Gönderi

Zaman mekan alt üst olmuş Başkomser Nevzat romanı
6/10
·448 syf.··
2025 9. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 17 Eylül 2025 00:32
Hayırlısı ile Ahmet Ümit’ten de kötü bir roman okudum diyebilirim rahatlıkla, hem de maalesef Başkomser Nevzat romanı olarak kötü bir roman okudum. Öyle kötü ki asla diğer incelemelerde yazıldığı gibi ne mükemmel bir kitap, ne de Orhan Pamuk ’un Yeni Hayat kitabındaki o hafızalara kazınan giriş cümlesi ile örneklendirilecek bir kitap. Nedir mesela günümüz Türkiye’sinden olan esintiler der iseniz Dilan Polat güzellik merkezleri ile bir de malum bir siyasetçiye yapılan birkaç cümlelik gönderme sadece. Yırtıcı Kuşlar Zamanı, maalesef çelişkiler ile dolu ve tutarsızlıklar barındıran bir roman olmuş. Bu da maalesef Ahmet Ümit’in kendi tercihi ile oluşmuş bir durum, yani neden böyle bir şeyi seçmiş, niye böyle kurgulamış hiç anlayamadım. Fatih Altaylı’nın yaklaşık 4 – 5 ay önce Youtube üzerinde yayınlanan “Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti” programına konuk oluyor Ahmet Ümit. Fatih Altaylı haklı olarak okur Nevzat’ı çok sevdi diye Başkomser Nevzat ve ekibini överken de yine haklı olarak, bu tarz seri karakteri okuyan biz okurların da aklına en çok takılan bir konuyu dile getiriyor. Senelerdir okurken biz okurlar ne düşünürüz mesela, Nevzat artık yaşlanıyor deriz ve bundan sonra seri nasıl ilerleyecek diye merak ederiz ve bunu da Fatih Altaylı dile getiriyor. Ne diyor ama Ahmet Ümit, böyle bir şeyin olmadığını, yaşlanmadığını çünkü sadece bunun roman olduğunu söylüyor. Kendi okuduğum bu tarz serilerde seri içinde sürekli olarak karakterin geliştiğini, tepkilerin geliştiğini okurken doğal olarak yaşlandığını da okurum, çünkü okumak isterim. Mesela Michael Connelly ‘in Harry Bosch karakterinde veya Henning Mankell ‘in de Kurt Wallender karakterinde her romandan romana bu dedektiflerin yaşlandığına şahit oluruz. Bosch mesela her kitabında yaşlanır, bunu kendisi de dile getirir ve başında geçen olaylar neticesinde de okuruz. Vücudu artık eskisi gibi tepkiler veremez, bir koşuşturma sahnesinde istediği eforu sarfedemez, en basiti ise romanların bir yerinden sonra emekli olur artık, teşkilata geri döner ama birkaç roman sonra tekrardan emekli olur. Genç bir dedektif girer artık seriye ve Bosch da emekli bir dedektif olarak davalara müdahil olur. Açıkçası Başkomser Nevzat romanlarında da ben bunun olduğunu düşünüyordum ama ta ki Ahmet Ümit bu romanında zaman ve mekanı altüst edene kadar. Şimdi yaklaşık olarak, 25 – 30 senedir Nevzat okuyoruz (2001 yılından itibaren uyarlamaları da mevcut), serinin ilk romanı olan Kavim romanının ilk basım tarihi ise 2006. Bu romanda Başkomser Nevzat’ın karısı ve kızının bir saldırı sonucu ölmüş olduklarını öğreniyoruz. Aradan 19 sene geçiyor ve biz okurlar birçok Nevzat romanı daha okuyoruz, bu romanların hepsinde de Yırtıcı Kuşlar Zamanında da olduğu gibi Türkiye’nin gündemine dair olayları ya yan hikâye olarak okuyoruz ya da ana kurguda aktif olarak görüyoruz. 2013 yılında basılan Beyoğlu’nun En Güzel Abisi romanında geçen Gezi Parkı olayları ya da 2018 yılında basılan Kırlangıç Çığlığı romanında olan Suriyeler'in yaşamları gibi veya 2010 yılında basılan İstanbul Hatırası romanında olan İstanbul’daki betonlaşmanın daha da artması gibi. Bu ve diğer tüm romanlarına bakar isek romanlar içinde bir zaman kavramı var ve her yeni çıkan roman kronolojik olarak Türkiye’de gelişen olaylara bağlı olarak işlenmektedir ve bu da Nevzat serisinin önemli özelliklerinden biridir. Gelelim bu romanda neyi eleştirdiğime. Şimdi Yırtıcı Kuşlar Zamanı’nda da öğreniyoruz ki romanın geçtiği zamandan 7 yıl önce Nevzat’ın ailesi Güzide ve Aysun bir saldırı sonucu hayatlarını kaybetmişler. 2006 yılından beri roman olarak okuduğumuz Nevzat serisinde bu durum tutarsızlık oluşturuyor. 2024 yılında bu romanı yazmışsın ve 7 yıl önce bu saldırı olmuş. 2024 yılını neden önemsiyorum çünkü romanda güzellik merkezleri göndermesi kullanılıyor, Ali telefonundan WhatsApp’ı kullanıyor, yapay zeka ile işlemler yapılıyor. Yapay zekada yapılan işlem ise bundan 10 – 15 sene önce yapılan şekilde değil, son 2 senedir dünyada aktif olan basit bir telefon uygulaması ile de yapılabilecek bir türden. Romanın bir konusunda da 10 sene önce gelişen IŞİD olaylarını okuyoruz. Tamam 2014 yılı için IŞİD olayları tutarlı iken ama bu olaydan 2 sene sonra da Nevzat’ın ailesi ölmüş oluyor mesela. Beyoğlu’nun En Güzel Abisi romanında da Gezi Parkı olayları bu yıldan önce iken ama Nevzat o kitapta da ailesini kaybetmiş oluyor ama bu romanı içinde de Nevzat yine seneler önce ailesini kaybetmişti. Hadi bu romanlar basım tarihine göre değil farklı sıralama ile olsun, bir mantığa oturtayım diyorum ama bu sefer de Beyoğlu’nun En Güzel Abisi romanında Janti Cemal’in Beyoğlu’nda ettiği bir kavgayı hatırlatılma olarak Yırtıcı Kuşlar Zamanı’nda da okuyoruz. Yani tamamen istikrarlı bir şekilde maalesef zaman mekan karışmış, alüst olmuş ve saçma bir hal almış oluyor. Her şey düzenli giderken böylesi bir şeye neden gerek vardı hiç anlayamadım. Romanın bir başka kötü yanı ise, genel olarak Ahmet Ümit romanlarında eleştirdiğim bir husus vardır, seri dışı roman karakterleri hep aynı senaryodan çıkıp konuşuyormuş gibi gelir, ortam abisi, muhabbetçi örneği gibi konuşurlar. En belirgin örneği de Kukla romanındaki Adnan’dır. Başkomser Nevzat serisinde ise başarılı bir şekilde bu durum yoktur. Nevzat görevine, yaşanmışlarına yakışır şekilde kahvehane abisi ağzı ile değil de kendine yakışır şekilde diyalogları olurdu ama bu romanda ise bildiğin Nevzat gitmiş yerine Adnan gelmiş ve tam da bu şekilde konuşur olmuş. Nevzat bu romanda hiç de Nevzat gibi değildi. Roman boyunca bir karaktere sürekli sümsük diyordu ama bu romanın maalesef tek bir sümsüğü vardı o da Başkomser Nevzat’tı. Polisiye romanlarda en önemli husus katili gizlerken tüm delilleri okura en ufak bir gizleme olmadan vermektir. Yazar hem tüm delilleri okura vermeli ama katili de en iyi şekilde gizleyebilmelidir. Polisiye bir kitabı iyi bir polisiye yapan bu unsurdur. Polisiyenin esas kriteri budur çünkü. Piyasada çok fazla dönen, kitabın sonunda süper zekası ile dağları ovaları birleştirip okura verilmeyen deliller ile davayı çözen karakterlerin olduğu romanlar bunun için polisiye değil, genç okurları kandıran ve heyecanlandıran çerezlerdir. Ahmet Ümit bu romanına kadar başarılı şekilde bunu yapmış, katili ustalıkla gizleyebilmişti ama bu romanında ise tüm delilleri okura veriyor olmasına rağmen katili hiç ama hiç gizleyememiş. Anında bu kişi katil dedirten şekilde acemilik göstermiş ve Nevzat’ı sümsük kişiliğe getirip, Nevzat’ın sümsüklüğü üzerinden katili gizleyeceğim demiş. Bunun için güzel başlayan ama 200’lü sayfaların başından sonra roman katlanmaya çalışılan bir eser olmuş. Yani senelerdir okuduğumuz Nevzat bu kadar mı sümsük olur, bu kadar mı acemi bir şekilde olaylara bakar hiç anlayamadım. “Spoiler” vermek istemiyorum ama roman boyunca eleştirdiği bir konu kabak gibi gözünün önünde iken bu kadar mı sümsük bir şekilde göremez inanılır gibi değil. Kahvehane ağzı ile Nevzat konuştukça, sümsük bir şekilde farklı yönlere yöneldikçe okurun sabır taşı çatlayacak kıvama geliyor. Maalesef güzel başlayan Nevzat romanı sümsük bir şekilde gelişip süzme bir şekilde de olay çözülmüş oldu. Kim demişti hatırlamıyorum, Nevres mi demişti, "Unutmak iyileştirir" diye bir söz var hafızamda. Bu kitabı unutmak istiyorum, çünkü ne Ahmet Ümit'e ne de Başkomser Nevzat serisine hiç yakıştıramadım.
Alıntı
Yırtıcı Kuşlar ZamanıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202413,2bin okunma
·
1.157 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
İlk çıktığı zamanlar aldım kitabı. Hala okumadım, elim gitmemişti bir türlü. Bu incelemeden sonra nasıl okuyacağım şimdi ben 🥹
Uğur
Gönderi Sahibi
Ben de ilk çıktığı zaman almıştım, ancak okumaya fırsatım oldu. Olsun ama oku sen yine de benim eleştirdiğim kısım böyle şeylere önem veriyor olmamdan dolayı sadece. Bunlara önem vermiyor isen seversin kitabı, zaten benden başka da kimse dile getirmez bunları herhalde. 😊
Teşekkürler arkadaşım.. Bütün romanlarını okuyan birisi olarak.. bu yorumları duymak beni üzdü.. Kırlangıç Çığlığı da benim için hayal kırıklığı idi. Bu da 2. Hayal kırıklığı olacak herhalde..
Uğur
Gönderi Sahibi
Yüksel Yüksel Yok yok okunsun yine, ben hiçbir zaman okunmasın demem. Sonuçta yine de Nevzat serisi için okunur
Eline sağlık çok güzel inceleme olmuş. Bende Ahmet Ümit bir çok kitabını okudum ama karışık okuduğum için olay örgüsünü inşallah tutturuyor diyordum ki sizin incelemeyi gördüm :)
Uğur
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim. Bu romana kadar tutturuyordu ya da tutturduğunu ben düşünüyordum ama artık kesin olarak yok diyebilirim.
Harika bir inceleme olmuş.
Uğur
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim Cem Abi