10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2017 68. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2017 23:55
Neden öneriyorum? Gören olmuştur sitede kitap ya da film önerisi istendiğinde bu eseri öneriyorum. Peki neden? Nedir beni bu kitapta bağlayan? Öncelikle defalarca kitabını okuyup, kitabın filmini de izlemiş biri olarak bir de üstüne üstlük bu kitabı inceleyen Tüketim Toplumu, Nevrotik Kültür ve Dövüş Kulübü kitabını da araştıran biri olarak yeterince bilgi sahibi olduğumu düşünüyorum. Şimdi ben bu eseri keşfetmeden önce Camus'un varoluşçuluğu ile Dostoyevski'nin yeraltısıyla iki arada bir derede gidip geliyordum. Bu iki yazarın ortak ele aldığı akımlar "Kendini toplumdan soyutlama, ve dışlama" dır. Şahsen hayatımı da bu akımlar düzeyince geçirip gidiyordum. Ancak bu kitap ile tanıştıktan sonra böyle bir farklılık, böyle bir haz almadım. Şimdi yanlış anlayanlar elbet olacak; ben Dostoyevski ve Camus'u asla gömmüyorum. Onların eserleri hâlâ benim için bir başyapıt değerinde. Ancak bu eser gerek kurgusundan gerekse topluma yönlendirdiği sivri dilli göndermelerle gönlümde baş sıraya koyuyor. Evet, değiştirdi. Şu an bile bana deseler; "Sana bir kitap okutacağız ve hayatını değiştirecek." yine de inanmam. Ancak samimi olarak söylüyorum ki bu kitap benim topluma ve dünyaya olan bakış açımı kökünden değiştirdi. Tüketim kültürüne, markalara, popüler kültüre ve para babalarına nasıl köle olduğumuzu gördüm. Hayatımdaki birçok olaylara karşı gözlerim açıldı. Ahh! Evet, sizi biraz sıktım değil mi? Keşke baştan uyarsaydım içeriğe girmeyeceğim diye. Sıkıcı bir insanım ben! Her neyse nerede kalmıştık? (Kitabın içeriğine ve konusuna ulaşmak için diğer incelemeleri ve kitabın arka kapağını okumanız yeterli.) Öncelikle kitap bir yeraltı edebiyatı olduğu için bolca kara mizah, bolca argo bulunuyor. "Ayy! Ben küfür sevmiyorum." diyenlerden ve "İslam, dünyaya hakim olacak moruk!" diye geçinenlerdenseniz bu kitap sizlere asla uymaz! Kitapçılarda önünden bile geçmeyin. Şimdi, bu eserde cüzi derecede felsefe, profesyonel olmayacak düzeyde postmodernizm, biraz sosyoloji, gerektiği kadar topluma yönelik sivri dilde eleştiri, çoğu kitabı aratmayacak kadar duygusallık, eşsiz benzersiz bir kurgu, üç tane farklı kişilikleri temsil eden üç ayrı karakter, bolca yeraltı edebiyatı ve bir o kadar da kara mizah var. Evet, bunların hepsini karıştırınca karman çorman olmaması elde değil. İşte bu yüzden bu eseri bir düz metinmiş gibi sorgulamadan, aklını kullanmadan okuyanlar ya bir daha yeraltı edebiyatına girmemek üzere tövbe ediyor ya da "Sadece dövüşüyorlar ya!" deyip bir daha kitabın yüzünü açmıyorlar. Anlamaya uğraşarak okuyanlar ise böyle bir eseri okuyarak toplumdaki bu uyuşukluğumuzu görerek tabiri caizse "gözleri açılıyor". Eşsiz benzersiz kurgu dedim. Evet, çünkü bu eseri Dostoyevski'nin Öteki eseriyle kıyaslıyorlar. Şahsen iki eser de birbirinden apayrı eserler. Aslında bu konuda söyleyecek o kadar çok şeyim var ki... Ama susacağım. Siz yine de ikisini de anlayarak okuyun da. Ne demek istediğimi anlayacaksınız. Filmi mi? Kitabı mı? Eveet, tartışmalı konuya geldik sonunda. Aslında bu soruyu sormak için kendimize şunu sormalıyız; "Ne için kitap okuyorum?". Çoğunuzun cevabını tahmin edebilirim; "Kendimden bir şey bulabilmek için.". Peki filmden mi daha çok şeyler alırız yoksa kitaptan mı? Bunun cevabı bu eser için diğer filmi yapılan kitaplara oranla daha da zor. Çünkü filminde vermek istediği mesajı tamamıyla verdiğini düşünüyorum. Ayrıca muhteşem oyuncu kadrosu ile de gönüllere taht kurdu (en azından şahsıma). Ancak bir filmi izlerken o karakteri o oyuncu ile bağdaştırırsın. Kitapta ise tüm o olayları kendi hayalgücünde resmederek tüm o kurguyu kendi içinde yaşarsın. Hazır aklımdayken şunu da söyleyeyim; kitabında filminde yer vermediği birkaç bölüm de var, haberiniz olsun. Bunlar yüzünden önce kitabını yaşamanızı, sonra isteğe bağlı olarak filmini izlemenizi öneririm. Ya da unut, bu söylediklerimin hepsini unut! İnsanlar gerçekleri okumaya dayanamaz... Zaten her kim okusun ki böyle gerçekleri söyleyen ve herkesin kendine bir şeyler katabileceği bu gereksiz eseri... Eğer bana aldırmayıp okumayı hâlen düşünüyorsanız, hiçbir şey için daha geç değil, vazgeçebilirsiniz. Ancak eğer başladıysanız; aşağı tırmananların dünyasına hoşgeldiniz. Son olarak şunu da söyleyeyim; "YERALTI ASLA SEVİLMEZ.". Daha söyleyeceklerim bitmedi. Geliyorum. Kahvemi içip kafam yerinde olduğuna göre, bir cesaretlik yapıp, birçok kuralımızı çiğneyerek, hayalarımın kesilmesi uğruna sizlere bizlerden bahsedeceğim; Bizler her yerdeyiz, gündüz görebileceğiniz her meslekte olabiliriz; öğretmen, aşçı, polis... Ancak geceleri bizler apayrı kişileriz. Tüm bu topluma olan öfkemizi birbirimizden çıkarıyoruz ve dövüşüyoruz. Dövüşlerde kazanmak ya da kaybetmek umurumuzda değil. Yeter ki fiziksel acıyla tanışıp bu tüketim toplumunun uyuşturucu etkisinden kurtulalım. Etrafa zarar veriyoruz bu doğru ama bize asla bir şey yapamazlar. Bizler onların yemeklerini hazırlıyoruz, ulaşımlarını sağlıyoruz. Hatta güvenliklerini bile biz sağlıyoruz. Onlar bizlere her zaman bağımlı, tıpkı yaptıkları tüketimler gibi. Bizler sağcı ya da solcu değiliz. Görüşümüz, paranın yönettiği tüm şeylere karşıyız. Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız. Bizler büyük bir acı yaşamadık çünkü bizim acımız, hayatlarımız. "Televizyon programları izleyerek bir gün milyoner olacağımıza, film yıldızı, rock yıldızı olacağımıza inandık. Ama, hiçbirini olamayacağız." (180) Tanrının bizi sevmeme ihtimâlini düşündüğümüz için, kendimize çok öfkeliyiz...
Dövüş KulübüChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 202011,4bin okunma
··
1 +1'leme
·
10,2bin Gösterim
23 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Elinize sağlık, güzel bir inceleme olmuş. Filminden sonra henüz kitabını okumamıştım ki sanırım bu incelemeyi okuyanların da büyük bir kısmı benim gibidir. Yani mecburen filmi önce seyretmiş olacağız sizin söyleminizin aksine. Öteki ile Dövüş kulübünü ilk Oğuz Bey kullanmıştı birlikte, ama karşılaştırma manasında değildi bu. Chuck Palahniuk'un Öteki kitabını okumuş olması gerektiğini düşünüyordu o da tıpkı benim gibi. Kitaplar farklı içerikli farklı kitaplar ama Dostoyevski'nin kendinden sonraki bir çok yazar için bir esin kaynağı olduğu gerçeğini değiştirmiyor bu fark. Tıkanma da okumadıysanız mükemmel bir kitaptır, ama onun filmini izlemenize gerek yok:)
harun inan
Gönderi Sahibi
Evet, 1 aydır evde boş boş bekliyor Tıkanma. Onu da okuyacağım. Sizin Öteki ile bir incelemeniz vardı. O konuda da siz haklısınız.
Pis anarşistler be! Bunlara da sistem beğendiremiyoruz :)) Bu kitap insanın kafasına vura vura neyin ne olduğunu gösterir. Elbette insanda onu görecek göz varsa. Saygılarımla.. Bu arada kitap iyidir. Filmler hiçbir zaman felsefeyi tam veremez.
harun inan
Gönderi Sahibi
İşte beklediğim yorum geldi sonunda, Tyler Durden siz misiniz? Tüh sormamam gerekiyordu.
Harun çok güzel bir incelemeydi, emeğine sağlık. Ben filmi Türkiye’de vizyona girdiği hafta sinemada seyretmiş şanslı insanlardan biriyim. Yanlış hatırlamıyorsam 1999 yılıydı. Harıl harıl üni. sınavlarına hazırlanıyorduk. İlk seyrettiğimde çok yüzeysel izlemiştim filmi. Gaza gelip bütün gün Pixies’den ‘Where’s my mind’ dinliyorduk. Sonra film vizyondan kalkana kadar 2-3 defa daha gittim. Palahniuk adını Türkiye’de çok az kişi tanıyordu. Hatta filmin bu kadar tutulması dahi bir anda şöhret getirmedi ülkemizde ona. Daha çok David Fincher ve oyuncu kadrosu ön plandaydı. Yaklaşık 1-2 yıl sonra filmin etkisi azalmaya başladığında bunun aslında bir kitap uyarlaması olduğu gerçeği daha çok ön plana çıkmaya başladı. İşte 2001-2002 gibi bir tufan koptu ve kitap çok satılanlar listesine girdi. Bugün ise film hala popüler ama kitabı da okuyan çok sayıda okur var. Daha önemlisi Palahniuk artık ülkemizde tanınan ve aranan bir yazar oldu... Biraz uzattım kusura bakma. İncelemeni çok sevdim. Zaten bu esere özel bir ilgin olduğunu biliyordum. Öylesine bir ilgi değilmiş bu, gerçekten hakkını teslim etmişsin. Kalemine sağlık... Selam ve sevgilerimle...
harun inan
Gönderi Sahibi
Teşekkürler hocam
"Ben dindarım ulan!" ve "Ayy! Ben küfür sevmiyorum." diyenlerdenim ve tabii ki filmini izleyip kitabını okumayan güruhtanım. Öncelikle beni neden rahatsız eder bir söyleyin :) O karanlıktan dolayı, Palahniuk'un tüm incelemelerindeki sivrilikten dolayı dünya yeraltı edebiyatına girmedim, Türk yazarlarınki de sanırım bu seviyede değildir. Ama öyle bir anlatmışsınız ki felsefe, sosyoloji, eleştiri, kurgu, duygusallık vb. okunmadan geçilecek bir kitap değil demek ki filmi izlense bile. Teşekkürler bu güzel inceleme için.
harun inan
Gönderi Sahibi
Şimdi öncelikle sizleri asla eleştirmiyorum çünkü ülkemizin genel olarak kültürü böyle, eserde bolca bel altı espri var ancak bu tür esprilerinde bile birçok farklı anlamlar çıkabiliyor. Gerçekten okunandan farklı farklı anlamlar çıkarılabilen bir eser. Palahniuk'in de yeteneği aslında burada çıkıyor. Diğer eserlerinde de böyle ama içlerindeki en hafifi ve topluma daha da hitap eden eseri bu. Beğenmenize sevindim. Çok teşekkür ederim.
Harun kendini her geçen gün geliştiriyorsun ve seviyeni bu inceleme ile en yukarıya çıkarmışsın. Bize de bunu keyifle okumak kalmış oldu. Eline sağlık. Tebrik ederim.
harun inan
Gönderi Sahibi
Hocam öyle incelemelerim var ki aslında ama hepsi kendimde saklı artık ara ara paylaşacağım. Baktım fakir edebiyatı aldı başını gidiyor, biz de bir şeyler yapalım.