Gönderi

10/10
·975 syf.··
Beğendi
·
2025 112. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Eylül 2025 22:51
Çok uzun zaman boyunca Ayn RandAyn Rand okumamaya direndim. Lise yıllarında Jack LondonJack London ve John SteinbeckJohn Steinbeck yüzünden solculuk zehri zihnime nakşoldu. Üniversitede iktisat eğitimi alırken Keynes'i tanıdım. Gramsci, Hobsbawm, Graeber, Chomsy, Zinn ve Wallerstein derken artık geri dönüşü olmayan bir yola girmiştim. Bu yüzden Ayn Rand'ın bireyci felsefesine, dost çevresine, söylemlerine hep şüpheyle yaklaştım. Halbuki yıllar geçtikçe hep okuduklarımızla, hem de yaşadıklarımızla anladık bazı gerçekleri. Lenin, Mao, Castro ve onların takipçileri peşlerinden gelen kitlere özgürlük rüyasını gerçekleştirme fırsatı verdiler. Peki ne içindi bu özgürlük? Çok çalışmaya mahkum edilen beden özgür kılınmamış, düşünmesine izin verilmeyen zihin özgür kılınmamış ve en önemlisi insanın cevheri olan ruh özgür kılınmamış. Ayn Rand ise egodan, kibirden, ruhtan ve özgürlükten bahsetti ömrü boyunca. Onun dünya görüşünü bencilce bulduk. Ama tarih boyunca o bencil düşüncelerden doğan yaratım sürecinin insanlığı daha iyi bir yer haline getirdiğini unuttuk. İyi niyetler uğruna, başkalarının hayatlarına adanmış ruhların dünyayı cehenneme çevirebileceğini gördük. O yüzden insan iddiasıyla sınanırmış. Ayn Rand okumam diyen ben; sanırım artık onun romanlarının ve yarattığı karakterlerin en büyük takipçisi olacağım. Gelelim Hayatın KaynağıHayatın Kaynağı kitabına . Bu kitap hakkında istesem de spoiler veremem. 975 sayfanın her anında, kendinize ait bir şey bulacaksınız. Ve altını çizdiğiniz cümlelerin sadece size özel olduğunu düşüneceksiniz. Kitabın ana teması; "bireyci felsefenin içinde barındırdığı erdemler ile yüce amaçlar uğruna mücadele eden kollektivizmin günahları..." Kitabın yazıldığı tarihin 1943 olduğunu düşünürsek; iki kutuplu dünyanın şafağında yazıldığını anlayabiliyoruz. Rand; "Başkaları için yaşamaya kalkan kişi, bir bağımlıdır. Amaçları açısından bir asalaktır." diyor. Roman boyunca Howard Roark karakterinin etrafındaki herkesin onu düşünmesine ve uyarmasına rağmen kendi benliğinden ödün vermeyişini okuyoruz. Bu ödün vermeyişin ona hayatı boyunca acı ve yalnızlık vereceğini bilmesine rağmen. Tutkuyla bağlı olduğu işinden uzak kalması, dostlarından uzak kalması ve en önemlisi de hayatının aşkından uzak kalması. Howard Roark olabilmek için büyük bedeller ödendi. "Özgecilik, kendini başkaları için feda etmektir. Bencillik ise, başkalarını kendisi için feda etmektir. Ya başkalarının uğruna kendisi acı çekecektir ya da kendisi uğruna başkalarına acı çektirecektir." Howard Roark karakteri için ne özgeci diyebiliriz ne de bencil. Kendini başkaları için feda etmedi. Ne yaptıysa kendi inandığı değerler için yaptı ve bu değerlerden ödün vermeden aslında insanlığa hizmet etti. Bencil de diyemeyiz. Mimar olmak için, hayalini kurduğu işi yapmak için kimsenin sırtına basmak zorunda kalmadı. Yaşadığı şansızlıkları, haksızlıkları, adaletsizlikleri bir bahane ya da bir ceza olarak görmedi. Yaşanması gerekenler olarak görüp, yaşadı ve geçti. Mimar olmanın, taş ocağında çalışmanın, tek göz bir odada yaşamanın, cebinde metelik olmamasının ya da maddi olarak her şeye sahip olmasının bir önemi yoktu onun için. Tek önemli olan; bir Mimar olarak dünyaya geliş amacını, ruhundaki en büyük arzuyu gerçekleştirmekti. Eser verebilmekti. Ve verdiği eserin altında kimin imzasının olduğunun önemi yoktu. Dünya bilmese bile, onun bilmesi yeterdi. Bu bakımda Aydınlanma döneminde acı çeken filozoflara ve bilim adamlarına benzetebiliriz onu. Howard Roark, toplumun geri kalanına katılıp onlar gibi olmayı seçmedi. İşini seven insanlardan nefret eden bir toplumda savaşmayı tercih etti. Böyle bir adamı hapsedemezsiniz. Kimseye muhtaç bırakamazsınız. Tıpkı Gail Wynand'ın dediği gibi. Sahip olduğu her şeyi sıfırdan elde eden birisine iltifat etmek, fikir vermek ya da önüne zenginlikler koymak ona karşı yapılan bir küstahlıkmış gibi geliyor. Howard Roark için önemli olan övgü, para, şan, şöhret değil. Sadece o eseri verebilmek, ve o eseri sadece kendisinin yaptığını bilmekti. Hayatta bundan daha büyük bir özgürlük olabilir mi? Fakat diğer insanlar? Peter Keating karakteri ise; toplumun bize empoze ettiği o başarılı, hayatını anlamlı kılmış, kurallara itaat eden, sistemin en sadık kölesi, hayırsever, ideal evliliği yapmış, mutluluğu dibine kadar hak eden kişiyi simgeliyor. Kitapta Roark onu şöyle betimliyor: "Hayattaki amacı neydi? Büyüklük... Başkalarının gözünde. Şöhret. Hayranlık. İmrenme. Büyük olmak istemiyor, büyük sanılmak istiyordu." Ellsworth Toohey karakterini okurken de bir insana karşı duyulabilecek tüm duyguları karmaşık bir şekilde yaşayacaksınız. "Güç" arzusunun bir insana neler yaptırabileceğini. Dün de, bugün de, yarın da... Ellworth'lar yaşadığımız dünyayı güç elde etmek uğruna, elde ettiği güçle dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek ülküsüyle daha kötü bir yer haline getirmeye devam edecek. Kitapta bahsedilecek diğer önemli karakterlerde var. Dominique Francon, Gail Wynand, ve az görsek de Henry Cameron karakteri. Daha fazla uzatmamın manası yok. Kitabı okumak gerek. Gösteriş toplumu, kitle psikoloji ve çoğunluğu zorbalığı kuramlarının nüvelerini romanda göreceksiniz. Final sahnesi muazzamdı. Hollywood sinemasında adalet temalı filmlerin mutlaka final sahnesinde kurbanın bir dillere destan savunma sahnesi olur. Ayn Rand'da yıllarca Hollywood'a senaryo yazan birisi olarak gereğini yapmış. Her kelimesine imza atıyor ve Howard Roark karakterinin önünde saygıyla eğiliyorum. "Ben bugün, hayatımın tek bir dakikası üzerinde bile hiç kimsenin hakkı olmadığını söylemeye geldim. Enerjimin de. Başarılarımdan herhangi birinin de. Kim böyle bir iddiada bulunursa bulunsun, sayıları ne kadar kalabalık, ihtiyaçları ne kadar büyük olursa olsun. Buraya gelip, başkaları için yaşamayan bir insan olduğumu söylemek istedim. Bunun söylenmesi gerekiyordu. Dünya bir fedakarlık alemi içinde yok oluyor. Buraya gelip, kişinin dürüst ve yaratıcı ürünleri, her türlü hayırseverlik girişiminden daha önemlidir, demek istedim. Aranızda bunu anlamayanlar, dünyayı mahvedenlerdir. Buraya gelip kendi şartlarımı ortaya koymak istedim. Başka şartlarla var olmak istemiyorum. İnsanlara karşı, bir tek sorumluluk dışında, başka hiçbir sorumluluk kabul etmiyorum. O sorumluluk, özgürlüklerine saygı göstermek, köle toplumuna katılmamaktır."
Roman
Hayatın KaynağıAyn Rand · Plato Film Yayınları · 20133,728 okunma
··
1 +1'leme
·
861 Gösterim
1 Yorum
🙆🏻‍♀️🙆🏻‍♀️🙆🏻‍♀️ ahh Roark üzümlü kekim 😍 çok iyi çok iyi efenim 10/10 olmak zorunda idi 😏 Atlas SilkindiAtlas Silkindi de çok başlardayım ama ortalık elimden bırakamıyorum. Öğlen aralarında ya da otobüste okumak olmuyor çünkü bırakmak istemiyorum 😱😱 peki efenim benim incelememi okudunuz mu 😏😏 https://1000kitap.com/gonderi/244015739
Murattgenstein
Gönderi Sahibi
Atlas Silkindi’ye bugün başlarım. 1.200 sayfa abi bu da. Sırat köprüsünden geçer gibi. Oku oku bitmiyor valla.
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.