Selamm! Bu günün konusu, Stephen King dedikoduları.
Geçen hafta Tolkien'in destansı dünyasında gezindik (#290389578). Bu hafta ise, @Mercedeslikatil 'in isteği ile modern korku edebiyatının tartışmasız kralı Stephen King'in, yazdıklarından bile daha ilginç ve çoğu zaman daha karanlık olan gerçek hayat hikayesine odaklanıyoruz.
1. Korkunun Tohumları: Kaybolan Baba ve Silinen Travma
King'in romanlarındaki dehşet, genellikle kendi çocukluk anılarından besleniyor ve bu anıların iki temel direği var:
Babanın Mirası: Stephen henüz 2 yaşındayken, babası Donald Edwin King, "sigara almak için" evden çıktı ve bir daha geri dönmedi. Aile, babanın aslında başka bir kadınla kaçtığını düşündü. Yıllar sonra genç Stephen, babasının sandığında H.P. Lovecraft ve Edgar Allan Poe'nun korku hikâyeleriyle dolu defterler buldu. Bu keşif, King'in karanlık edebiyata ilk ve en önemli yönlendiricisi oldu. Babası onu terk etse de, ona kariyerinin tohumlarını bırakmıştı. Stephen King’in eserlerinde sıkça karşımıza çıkan “geri dönmeyen erkek figürü”, sadece edebi bir motif değil. King, çocukluğunda babasının kapıdan çıkıp bir daha dönmemesini, hayatı boyunca bilinçaltında “her an terk edilebilirim” korkusuyla taşıdığını ima eder. Hayranlar arasında dolaşan bir teoriye göre, King’in yarattığı kötücül varlıkların çoğu aslında bir canavardan çok, geri gelmeyen bir babanın boşluğudur. Pennywise bir palyaço değil, yoklukla beslenen bir hatıradır yorumu King fandomunda çok dolaşır.
Unutulmuş Ölüm Kazası: King, çocukluğunun en travmatik anını hatırlamıyor. Dört yaşındayken en iyi arkadaşı, bir yük treninin çarpması sonucu öldü. Stephen bu kazaya bizzat tanıklık etmişti. Ancak travmanın boyutu o kadar büyüktü ki, zihni bu olayı tamamen sildi. King, tüm o çocukluk korkularını, canavarları ve unutulmuş dehşeti içeren eserlerini, aslında kendisinin bilinçaltından sildiği bir travmanın üzerine inşa ettiğini söylüyor. Onun canavarları, kendi bastırılmış anıları olabilir.
2. Cehennem Yılları: Uyuşturucu, Alkol ve Tabitha'nın Müdahalesi
Stephen King, hayatının bir döneminde romanlarındaki Jack Torrance karakterine tıpatıp benziyordu. 1980'lerde şiddetli bir kokain ve alkol bağımlılığı ile mücadele ediyordu ve bu dönemde yazdıklarını hatırlamakta zorlanıyordu. King’in bağımlılıkla mücadele ettiği yıllarda, yakın çevresinin onun gerçekten yazmayı bırakmasından korktuğu söylenir. Bazı editörler, o dönem gelen taslakların “fazla karanlık ve kontrolsüz” olduğunu, hatta yayımlanmasa kariyerinin bambaşka bir yöne gidebileceğini itiraf etmiştir. King’in kendisi de yıllar sonra, “Eğer ayılmasaydım, bugün muhtemelen hayatta olmazdım” diyerek bu dönemi neredeyse bir ölüm eşiği olarak tanımlar.
Kujo'yu Nasıl Yazdım? Bağımlılığının zirvesinde yazdığı romanlardan biri, kuduz bir köpeğin dehşetini anlatan Kujo (Cujo)'dur. King, bu romanı nasıl yazdığına dair tek bir anısı bile olmadığını itiraf ediyor. Sadece bitmiş bir taslakla uyandığını söylüyor. Bu itiraf, o dönemin ne kadar karanlık ve kontrolsüz geçtiğini gösteriyor.
Karısı Çöpten Roman Çıkardı: King'in kariyerinin miladı olan ilk romanı Carrie 'yi, yazdıktan sonra yeterince iyi bulmayıp çöpe attığını biliyor muydunuz? Neyse ki eşi, yazar Tabitha King, o taslağı çöp kutusundan çıkardı, okudu ve onu romanı bitirmeye zorladı. Eğer Tabitha o çöp kutusuna bakmasaydı, ne Carrie ne de muhtemelen bugün tanıdığımız Stephen King olacaktı. Tabitha King, kocasının hem kariyerini hem de hayatını kurtaran kahramandır. Tabitha King sadece o taslağı çöpten çıkaran kişi değildi. King’in erken dönem romanlarında kadın karakterlerin tek boyutlu olmasının önüne geçen, birçok sahnede “bunu böyle yazamazsın” diyen kişi de oydu. Bazı hayranlar, Stephen King’in güçlü kadın karakterlerinin gerçek mimarının Tabitha olduğunu söyler — bu iddia asla resmen doğrulanmadı, ama inkâr da edilmedi.
3. Garip Takıntılar: 13 Fobisi ve Gizli Kimlik Deneyi
King'in sıradışı alışkanlıkları ve fobileri de en az romanları kadar ilgi çekici
Triskaidekafobi (13 Sayısı Korkusu): King, 13 sayısından panik derecesinde korkar. Roman yazarken, 13'ün katı olan bir sayfada (örneğin 91, 104, 117. sayfalar) durmaz. İşini bitirmek için mutlaka "güvenli" bir sayfaya kadar yazmaya devam eder. Hatta evinde, 13 adım atmamak için son iki basamağı tek seferde çıkmaya çalışır. Bu takıntı, onun için bir tür batıl inanç ve ritüel haline gelmiştir.
Richard Bachman Deneyi: King, çok popüler olduktan sonra, başarısının gerçekten edebi yeteneğinden mi yoksa sadece adının yarattığı marka değerinden mi kaynaklandığını merak etti. Bu yüzden Richard Bachman takma adıyla dört roman yayımladı. Romanlar iyi satsa da, King isminin başarısını yakalayamadı. Gizli kimliği bir kitapçının şüphesi üzerine ortaya çıktığında, Bachman'ı bir beyin tümöründen "öldürdüğünü" duyurdu. Şok Edici Detay: Bachman adıyla yayımlanan Rage adlı roman, gerçek hayattaki okul saldırılarında referans gösterilmesi üzerine ABD'de basımının durdurulması kararı alınmıştır.
4. Olaylı Uyarlamalar: Kubrick Nefreti ve Yasaklı Sahne
King, eserlerinin beyazperdeye uyarlanması konusunda her zaman çok açık sözlü oldu ve bu durum büyük tartışmalara yol açtı:
" The Shining " Filmi Nefreti: King, Stanley Kubrick'in kült filmi The Shining'i (Cinnet) HİÇ sevmediğini defalarca dile getirdi. Ona göre Kubrick, hikayenin temelindeki alkolizm ve aile içi şiddet temalarını göz ardı etti. Jack Torrance'ı en baştan deli gösterdi ve eşi Wendy Torrance'ı "çığlık atan bir aptal"a (a screaming machine) indirgedi. King, filmi değil, kendi romanına sadık kalan mini diziyi destekledi. King’in Kubrick’e duyduğu öfkenin, sanılandan daha kişisel olduğu söylenir. Bazı yorumculara göre Kubrick, King’in kendi alkolizmle mücadelesini neredeyse “estetik bir delilik” olarak yansıtarak, yazarın en savunmasız hikâyesini elinden almıştır. King için bu film sadece kötü bir uyarlama değil, yanlış anlaşılmış bir itiraftır.
IT (O) Romanındaki Tartışmalı Sahne: King'in IT romanında, Kaybedenler Kulübü'nün kanalizasyonda yer alan ve filmlere alınamayan çok tartışmalı bir sahnesi vardır. Bu sahne, çocukların travmatik bir olay sonrası aralarında bir "sembolik bir bağ ritüeli" yaşamalarını içerir. King, bu sahnenin, masumiyetten yetişkinliğe geçişi ve travmatik bir olayın ardından birliği simgeleyen "ilkel bir ritüel" olarak tasarlandığını açıkladı. Ancak sahne, yayımlandığı dönemde büyük tepki çekmişti.
5. Ölümcül Kaza ve 1 Dolarlık Bebekler
King'in hayatını kökten değiştiren bir kaza ve genç yeteneklere verdiği inanılmaz destekle bitirelim.
Kamyoneti Hurdaya Çıkartmak: 1999 yılında yürüyüş yaparken bir minibüsün çarpması sonucu kalçası, bacağı ve kaburgaları kırılarak ölümden döndü. Kazadan sonra iyileşen King, avukatları aracılığıyla kendisine çarpan o minibüsü eBay'den satın aldı! Dedikodu Etkisi: Onu bir daha kimsenin alıp satmaması, bir "korku objesi" haline gelmemesi için, aracı tamir ettirmek yerine tamamen hurdaya çıkarılmasını sağladı. 1999’daki kazadan sonra King’in yazdığı eserlerde ölüm, eskisi kadar “uzak” değildir. Hayranlar, bu dönemden sonraki kitaplarda kötülüğün daha yorgun, daha insani ve daha kaçınılmaz hale geldiğini fark eder. Sanki King, o kazadan sonra canavarlarla değil, ölümle pazarlık etmeye başlamıştır. King’in gerçek korkusu artık yaratıklar değil, hayatta kalmış olmaktır.
1 Dolarlık Bebekler (Dollar Babies): King, genç ve bağımsız sinemacılara kendi kısa hikayelerini uyarlama iznini sembolik olarak sadece 1 ABD Doları karşılığında veriyor. Bu projeye "Dollar Babies" (Dolar Bebekleri) adını verdi. Amacı, genç sinemacılara portfolyolarına ekleyebilecekleri bir uyarlama şansı tanımak ve yeni yeteneklere destek olmaktır.
Stephen King’i korku kralı yapan şey hayal gücü değil; hatırlamak istemediği şeyleri yazmaktan vazgeçmemesidir. Onun korkusu uydurma değil, bastırılmıştır.
Umarım beğenmişsinizdir! Sizin King hakkında duygduğunuz başka dedikodular varsa yorumlarda bekleniyorsunuz.
Keyifli günler!
Ya, çok sevdiğim, daha çok kitaplarını okumak istediğim, garip şekilde hayranlık duyduğum yazarlardan biridir Stephen King, kitapları, kitaplarından uyarlanan filmleri çok severim, ve ellerine sağlık, mükemmel bir yazı olmuş 💐
O'daki sahnenin tepki çekmesine şaşırdım. Kitabı okuyalı yıllar oldu ve çoğu detayı unuttum ama o ritüel sahnesini hatırlıyorum ve cidden anlamlı bir sahneydi. Tam olarak neden tepki çekmiş ki
Favori yazarım hakkında bilmediğim pek çok şey öğrendim sayenizde çok teşekkürler isteğim üzerine yapmanızda beni ayrıca mutlu etti çok güzel ve başarılı bir çalışma olmuş ellerine emeğinize sağlık