Şahsi fikrim kitaptaki karaktere değil de yazarın anlatısına, kelimelerle ettiği uzun ve ahenkli dansa odaklanmak daha doğru olur. Burada enişteye odaklanıldığında yazarın büyüleyici anlatısından, binbir emekle benzediği cümlelerden alının tat biraz eksik kalır diye düşünüyorum. Daha daha uzun yazsa yine sonuna kadar okunurdu. Abdülhak Şinasi Hisar nevi şahsına münhasır bir kişilik. Muhtemelen bu kitap basıldığında pantolonunun, ceketin, paltonusun ceplerinde kitapta geçen cümleleri daha da güzelleştirmek için yazdığı küçük küçük kağıt parçaları kalmıştır. Baskıya yetisememiş veya Fahim Bey misali kitap basılmış olsa dahi o daha basılmamış gibi cümlelerle kelimelerle oynamaya, onları daha estetik, daha uzun ve lezziz hâle getirmeye devam etmiştir. Buradaki enişte gibi karakteri yok değil, geçmişte de vardı, şimdi de var, yarında olmaya devam edeceklerdir. Sevilmeyen özelliklerinin yanında, sevilen ve kimsenin aklına gelmeyen şeyler de yapabiliyor bu tarz karakterler. Böyle bir kitabın yazılmasına sebep olmuş, konu olmuşlar. Abdülhak Şinasi Hisar daha çok okunmalı, onun dili incelenmeli, bu kadar uzun ve anlamlı cümlelerin kurulumu konusundaki ustalığı takdir edilmeli.