İhsan Oktay Anar son eseri Tiamat Osmanlı denizaltısında (Tahtelbahir ismi Osmanlı dilinde denizaltı demekmiş) görev yapan mürettebatın, batırdıkları İngiliz destroyerinin koruduğu Silep gemisinden buldukları sandık ve 7 adet altın çivinin (veya öyle sanıyorlar) ganimet olarak kendi denizaltına aldıktan sonra başlarına gelen mistik ,korkunç olayları ele alıyor.
İhsan İhsan Oktay Anar yine kendine öz fantastik üslubu ile güzel bir kurgu çıkarmış.
İşlediği konunun filmi yapılabilir ve keyifle de izlenebilir.
Kitabı iki günde okudum ve ilk gün akşamı daha önceden izlemiş olduğum denizatı filmlerinden birini yeniden izleme isteğine kapıldım.
U-571, Greyhound, Das Boot güzel filmler.....
Kurgu çok güzel olsa da, kitabı akıcı bir şekilde okumak biraz zor. En önemli iki sebebi:
- Yazarın Farsça, Osmanlıca kelimelere çok yer vermesi
- Denizcilik ve özellikle denizaltı üzerine çok fazla teknik kelime olması.
Bu da size ne okuduğunuzu anlayamama güçlüğü veriyor.
Özellikle, kitabın yarısına kadar bu durumla çok yüz yüze kalıyorsunuz.
100 sayfadan sonra kitap heyecan ile akıcılık kazanıyor.
Bu noktaya kadar kafamda şekillenen puan 7 iken , kitap sonunda 8 puanı buldum.
Kitap kötü değil, vasat değil, keyifli. Klasik bir İhsan Oktay Anar klasiği.
Ama Puslu Kıtalar Atlası, Amat gibi kitapları ile aynı puanı da haketmiyor
İhsan Oktay Anar'ın kalemini seviyorum.
Umarım sene bitmeden son iki kitabı Kitab-ül Hiyel ve Yedinci Gün de okumuş olurum.
Papirüs Kitap Kulübü1000Kitap