvetli bir atmosfer yaşanmaktadır.
Yazarın hayat öyküsü okunduğunda ona bu distopyayı yazdıran sebepler çok basit şekilde sezilmektedir. Nazi Almanya’sının kıyımları, Demir perde ülkelerinin totaliter rejimleri, katledilen insanlar ve dünyanın yüzyıllarca süren kan akıtma yarışları..
Ve bugüne geldiğimizde devletler yine silah ve ölüm peşinde koşmakta, faşizan tutumlar yeniden hortlamakta, Avrupa’dan Amerika’ya, Afrika’dan Orta Doğuya kadar dünyanın her yerinde yine masumlar ölmektedir.
Sene 2025 ve biz kendi yazdığımız distopyada yaşam savaşı veriyoruz. KallokainBizFahrenheit 4511984Cesur Yeni DünyaKarin BoyeGeorge OrwellYevgeni İvanoviç ZamyatinRay BradburyAldous Huxley