Yaşama Uğraşı İncelemesi
7/10
·479 syf.··
2025 27. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2025 14:40
Cesare Pavese neden intihar etti? a) Amaçladığı hedeflere ulaşamayacağı için b) Sevdiği kadından ayrıldığı için c) İtalya’nın durumunda memnun olmadığı ve düzeleceğine dair herhangi bir umudu olmadığı için d) Kendi ölüm şeklini kendisi seçmek istediği için e) Yalnızlıktan sıkıldığı için f) Koyduğu hedeflerine tamamen ulaşmasından dolayı düştüğü boşluk yüzünden Bu saydıklarımın hepsinin de bir parça etkisi olabilir. Zira insanı kendi canını almayan iten güdünün tek bir motivasyonu olduğunu ya da olabileceğini düşünmüyorum. Özellikle Cesare Pavese ’nin yaşadığı dönemki İtalya’yı değerlendirmemiz lazım ilk olarak. Bildiğiniz gibi faşistler Mussolini önderliğinde 1922 yılında iktidarı aldı. Cesare Pavese henüz 14 yaşındayken… Cesare Pavese faşist rejimin iktidar olduğu bir dönemde büyüdü diyebiliriz. Sadece faşist rejim değildi sıkıntı. İtalya kalabalık bir nüfus ile dar bir coğrafyaya sıkışmış durumdaydı. Nüfus artış hızı Avrupa’nın en yüksek ilkesiydi ancak toprakları o denli geniş değildi. Bu sebeple yeni dünya Amerika’ya büyük bir göç başladı. İrlandalılarla birlikte o dönemde Amerika’ya (sadece Amerika değil Arjantin’e de büyük bir göç söz konusu) en çok göç eden millet İtalyanlardı. Çok geçmeden 2. Dünya Savaşı’nın patlaması ve İtalya’nın bu savaşa dahil olması halkın sıkıntılarının katmerlenmesine yol açtı. Pavese’nin günlükleri bu sıkıntılı dönemde kaleme alınmış yani 1935-1950 arası. Cesare Pavese günlüğüne başlamadan önceki sene anti faşist olması sebebiyle hapis yatmıştır. Ancak günlüklerinde birçok şeye değinse de siyaset bu konulardan biri değildir. Nerdeyse tek bir kelam etmemiştir ne siyasetle ne de faşist iktidarla ilgili. Korktuğu için mi yoksa bıktığı için mi hiç bu konulara girmedi bilemiyorum. Ama bu denli çalkantılı bir dönemde siyasete karışmamak bana çok ilginç geldi. Bu arada dönem bu denli çalkantılı olur da sanat bundan etkilenmez mi? İtalya’da özellikle sinema bu sosyal yapıdan çok etkilenmiştir. İtalyan Yeni Gerçekçilik akımı ortaya çıkmıştır. Bu dönemde İtalya tarihinin en orijinal en etkileyici filmlerini çekmiştir: Bisiklet Hırsızları, Sonsuz Sokaklar, Roma – Açık Şehir…Yönetmenler Fellini, Rossellini, Visconti bu akımın öncüleriydi. Cesare Pavese’nin bu yeni akımdan etkilenmediğini düşünmek yanlış olur. Bazı yazarlar ölüme karşı bir özlem duymakta. Aklıma gelen ilk isimler Yukio Mişima , Osamu Dazai gibi. Bizden de Beşir Fuad 'ı intihar eden yazarlara örnek gösterebilirim (ölümü tecrübe etmek için bileklerini kesmiş ve bu dakikadan sonra hissettiği herşeyi kaleme almıştır.) . Cesare Pavese ’de de bu söz konusu. İnsanın kendi ölümünü seçme özgürlüğü olduğuna inanmakta. “İnsan neden dilediği gibi, kendi seçme hakkını kullanarak ona bir anlam vererek arayamaz ölümü? Bunu yapamaz da ölmeyi bekler elleri bağlı? Neden?” S.85 “İntiharı düşünen bir insan için en kötü şey kendisini öldürmesi değil, bunu düşünüp yapmamasıdır.” S.73 “Ne zaman bir güçlükle ya da acıyla karşılaşsam, hep intiharı düşünmeye yargılı olduğumu biliyorum. Beni korkutan da bu: Temel ilkem intihar, gerçekleştiremediğim, hiçbir zaman gerçekleştiremeyeceğim, ama düşüncesi duyarlığımı okşayan intihar.” S.49 Yukardaki alıntılardan da gördüğünüz gibi intiharı kendine hedef koyan, kendi ölümünü kendi eliyle gerçekleştirmek isteyen bir adam. Özellikle günlüğünün başlarında intihar eyleminde epey bahsetmekte. Yaşama Uğraşı için “ bir intiharın seyir defteri” yorumunda bulunabilirim. Melankoli hali kitabın neredeyse her satırına sinmiş. Ancak yazarın üretken olduğu, romanlarını kaleme aldığı bir dönem var. Bu dönemde neredeyse hiç intihardan bahsetmiyor. Günlüğün sonlarına doğru, eserlerini tamamladıktan sonra, yine intihara meyilli ortaya çıkıyor. Muhtemelen hedeflerini gerçekleştirdikten sonra yaşama tutunacak bir dalı kalmıyor. Zira kitabın 92. Sayfasında şöyle bir cümle var: “İnsanın ülkülerine erişememesinden de acı bir şey vardır: Onları gerçekleştirmiş olmak.” Jack London ’ın intiharına benzemekte bu açıdan bakınca. Zira hiçbir zaman kesinleşmemiştir Jack London ’ın intihar ettiği. Kimileri doğal sebeplerden öldüğünü söylemektedir. Ancak genel kanı intihar ettiğidir. Hayatta kendi ile ilgili tüm hedeflerini gerçekleştirmiş, toplumsal hedeflerinin ise asla gerçekleşemeyeceğini anladığı zamanki bir insanın huzuru ile yapmıştır bunu. Cesare Pavese ’nin de benzer bir durumu var. İtalya’nın en saygın ödülü olan Strega’yı aldıktan kısa bir süre sonra kendini öldürüyor. Bunu demeden geçemeyeceğim: Güzel Yaz ’ı okudum, Tepelerdeki Şeytan ’ı ise şu sıralar okuyorum. Ama bence ikisi de ödül hak eden romanlar değiller. Kendisi bir edebiyat eleştirmeni olarak Fyodor Dostoyevski ’yi bile eleştirebiliyorken bari kendisi de azıcık iyi romanlar yazabilseymiş. Bunu demeden geçemedim, Cesare Pavese sevenler kusura bakmasın. Kendisi de bu arada yapıtları hakkında çok iyi şeyler düşünmemekte: “Yaptıklarıma, eserlerime karşı bir tiksinti duyuyorum.” S.464 Yaşama Uğraşı ’nda intihar harici başka nelerden bahsediyor? Nelerden bahsetmiyor ki…Acı çekmek, vefasızlık, çıkarcılık, bencillik, kadınlar, kadın-erkek ilişkisi, cinsellik, aldatma – aldatılma, çocukluk, gençlik, inanç ve tabi ki yalnızlık…Yalnızlık Cesare Pavese için çok önemli bir kavram. Zira kitap boyunca ne denli yalnız olduğundan dem vurmakta. “Kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum…” s.165 Kitap birbirinde güzel tespitler ve aforizmalarla dolu. Ancak hiçbiri beni yukarıda yazdığım cümle kadar etkilemedi. Nasıl bir yalnızlık tasviridir bu…nasıl anlatılabilir yalnızlığın zorluğu tek bir cümle ile… Cesare Pavese edebiyat’a muazzam bir katkıda bulunmuş tek bir cümle ile. Peki Cesare Pavese neden yalnız? İçine kapanık biri olduğu için mi, çevresi tarafından dışlanan biri olduğu için mi, sosyal anksiyetesi (sosyal fobi de diyorlar) olduğu için mi, insanlar tarafından anlaşılmadığı için mi…aslında hiçbiri. Cesare Pavese edebiyat dünyasında öldükten sonra tanınan biri değil. Tam tersi yaşıyorken de bu çevrede bilinen, saygı duyulan bir kişi. Ek olarak yayıncı ile olan mektuplaşmalarından da esprili, sosyal bir kişi olduğunu anlıyoruz. Kadınlar ile ilişkisi sorunlu olsa da kopuk değil. Zamanın birçok önemli aktrisi ile birliktelik yaşamış. İşinde başarısız mı? Hayır, tabi ki değil. İtalya’nın en saygın ödülünü almış. Dolayısıyla çalışmaları değer bulmuş biri. Ekonomik sıkıntılar mı yaşıyor? Hayır, çevirmenlikten bile yeterince para kazanıyor o dönem. Peki neden canına kıydı? Kitabında sürekli olarak acıdan bahsetmekte. Ancak bu acıya neyin sebep olduğunu hiçbir yerde açıklamamakta. Geriye bir ihtimal daha kalıyor… Kariyerinin zirvesindeyken her şeye son vermek. Yukarıda belirttiğim gibi Cesare Pavese , kendisine verilen ödüle layık olmadığını düşünmüş olabilir. Zira kendi eserlerine karşı tiksinti duyduğunu günlüğünde yazmış. Nihayetinde hiçbir zaman bir Marcel Proust , bir Fyodor Dostoyevski olamayacağını anladığında, yaşamanın da çok manası kalmamış olabilir onun gözünde. Yaşama Uğraşı ile ilgili en beğendiğim şey şu oldu; konuya direk geçiş. Hiç lafı dolandırmıyor, direk söylüyor. Bu açıdan bakınca yazarın en çok dobralığını sevmiş olabilirim. Kendimize bile itiraf ederken güçlük çektiğimiz şeyleri pat diye yüzümüze vuruyor. Çok kısa ve net bir anlatım tarzı var. Yaptığı analizler, tespitler çok yerinde. Attığı her ok hedefi vuruyor. Kitapta sanat, şiir, imgeleme, resim gibi birçok konuda da makaleler var ancak bu kısımları çok dikkatli okudum desem yalan söylemiş olurum. Ancak diğer kısımlar benim için oldukça okumaya değer. Dediğimi gibi şu ana kadar okuduğum romanlarını başarısız bulsam da Yaşama Uğraşı kesinlikle okunmalı. Cesare Pavese’nin asıl şairlik yanı güçlü. Yazarı değerlendirirken şiirlerine de göz atmak lazım. Ancak şu ana kadar hiçbir şiirini okumadığım için bu değerlendirme ister istemez eksik kalacak.
Anı-Mektup-Günlük
Yaşama UğraşıCesare Pavese · Can Yayınları · 20212,592 okunma
··
250 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Tebrik ederim abi güzel bir inceleme olmuş. Paylaştığın alıntılar benim de dikkatimi çektiği için kitabı hemen aldım.
Özgün Coşkun
Gönderi Sahibi
Çok teşekkürler yorumunuz için. Umarım kitabı okuyunca beğenirsiniz.