Kesin bir şekilde söyleyebilirim ki Nermin Yıldırım eserlerinde bir numaraya yerleşti bu eser benim nezdimde. Bir insanın kırılganlığı, geçmişindeki travmaları, kabuğunu kırması ancak bu kadar etkili anlatılabilirdi. Kâh tebessüm ettim kâh üzüldüm. Gündelik hayatımızda yüzlerce insanın yanından geçip gidiyoruz; nice travmaları olan ve duygusal açıdan ağır yükler taşıyan insanlar var. Ne zor bu şekilde yaşamak!
Gel gelelim romana değinirsek yalnızlık, sevmekten-sevilmekten korkma, aile temaları adeta sis bulutunun içinde veriliyor. Yavaş yavaş aktarılan anılarla birlikte bu sis dağılmaya başlıyor, ya da dağılan siz oluyorsunuz. Fazla detaya girmeden birkaç husus aktaracağım. Hülya detayı beni sayfalar geçtikçe şaşırttı, üzdü. Adalet’in defter detayı ve sonrasında oraya yapıştırılacak haber niteliği değerinde bir son yaşaması ise çok büyük şaşkınlık yarattı bünyemde. Sadi Seber’in varlığı bile Adalet’le beraber benim de içimi ısıttı.
Yazarın dili o kadar akıcı ve o kadar vurucu ki her cümlesinde neredeyse kendimi buldum. Her satırını paylaşmak istedim. Benim için ters köşe bir roman oldu, özellikle Mahsunla ilgili kısımları diyebilirim. Eser, çok kolay okunan; ama kolay hazmedilecek türde bir roman değil. Bu satırları yazarken hala romanın sonunu düşünüyorum. Nermin Yıldırım’ın romanını bitirdiği gibi bitiriyorum ben de incelememi. ‘’Bir hayatım daha olsa korkmadan yaşardım onu.’’ Ama yok, yok… Ona göre yaşamalı
Çok güzel bir roman Behiye önermişti ve okudum. Konusu güzel, okuması keyifli, duygusu yoğun ve derin...
İncelemede çok güzel olmuş, teşekkürler Begüm
Yazarın, Dokunmadan ve Unutma Beni Apartmanı kitaplarını okudum ve bu ay Bavula Sığmayan var okuyacağım, seriyi bitirdiğimde de Dokunmadan kitabı benim için en güzeli kalacakmış gibi bir his var içimde 🙂