Sürgün
7/10
·230 syf.··
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2026 23:37
Refik Halid Karay , tam anlamıyla bir Osmanlı elitidir. Maliye Başveznedar’ı Mehmet Halid Bey’in oğlu olarak ayrıcalıklı bir zümreye mensup bir şahıstır. Galatasaray Lisesinde okuyup akabinde Hukuk Mektebini bitirmiştir. İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne muhalif bir görüşe sahipti. Çalıştığı ve çıkardığı gazetelerde muhalif düşüncelerini ifade etmekten kaçınmamıştır. Bu sebeple de sık sık sürgüne gönderilmiştir. Kendisi aynı zaman Kurtuluş Savaşı’na da muhalifti. Kurtuluş Savaşı aleyhine yazığı yazılardan sebep hain olarak damgalanmış Beyrut’a sürgüne gönderilmiştir. Daha sonra ise affedilip yurduna geri dönmüştür. Bu sebeple sürgünü yaşayan biri olarak sürgün kavramını en iyi anlatabilecek yazarlardan biri olarak düşünüyorum kendisini. Zira kitabın ilk yarısı bu sürgün halini çok güzel anlatmış. Sürgüne giden kişinin yalnızlığı, hayata tutunma çabaları, memleket ve aile özlemleri çok güzel anlatılmış. Beyrut’ta bir başına hayata tutunmaya çalışan Hilmi Efendi için hayat cebindeki paranız azalmasıyla orantılı olarak zorlaşmaya başlamıştı. “Başka bir memlekete atılınca dımdızlak kaldım, öksüz çocuk gibi içli, beceriksiz, ürkek oldum.” Kendi gibi sürgünleri bulması ise çok zaman almadı. Ancak onların arasında da aradığını bulamadı. Zira politik olarak onlardan farklı düşündüğünü belirtiği an Hilmi Bey’i hem azarlayıp hem de ondan uzaklaştılar. Keza diğer sürgünler aleni olarak İstiklal Savaşı’nda Yunan tarafını tutmaktaydılar. Onlar gibi düşünmediğini ifade ettiği an ise “ittihatçısın sen” damgasını yemişti. Kısa süre sonra tekrar yalnız kalan Hilmi Efendi’ye kucak açan ise Anadolu’dan gelme Ermeniler olmuştu. Onu aralarına almış iş vermişlerdi. Memleket özlemini Ermeni mahallesinde gidermeye çalışıyordu. Zira konuşmaların, söylenen türkülerin tamamı Türkçe idi. Daha sonra Beyrut’a gelen bir Osmanlı Paşası ile tanışması ile hayatı bir süreliğine de olsa yoluna girmişti. Kitabın ilk yarısı bu şekilde devam ederken ikinci kısım bir zamanların Türk edebiyatının vazgeçilmez konusu olan kötü, iffetsiz kadın ve onun sebep olduğu felaketler minvalinde. Zira Hilmi Bey’in kızı Seher’in deyim yerindeyse kötü yola düşmüş, tanıştığı bir adamın peşinde kumpanyalara dahil olmuştu. Seher ciddi kötü bir karakter. Bazı kişilerin hayatı kötüdür, kendine zarar verir. Seher ise kendinde olmayan şeylerin başkasında da olmaması için uğraşan bir kadın. “Seher, şimdi zalimce, haince, ahlaksızca işler yaptığı zaman duyduğu zevkin içindeydi, bundan bir sevişme kadar keyifleniyor, lezzetten yüzünün hatları karışıyordu. Beyaz toza alışalı beri yalancılık, düzenbazlık,e ziyet tiryakisi de olmuştu; basit, düzgün rahat işleri sevmiyordu; bir nevi vaka çıkarmak açlığı ile ikide bir fikrinin kazındığını duyuyor, sancıya benzer bir azabı ancak şuna buna yalan atarak, oyun oynayarak, cefa çektirerek yatıştırabiliyordu.” Yukarıdaki metinden anlaşılacağı üzere Seher için etrafındaki insanlara özellikle efendi düzgün erkeklere zarar vermek bir ihtiyaçtı. Tip olarak bir erkeği beğense de o kişi efendi, iyi eğitimli biri ise kendi deyimiyle asla kanı kaynamıyordu. O kişiye ancak ona zarar vermek için yanaşıyor, istediği kötülüğü yaptıktan sonra ise kendi iğrenç hayatına geri dönüyordu. Refik Halid Karay Seher karakterini anlatırken çok sert kelimeler kullanıyor. “Seher’de hayır yoktu, sefil, adi, berbat, zararlı bir mahkuktu; tam manasıyla sokak fahişesiydi; layığını bulmuştu” S.166 Hilmi Efendi ile Seher’in Halep’teki buluşmaları ise kitabın finalini oluşturuyor. Türk Edebiyatında kötü kadın çokça karşımıza çıkan bir tipleme. Daha önce Namık Kemal ’in İntibah romanında ya da Peyami Safa ’nın eserlerinde karşımıza çıkan yıkıcı kadın karakter. Sanırım Tazminat sonrası kadının sosyal hayata karışması, artık yalnızca evde değil dışarıda da bir hayatı olmaya başlaması bizdeki erkek aydınları çok da mutlu etmemiş gibi. Tanzimat sonrası ortaya çıkan modern kadın tipolojisine karşı duydukları öfkeyi ya da tepkiyi eserlerinde bu şekilde yansıtmaya çalışmışlar. Ben kitabı okurken sıkılmadım. Özellikle ilk kısmı çok beğendim. Türk edebiyatını sevenler için okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum .
Türk Edebiyatı
SürgünRefik Halid Karay · İnkılap Kitabevi · 2018677 okunma
·
45 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.