Eğlendiren, Düşündüren Şahane Bir Dosto Romanı :)
9/10
·284 syf.·
2026 17. kitabı
Dostoyevski'nin sürgün sonrasında kaleme aldığı eseri, 1859’da yayımlanan bir romanıdır. Stepançikovo adlı bir taşrada geçen hikâye, kitabın baş karakterlerinden Albay Yegor İlyiç Rostanev’in, bir nedenle malikânesine davet ettiği yeğeni Sergey Aleksandroviç’in gelişiyle başlıyor. Hikâye Sergey tarafından anlatılıyor. Okura, doğrudan olmasa da, seslenen anlatım biçimi, beni daha ilk sayfada yakalayan yönlerinden biri oldu. Dayısını tanıtarak hikâyeye başlayan Sergey, malikânedeki hayattan kısaca bahsederken orada ciddi bir etkiye sahip olan Foma Fomiç Opiskin adlı karakteri de takdim ediyor; fakat okurun dikkatini özellikle çekebilecek bir not düşüyor: “..O, şüphesiz, hikayemizin başlıca şahsiyetlerinden biridir; okuyucunun ilgisine ne derece layık olduğunu açıklamayacağım. Bunun bizzat okuyucu tarafından takdiri daha yerinde, daha kolay olur.” (s.7) Bu merak uyandıran ifadeyle birlikte Foma’yı tanımaya başlıyor ve malikâneye geliş hikâyesinden haberdar oluyoruz. Eskiden bir yerde memur olduğu, “bir haksızlığa” kurban gittiği; geçmişte türlü sıkıntılar yaşadığı biliniyor. Albay’a başta maskotluk yapan, arkadaşlık eden Foma, herhangi bir meziyeti, vasfı ya da ilim geçmişi bile olmamasına rağmen zamanla akıl hocalığı yapan, herkesin üstünde hâkimiyet kuran üstün bir mevkiye ulaşıyor. Malikânede görünürde ev sahibi Albay Rostanev iken gerçek hâkimiyet, kendini ahlaki bir otorite gibi konumlandıran Foma Fomiç’in elinde bulunuyor artık. Sergey’in gelişi, işte bu kimsenin farkında olmadığı kapalı düzeni dışarıdan gören bir göz kazandırıyor ve okur da onunla birlikte bu tuhaf atmosferi çözmeye çalışıyor. Foma Fomiç elbette hikâyenin merkezine adeta sabitlenmiş bir karakter.. Romanın en çarpıcı tarafını oluşturuyor. Kendisi narsist; insanların karakterlerini, zaaflarını çok iyi bilen ve bunları kendi lehine çevirecek şekilde kullanan tam bir manipülatör. Üzerlerinde hâkimiyeti onların bizatihi isteğiyle kuran bir despot. Küstah, mağduru oynayan, geçmişiyle zaman zaman duygu sömürüsü yapan, kendini en erdemli ve ahlaklı insan misali olarak sunan; başkalarına zorbalıkla yaptırdıklarını da “onların iyiliği için” yapıyor gibi yorumlatan bir karakter. Dosto, bir insana ait olabilecek çirkin hasletlerin neredeyse tamamını tek bir kişide toplamış gibi duruyor. :) Derin iç çekişlerle okurken sinirleri ciddi şekilde zorlayan, küstahlığıyla da ağzınızı açık bırakacak ifadeleri oluyor karakterimizin.. :) Foma, maddi hiçbir gücü olmayan birinin yalnızca sözle, tavırla ve “ahlaki üstünlük” iddiasıyla bir çevreyi nasıl yönetebildiğini gösteriyor. Kendini sürekli mağdur, fedakâr ve yüksek erdem sahibi biri gibi sunuyor; karşısındakilerde suçluluk duygusu oluşturuyor ve böylece onları kontrol ediyor. İnsanların ona boyun eğmesi zorunluluktan değil, psikolojik kabullenişten doğuyor. Kendi rızalarıyla, ona hak vererek yani… Sergey’in anlatıcı olması roman için bence çok önemli bir detay. Diğer çok sayıda karakterin de hikâyeye dahil olmasıyla hadiselerin içine iyice giriyoruz. Tıpkı malikâneye yeni gelen Sergey gibi… O yalnızca olayları aktarmıyor, aynı zamanda okurun zihinsel rehberi gibi işlev görüyor. O da okurla aynı anda şaşırıyor, olanları anlamlandırmaya çalışıyor; hatta kurulan bu otorite düzeninin etkisine girdiği zamanlar bile oluyor. Bu yüzden anlatı, dışarıdan bakılan bir hikâyeden ziyade bir noktada psikolojik bir deney alanına dönüşüyor. Okur, Stepançikovo’daki insanların davranışlarını yargılarken kendisini de sorgulamaya başlıyor. (Bir mecliste toplanan karakterlerin her birini, hadise içinde Sergey’le birlikte tanıyıp gözlemlediğimiz bölümler özellikle öne çıkıyor.) Diğer taraftan baş karakterlerden Albay Rostanev’in aşırı iyi niyetli yapısı da bir diğer zorlayıcı unsur diyebilirim. Bu düzeni mümkün hâle getiren ve devam etmesine neden olan bir iyi niyete sahip.. Merhametli yapısı sadece erdem olarak kalmıyor; Foma karşısında irade zayıflığına dönüşüyor. Böylece Foma daha çok hadsizleşiyor, ev halkı ise giderek daha fazla bu sahte otoritenin içine çekiliyor. Yazar oldukça eğlendiren, muzip bir dil kullanıyor; fakat okurken hem gülümsüyor hem de canınız sıkılıyor. Bu da başarısının en belirgin özelliklerinden biri bana kalırsa. Eseri hem içeriği hem de bu muzip üslubu sebebiyle Molière'in Tartuffe eserine çok benzettim. Oradaki sahte dindarlık nasıl bir otorite aracına dönüşüyorsa, burada da sahte ahlak söylemi benzer bir işlev görüyor. Adeta onun roman versiyonu tadında bir eser olmuş bence. Roman, Sergey’in de ciddi etkisiyle, insanların çoğu zaman düşünmek, sorumluluk almak ve özgür olmaktan çok yönlendirilme ve yönetilme isteği taşıdıklarının bir örneğini gösteriyor. Zaaflarının olmasından öte, bunları yönetmek ve bu açıdan sorumluluğunu almak bile zor geliyor. Bu yüzden Foma’nın kurnazca tavırlarıyla köşeye sıkışıyor ve onu haklı buluyorlar. Bu noktada ister istemez şu söz aklıma geliyor: “Bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye.” :) Çünkü Foma’nın otoritesi, söylediklerinin doğruluğundan değil, insanların ona yüklediği anlamdan doğuyor. Dostoyevski burada insanın bu zaafını çok keskin bir sezgiyle yakalıyor. Yazarın bu kitabını daha önce duymamış olmama şaşırdım; meşhur eserlerini henüz okumadım ama yine de en az onlar kadar anılması gerektiğini düşündüğüm bir eser oldu, çok başarılı buldum. Yıllar önce iki kitabını çok da bilinçli okumadığım için, yazarla Kumarbaz eseriyle tanışmış sayıyorum kendimi. Klasiklerinden önce nispeten daha az hacimli eserlerinden başlamayı tercih ettim. Bu eserine rastlamak ayrıca mutlu etti. Araştırdığım kadarıyla Stepançikovo Köyü ayrıca, Budala ve Karamazov Kardeşler gibi eserlerinde olgunlaştıracağı ahlaki otorite arayışı temasını işleyen erken dönem metinlerinden biri olarak kabul ediliyormuş. Eğlendiren, akıcı, bir o kadar da sorgulatan; insan psikolojisine açılan psikanalitik bir çözümleme imkânı sunarken aynı zamanda güç ve otorite ilişkileri üzerinden belirgin bir sosyolojik eleştiri de barındıran bir eser, ilgisini çekenler için tercih edilebilir. Ve tabii Dosto severler için… :) Herkese iyi okumalar.
Edebiyat
Stepançikovo KöyüFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,909 okunma
··
553 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.