Gönderi

CİORAN'IN KIYISINDA
6/10
·192 syf.··
2025 48. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2025 12:44
Emil Michel Cioran, 20. yüzyılın en melankolik ve fazlaca özgün düşünürlerinden biri olarak, yazın külliyatı boyunca varoluşun sanrısını, kaygısını ve pişmanlığını kelimelere dökme çabasında olmuş bir yazardır. Cioran Rumen kökenlidir. Fakat hayatının büyük bir kısmını Fransa’da geçirmiştir. Hatta burayı çok sevmiş olacak ki -tabi işin bu kısmı, hiçbir edinime inanmayan Cioran için biraz şaşkınlık uyandırıcı- ana dilini Fransızca olarak değiştirmek gibi bir karara imza atmıştır. Fransızca kaleme aldığı denemeleriyle özellikle varoluşsal felsefe, nihilizm ve zaman kavramı üzerine yaptığı derin sorgulamalar Cioran'ı Cioran yapmıştır. Çürümenin Kitabı'yla bildiğim ve genel itibarla bu eserinin etiketi ile tanınan Cioran'ın; okuduğum dört eseri boyunca, yazınında sistemli bir felsefi kurgu görmedim; tam tersine, sistem karşıtı, hatta düşüncenin kendisine bile karşı bir düşünce... Bu yönüyle Cioran, bir filozof olduğu kadar bir aforizma ustasıdır. Doğmuş olmanın sakıncası üzerine başlı başına aforizmal bir eser iken, diğer eserleri de bu nevîde kaleme alınmış metinler bütünüdür. Bazen her cümlesi bir slogan, bir provokatif söylemler dizinidir. Bu hâliyle Cioran sanki bir provokatördür. Neye karşı? Cevap net: Alayına karşı! Nihilizmin büyük fotoğrafı. Tarih ve Ütopya 'sı okuduğum ilk eseri. Burada Cioran'ın, 'ideal Düzenin İmkânsızlığı' fikri daha ilk metinlerde kendini gösteriyor. Bu eser bile kendi başına bir Cioran'dır. 1960 tarihli Tarih ve Ütopya (Histoire et Utopie) adlı eser, Onun tarih algısını, siyasal ideolojilere dair eleştirilerini ve ideal düzenle ilgili nihilist yaklaşımlarını içeriyor. Cioran’a göre her ütopya, insanı aşırı bir düzenin nesnesi haline getirerek onun özgürlük ve kaos içindeki hakiki doğasını bastırır. Bu nedenle, her ideal toplum fikri, potansiyel olarak bir totalitarizme kapı aralar. Kitabın özellikle “Hayal Kırıklığının Diyalektiği” başlıklı bölümü, tarih boyunca tekrar eden devrimci heveslerin nasıl da hüsranla sonuçlandığını gözler önüne seriyor. Doğmuş Olmanın Sakıncası Üstüne (De l'inconvénient d'être né, 1973) eseri, Cioran'ın varoluş felsefesinin doruk noktalarından biridir. Aforizmalar halinde yazılmış bu kitap, doğumu bir trajedi, yaşamı ise zorunlu bir tahammül alanı olarak resmeder. Cioran varoluşun başlangıcı olan doğum fikriyle birlikte varoluşa dair her konuyu ve var olan her şeyi soluksuzca eleştirir. Bu eserde Cioran, var olmanın kendisini bir hata olarak görür. Ona göre en büyük şans, doğmamış olmaktır; çünkü varlık, acıyı ve bilinçle gelen boşluğu beraberinde getirir. "İnsan yeryüzünün kanseridir." fikri, onun insana dair varlık ideasının tamamını, yerle yeksan eden felsefesinin belki de en parlak yansımasıdır. Doğmak ve yaşamak fikrine bu bu denli pesimist yaklaşan Cioran'ın 84 yaşına kadar hayat sürmesi ve herhangi bir intihar söz konusu olmaksızın kendi eceliyle ölmesi ise hayret uyandırıcıdır. Bizce bu mukadderattır ama bu yaklaşım, bunu ne ile açıklar irdelemek gerek. Var Olma Eğilimi (La tentation d’exister, 1956), entelektüel yalnızlık, inanç krizi, Avrupa uygarlığının çöküşü gibi temaları işler. Cioran burada özellikle bireysel vicdanla toplumsal değerler arasındaki gerilimi ele almıştır. Ona göre yaşamak istemek bile bir zayıflığın belirtisidir; çünkü hakikati gören insan, yaşamdan ziyade yokluğu tercih eder. Okuyucu bu kitapta, büyük filozofların, mistiklerin ve edebi figürlerin isimlerini görür sık sık: Nietzsche, Pascal, Dostoyevski, Buddha… Ancak Cioran hiçbirini bir dogma olarak benimsemez. Her fikir, onun için bir tür felsefî geçiş anıdır—bir durak, ama asla bir varış noktası değil. Çünkü böyle olmasaydı felsefesi Nihilizmden uzaklaşmış olurdu. Bundandır ki Cioran'ın eserlerinde, "Tamamdır! Sonunda bir kabulün eşiğinde." dediğim her cümlesinin sonunda, yine bir reddediş ve bir kabulden kaçış okudum. Çürümenin Kitabı 'yla birlikte Cioran’ın düşüncesi bende, tam anlamıyla bir “tesellisizlik felsefesi” olarak yer etti. Bu kadar sanrı, kabulsüzlük pek tabii nihilist psikolojinin bir yansıması ama ne umudun ne de bir çözüm önerisinin olmaması bir bünyede, o bünyeyi de kıyasıya ayakta tutarak nasıl yer edebilir? Sanırım bu "Ben ol da gör." kâbilinden cevabı bulunabilecek bir soru. Peki Cioran olmak ister miyiz? Asla. Tabii bu umutsuzluk, okuyucunun kendi içsel sorgulamalarını derinleştirmesi için bir fırsat sunmaz mı? Kesinlikle evet. İlme'l yakîn biliyorudum, fakat ayne'l yakîn öğrendim ki; Cioran okumak hiç kolay değilmiş ama insan olmanın anlamını sorgulamak, hiçlik metaforunu biraz da Batı diliyle okumak adına da girişilmeyecek bir iş değilmiş. Veni, vidi, vici :) Emil Michel Cioran Tarih ve Ütopya Doğmuş Olmanın Sakıncası Üstüne Var Olma Eğilimi Çürümenin Kitabı
Çürümenin KitabıEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
··
1 +1'leme
·
1.119 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Emek vermişsiniz hocam, keyifle okudum. 🌿 Zamana Düşüş Cioran eserleri arasında, en sevdiklerimdendi.
Râbia
Gönderi Sahibi
Eylül Türk Kesinlikle. Zihnnim nihilist yaklaşımlardan kendini alamıyor dört doz Cioran'dan sonra. :D Geçecek ama. ☺️
Bazı söylemlerinde çok da haksız değilmiş:) Okuyalım,sorgulayalım, nasipse tefekküre dönüştürelim bakalım bir vakit. Kalemine sağlık cânım Rabia'cığım, iyi ki yazdın 🪻🫂
Râbia
Gönderi Sahibi
Haklı ve ümitsiz. Tam bir girdap. :) Teşekkürler cânım Fatma'cığım. İyi ki buralardasın .💜🪻