Gönderi

Sıra sizde
Nedamet Dergisi - Sayı 3 (Ekim-Kasım-Aralık 2025)Nedamet Dergisi - Sayı 3 (Ekim-Kasım-Aralık 2025) coşkusu mudur nedir burada sizlerle olmaya ara veremiyoruz... 🥳 uzun kış geceleri de buna sebep olabilir tabi ama birinci seçenek daha makul çünkü her kış böyle olduğumuzu şahsen hatırlamıyorum 👊 efenim burada mütemadiyen görsel ve alıntı paylaşıyoruz fakat bu sefer sıra sizde. 👉👈 eski bir istanbul gününde eminönünde çektiğimiz bu fotoğraf size ne hissettirdi? 😶 dörtlük, bir hikaye girişi yahut okuma zevki veren minik bir betimleme paragrafı bile olabilir...hatta o kırmızı valize yazılan bir mektup bile... neden olmasın? bu sefer kalem sizin kelâm sizin... okumak bizim..🙂‍↔️ dileyen buyursun, vakit geniş gece uzun... yorumda buluşalım. 👊🌸
·
10,9bin Gösterim
15 Yorum
Bir sandala biner, henüz serin rüzgârların estiği sulara açılırsınız. Bazen bulutlar gökte uçuyor, kayıyor gibi, kolay ve çabuk geçerler. Ve sularda gölgeleri yüzüyor sanılır. Her dalga,geçen bir an gibi duyulur. Her şey kolay, tatlı ve yeni canlanmışa benzer. Arada sırada çevik, kesik bir rüzgâr, o da sanki kuşlar gibi uçar, havayı yelpazeler ve geçer. Abdulhak Şinasi Hisar
Ne azalan ne çoğalan bir deniz Dalgalarıdır ona giden ve gelen Âlem de bu dalgalar gibidir İki zaman yok; iki onun içindedir. Molla CâmîMolla Câmî
Bir dalgadır dinliyorum, dinleniyorum Kafam her cümbüşten bu sessiz fırtına ile kayalara çarpıyor, Şehrin her yanındaki renksiz renklerinden, kendime bir bulutlu mavi seçiyorum. Ruhumu tüm köpükleri ile kaplayan dalgaların arasına bırakıp, kaç vakit bir valize düşlerimi tıkıyorum. Bir deniz kenarına bırakıp uzaklaşmasını seyrediyorum öylece.. Bir bu şehre yarenim biliyorum Bir bu şehirde yalnız .. Fotoğraf ben de bu hisleri uyandırdı ..
kaleminize sağlık...💫
Karanlık Sokak Dışarısı karanlık. Pencereden bakıyorum. Ağaçların yaprakları yeni yeni dökülüyor. Sonbahar geliyor. Yıldızların çoğu görünmüyor. Tek tük bulutların arkasından ışıldıyor. Ayın ışığı vuruyor şimdi sokak başına. Bir adam görünüyor. Palto giymiş, sanki üşüyor. Tanımıyorum. Kim diye de merak etmiyorum. Pencereyi kapatıp üzerine perdeyi sonuna kadar çekiyorum. Oda karanlık oluyor. Lambayı yakıyorum. Bir kitap alıp okumaya başlıyorum. Kitabın adına dikkat etmedim. Yazarı tanınmış biri sanırım. İlk sayfalarda kendinden bahsetmiş. ‘Acaba karanlıkta gördüğüm adam!’ merak etmiyorum, sadece aklıma geliyor, o kadar, daha ileri gitmiyorum. Sessizce okumaya devam ediyorum. Bir ara ışık sönüp tekrar yanıyor. Fark ettiğimi fark etmiyorum. Kitap akıcı bir içeriğe sahip, hemen yirminci sayfasına kadar okuyorum. Bir bölüm tamamlanıyor. Aklıma kitapta adı geçen kadın takılıyor. Bu kadını merak ediyorum. ‘Acaba denilen yerde böyle biri var mıydı?’ diye buna benzer bir sürü soru soruyorum. Perdeyi aralayıp karanlık sokağı seyrediyorum. Karanlık, hiçbir şey görmediğim halde seyrettiğim sokak beni içine çekiyor. Gözlerim beni, kitapta bahsedilen şehrin dar sokaklarına götürüyor. Bir an da sabah oluyor. (...)
ne çabuk yahu maşallah...🥳 kaleminize sağlık..
1 yanıtı göster
Bir tarafta vinç yeni bir bina inşa ediyor. Kim bilir ondan hangi rant sağlamayı düşünüyor. Diğer tarafta yaşlı balıkçı amca belki balık tutma bahanesiyle hayatın debdebesinden kaçmış kendini bulmaya çalışıyor.
Reklam
Boğazı kuruyan adam İstanbul'u kıskanıyordu. İstanbul'un boğazı yanıyordu adamın içinde. Oturup kaldığı bu yer meskeniymiş gibi hissediyor içini sızlatan bakışların arasında kaybolup gidiyordu. Elinde buruşuk, kenarlarından yırtılmış, içerisinde kısa bir not bulunan kağıda bakıyor, gözlerinden damlalar denizin orta yerine düşüyor, içinde dalgalar büyüyordu. Yanında bulunan bu kırmızı valizin içerisinde saklı hayatı ile içerisinde sakladığı hayatını birleştiremiyor, bir türlü elinde buruşturduğu kağıdı okuyamıyordu. Biri geldi uzaktan adamın elinden aldı kağıdı, adama dönüp bakmak istedi, güneş gözlerine geldi göremedi birini, kim olduğunu seçemedi. Biri aldığı kağıtta yazan nota dikkatlice baktı. İstanbul'un boğazına dönüp haykırmak istedi. Göz göze geldiler. Notu kaleme alan öyle güzel bir gözdü ki, notu alan Biri bakamadı, dili tutuldu. Adamı anladı. İçindeki hayatını anladı. Buruşuk kağıdı Adam'a uzattı. Adam sakince kalktı yerinden, kırmızı valizini alıp köprüden geçti.... (Daha bir sürü yazabiliriz Efendim)
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.