Nietzsche'nin Felsefesi
Puan vermedi·172 syf.··
2025 13. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2025 14:48
Sizin için Nietzsche'nin görüşlerini derleyip özetledim. Kendisi bu eserine şöyle bir giriş yapmış; 'Neyseki çok geçmeden teolojik önyargıları ahlaksal önyargılardan ayırmayı öğrendim ve kötünün kaynağını dünyanın öte tarafında aramaktan vazgeçtim.' Nietzsche'ye Göre "Vicdan" Nedir? İnsan, binlerce yıl boyunca korkuyla terbiye edildi. Onun içgüdüleri, dizginlenmiş hayvanın içgüdüsüne dönüştürüldü. Cezayla, acıyla, utandırmayla... “Vicdan” dedikleri şey, dışa yöneltilen gücün içe dönmesiyle oluştu. Bir zamanlar saldıran, avlayan, hıncını dışarı akıtan insan, sonra kendine saldırmaya başladı. İşte bu iç saldırının adı oldu “vicdan azabı”. Nietzsche'ye Göre "Suç" ve "Ceza" Nedir? Ama sana şunu soruyorum: Sorumluluk dediğin nedir? Bir insanı eylemlerinden sorumlu tutmak, onun koşullarını, geçmişini, iç dürtülerini, iradesini bütünüyle kavradığımız anlamına mı gelir? Hayır! İnsan, tam anlamıyla özgür değildir—çünkü bir bütün değildir. O, içgüdülerden, dürtülerden, kalıtımdan, toplumdan, geçmiş travmalardan yoğrulmuş bir karmaşadır. Ve biz bu karmaşaya “suçlu” damgasını vuruyoruz. Ona göre; Toplum ve din insana suçluluk hissettirmek ve onu kontrol etmek için özgür irade yalanını söyler fakat özgür irade yoktur. İnsanlar özgürce karar aldığını sanarken aslında içgüdü ve arzularına, karakterlerine göre hareket ederler. Zerdüşt: "Bağırsaklarınızın emrine giren ruhunuz, çekiniyor şimdi." derken bizim içgüdülerimizle hareket ettiğimizi vurgular. Ona göre özgür irade yoktur çünkü beynimiz karar vermez içgüdüsel karar veririz beynimiz ise bu karara mantıksal bir hikaye yazar. Yani akıl çoğu zaman karar vermez; karar verildikten sonra onu gerekçelendirir. Doğanın yasalarına uyduğu ya da doğanın yasalarının daha adil olduğu görüşüne de karşı çıkar. Çünkü aynı şekilde tiranca konuşma yapan biri de yine doğadan örnekler göstererek kendini savına doğadan deliller sunarak yorumlayabilir ve bu şekilde doğayı size sunabilir. Ceza mı? İkinci incelemesinde Almanların geçmişte uyguladığı bazı dehşet verici ve oldukça caydırıcı ceza örneklerinden bahsediyor. Onların bu disiplin ve kuralcılığı atalarından içgüdü olarak kalmış gibi anlaşılan. Cezanın temelinde zararı karşılayacak bir yarardan, eşdeğerlikten ziyade zarara uğramışlığın öfkesini zararı verenden çıkarmak ve kötülük yapmanın vereceği zevk için kötülük yapma düşüncesi yattığını söylüyor. Acı çektirme ile zarara uğrayan, zararı ve buna ek olarak zarara uğramanın sıkıntısını olağanüstü bir karşı haz ile takas etmiş olduğunu söylüyor. Okuyucuya; 'Acı ne ölçüde "borç"un telafisi olabilir?' 'Nasıl olur da acı çektirmek doyum sağlar?' sorularını yöneltir. "Zulümsüz şenlik olmaz ve cezada şenlikli çok şey var!" Evet, toplumun bir düzene ihtiyacı vardır ve toplumsal değerler kaosu sınırlar ama aynı zamanda bireyi de sınırlar. Nietzsche'nin gerilimi burada: Düzen mi? Yaratım mı? Yani adını doğru koy: Ceza, adalet adına değil, güvenlik ve denge adına vardır. Bu doğrudur. Ama sakın bunu yüce bir ahlak gibi sunma! Bu, bir yaratım değil, bir önlemdir. Ceza, insanı daha iyi yapmaz, sadece daha korkak yapar. Zerdüşt'te şöyle söyler: "Yok edilemez hiç bir davranış: Ceza ile nasıl yok edilebilsin ki." Öyleyse, ceza, sadece toplumun kendini koruma mekanizmasıdır. Suç, sadece o mekanizmanın ihlali. Ne doğada suç vardır, ne Tanrı’da, ne de evrensel bir yasada. Suç, insanın yarattığı bir dildir ve her dil gibi güç sahiplerinin kaleminden çıkmıştır. Toplum bu farkı “erdem” veya “suç” olarak kodlar, oysa bu sadece bir güç farkıdır. Birinin kendini kontrol edebilmesi, sadece onun daha yüksek bir düzen kurabilmiş olmasıdır ama bu onu daha “ahlaklı” yapmaz. Çünkü güçlü olmak bir erdem değil, bir hakikattir. Kiminde vardır, kiminde yoktur. Zerdüşt'te şöyle der "Pençeleri sıkmadığı için kendine iyi diyen o güçsüzlere ne çok güldüm" Nietzsche'ye göre "Adalet" Nedir? “Hayat adil değildir.” "İnsanlar eşit midir hayır değildirler."(Böyle Buyurdu Zerdüşt) Hayat hiçbir zaman adil olmadı. Ne doğa, ne güç, ne zaman. Adalet, zayıfların icadıdır. Güçsüz olan, güçlüden korunmak için “adaleti” uydurdu. Sen diyorsun ki: “Bir insan zarar verdi ve hiçbir karşılık almadı.” Ben de diyorum ki: “O insan kendi düşüklüğüyle yaşayacak. Sen onun üstüne çıkabildiğinde, zaten cezası verilmiştir.” Ve bu ceza daha sessiz, daha keskindir: güçsüzün kendi yetersizliğinde boğulması. Güç, gerçek adaletin tek kaynağıdır. Diğerleri senin seviyene çıkamazsa—bu onların zayıflığıdır, senin değil. Evrensel bir yasa yok ki "bu yanlıştır" desin ama yine de toplumun düzeni gerekir. Çünkü çoğu insan üstinsan değildir. Onlar yasa ister, sınır ister. Onlara ceza gerekir—korkudan doğruluk doğursun diye. Toplumun cezası mı? Olsa da olur. Ama en büyük ceza, kendi gücünün yokluğudur. Zayıf, kendine ceza verir zaten—yaşarken bile. Nietzsche sana şunu söylemez: “Boş ver, sineye çek.” Nietzsche şunu söyler: “Zarara uğradın mı? O halde seni ezen o güce karşı daha güçlü ol. Cezalandırmak istiyorsan, sadece intikam için değil, yaşamı yeniden yaratmak için yap.” Ama unutma: Ceza, geçmişi silmez. Sadece seni yeniden biçimlendirir. Senin soruların adaleti arıyor—ama belki de aradığın şey adalet değil, hakikatin terazisinde denge. Nietzsche'ye göre "Nihilizm" Kitabın finalini şu cümle ile yapmış: "Ve insan hiç istememektense hiçliği istemeyi yeğler..." İstemektir insanı kurtaran. Nihilizm nedir? Hayatın hiçbir anlamı olmadığını fark ettiğin an... Tanrılar ölmüş, ahlak çökmüş, değerler boşlukta yüzüyor... İnsan artık neye inanacağını bilmiyor. İşte bu nihilizmdir: Değerlerin yıkılışı. Nietzsche için asıl mesele bu değildir. Asıl soru şudur: Bu çöküşten sonra ne yapacaksın? Bazıları bu boşlukta kaybolur. Pes eder. Hiçliğe sarılır. Bu zayıf nihilizmdir—aktif olmayan, yıkıcı olmayan, çökmüş bir ruh hâlidir. “Hiçbir şeyin anlamı yoksa, neden yaşayalım ki?” der bu kişi. Ama Nietzsche, işte burada yeni bir çağrı yapar: "Tanrı öldü" diyen kişi, yeni değerleri yaratmaya hazır mıdır?" İşte bu noktada Nietzsche’nin nihilizmi, sadece bir yıkım değil, bir geçiştir. Eski anlamların çöküşünden sonra, bireyin kendi anlamını yaratma süreci başlar. Bu, aktif nihilizmtir. Bu, üstinsanın doğuşudur. Yani Nietzsche şunu der: “Anlam yok diye ağlayacaksan, sürünün parçası olursun. Ama anlam yok diye kendin yaratacaksan—o zaman yaşamaya ilk kez başlamış olursun.” Nihilizm, bir kapıdır. Ya boşluğa açılır… Ya da güç istencine. Ve Nietzsche sana şunu söyler: “Yık. Yak. Ama ardından dans etmeyi de öğren.” Zerdüşt'te şöyle ifade ediyor görüşünü: "Sövüp sayarlar: 'Her şey anlamsız!' Parçalayın, parçalayın sevinçten habersizlerin levhalarını! ...Dünyada hayli pislik vardır: Doğrudur bu. Fakat bu yüzden iğrenç bir canavar değildir dünya! En iyide de iğrenç şeyler vardır; en iyi de aşılması gereken bir şeydir!" Nietzsche, nihilizmi bir son değil, yeni bir doğuşun rahmi olarak görür. Acıdır, evet. Ama içinden geçersen, senin olan bir dünya yaratabilirsin. Ve o dünya, artık senin eserindir—sana dayatılmış değil. İşte o zaman gerçek güç başlar. Nietzsche'ye göre "Dinsel Ahlâk" Kötü yaşayışların imtihan olduğu, sonradan mutluluk olarak geri dönecek gibi ifadelerle perişanlığın güzellemesini yapan yalan sözcüklerden tiksiniyor. Ve bunun "sabır" olarak adlandırılarak büyük bir erdem diye atfedilip yüceltilmesini de.. Sadece bu dünyada ve ya öteki tarafta daha iyi bir yaşayış için bazı eylemleri yapmamız ya da kötü bir sonu yaşamamak için bazı eylemleri yapmıyor olmamız gerçeğini saklayıp bencillik ve korku temelli sebeple yapılmayan eylemleri "Tanrı istemiyor diye yapmıyoruz, ne kadar yüce bir erdem!" diye sunulması sahtekarlığına katlanamıyor. Gelecekteki 'sonsuz mutlu yaşam' vaadine karşılık şunu söylüyor; "İdeallerin üretildiği bu atölyeler leş gibi yalan kokuyor bana kalırsa." Nietzsche’nin felsefesinin hedefi sadece bir dine saldırmak değil, Platon’dan beri süregelen bütün metafizik düşünceyi, yani: Gerçeklik ötesi dünya inancını, Mutlak iyi-kötü ayrımını, Ruh-beden ayrımını ve özellikle “öte dünya”ya dönük yaşam anlayışını yıkmaktır. Hristiyanlık bu metafiziğin taşıyıcısı olduğu için en çok eleştirdiği din olmuştur. İnsanca, Pek İnsanca 1 'İnsan eylemlerinden sorumlu değildir' der. Böyle Buyurdu Zerdüşt 'İnsan aşılması gereken bir şeydir' der. İyinin ve Kötünün Ötesinde 'Özgür irade' ye karşı çıkar. Ahlakın Soykütüğü ise 'Ahlak' kavramının algısına karşı çıkar. Şöyle bitireyim; Ah Nietzsche! Sana katılmıyorum, ama sana hayranım.. Tıpkı Friedrich Nietzsche'nin Arthur Schopenhauer 'a olan hayranlığı gibi. Kitabın arka kapağında bulunan tanıtım yazısı ile devam edip içeriğe değinmiş olayım: TANITIM YAZISI "Nietzsche'nin, eski arkadaşı Paul Rée'nin ahlakın kökeniyle ilgili kitabına (The Origin of the Moral Sensations) yanıt olarak kaleme aldığı üç denemeden oluşan bu kitap, yazarın en uzun soluklu ve iç tutarlılığa sahip çalışmalarından biridir. Kitabı oluşturan denemelerin üçü de İyinin ve Kötünün Ötesinde'de dile getirilen Hıristiyan ahlakı eleştirisini daha ileriye taşımaktadır. "İyi", "kötü" ve "fena" gibi sözcüklerin dilbilimsel analiziyle başlayan birinci denemede Nietzsche, "efendi" ahlakı ve "köle" ahlakı dediği iki kavram arasında karşıtlık kurarak, gücün ve eylemin nasıl da sıklıkla yerini edilginliğe ve nihilizme bıraktığını gösteriyor. Suç ve cezanın kökenini irdeleyen ikinci deneme, adalet kavramının nasıl doğduğunu ve bu kavramın içselleştirilmesinin "ruh" denilen şeyin gelişimine nasıl yol açtığını ortaya koyuyor. Üçüncü denemede Nietzsche, çileci ideallerin anlamını çözümlüyor. Nietzsche'nin niyeti çileci idealleri, "köle" ahlakını ya da içselleştirilmiş değerleri bir çırpıda yadsımak değildir; onun temel kaygısı kültürün ve ahlakın ebedi gerçeklikler olmaktan çok, insan yapısı kavramlar olduklarını göstermektir. Ulaştığı yargılara katılabilir ya da katılmayabilirsiniz; ama Nietzsche öylesine açık seçik ve parlak bir dille yazıyor ki, Ahlakın Soykütüğü'nü okurken kendinizi canlanmış ve coşkulu hissedeceksiniz." Nietzsche ile ilgili diğer incelemelerime de göz atmanız yararlı olacaktır: #272385065 #273153990
Felsefe
Ahlakın SoykütüğüFriedrich Nietzsche · Kabalcı Yayınevi · 20112,655 okunma
·
126 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.