Bir zamanlar Çirkince, oldu şimdi Şirince :) İzmirlilere selam
9/10
·141 syf.··
2026 10. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 18:31
13 Öykü ve 4 Masaldan oluşan bu Öykü kitabı zamanın behrinde yasaklanmıştır ve sebebi öyle bariz ki... Fazlaca insana edilen adaletsizlik, kandırmacalar, sınıfsal eşitsizliği perişanlığı ve daha fazlasını anlatıyor. Bazı öyküleri okurken ben strese girdim ve maalesef ki Türkiye bunları yaşadı, okuduğum şey beni böyle stres ediyorsa o yaşayanlar nasıl yaşamışlar diye de sorgulatıyor gerçekten. Portakal Öyküsü, kurulu düzenin ne kadar adaletsiz olduğu, sınıfsal ayrımın yürek burkan tarafını anlatırken, Katil Osman'da ise kendisine konulan lakabın dönüp dolaşıp kendi kimliğine bürünmesini, Bahtiyar Köpek Öyküsünde ise karnı tok, sırtı pek, lüks içinde yaşayan bahtiyar fakat özgürlüğünden bihaber köpekleri anlatıyor. Ve beni gerçekten strese sokan ve bunlar gerçekten de yaşanmış diyip şaşırdığım, Böbrek ve Cankurtaran Öyküleri.. Bu öykülerde sağlık hizmetlerinin eşitsizliğini ve köylünün devlet dairesindeki, hastane kapısındaki yalnızlığını anlatıyor. Öyküde, doktorların hastayı iyileştirmekten ziyade bir gelir kapısı olarak görmeleri, gereksiz tahliller ve bitmek bilmeyen muayenelerle yoksul insanın elindeki son kuruşu da almaları yürek burkuyor, gerçi şu zaman da da özel hastanelerde oluyor mu pekala oluyor. Yürek burkan tarafı da işte burada.. Çirkince öyküsünde ise, Çirkince de yaşayan mutlu, huzurlu, düzen içinde ki Rumların yerine gelen Türkler'i anlatıyor. Rumların bu köyü sıfırdan inşa edip bir düzen kurduğu vurgulanırken yeni gelenlerin (Kavala'dan gelen tütüncülerin yani Türklerin) zeytincilik ve bağcılık gibi uzun vadeli emek isteyen işlerde henüz aynı ustalığa ve titizliğe sahip olmaması bir gerileme gibi gösteriliyor. Fakat burda anlatılmak istenen Türkleri kötülemek değil, bir kültürün kopuşunu ve yerine yenisinin tam oturamadığı o geçiş dönemini anlatıyor. Köyün imkanlarının veya en iyi arazilerinin köylüye değil, arkası sağlam olanlara veya nüfuzlu kişilere peşkeş çekiliyor köylüye ise sadece ayakta kalmaya çabalayabiliyor. Sabahattin Ali aslında şunu demek istiyor bu öyküde "Bu insanlar burayı batırıyor gibi görünüyor ama onlara burayı gerçekten sahiplenmeleri için gereken huzuru ve özgürlüğü kimse vermiyor." Sabahattin Ali baş kaldırıyor, halka resmen uyanın artık diyor.. Öykü, masal değil bunlar gerçek, harekete geçin diyor. Ama bir yandan da aklıma Sabahattin Ali'nin Kuyucaklı Yusuf Romanında ki Kaymakam Selahattin bey geliyor. “Hayatı olduğu gibi kabul etmeli ve ona ne bir şey ilave etmeli, ne de ondan bir şey eksiltmeli... Bazı şeyler vardır, canımızı sıkar; ‘Bu neden böyle? Böyle şeyleri dünyadan kaldırmalı!’ deriz. Bazı şeyler de mevcut değildir. İçimizden bunların olmasını ister, hatta bu uğurda çalışırız. İkisi de saçma ve faydasızdır. İnsan dediğin mahlûk hiçbir şeyi değiştiremez. Bunun için, gönlünün rahat olmasını istersen gördüğün fenalıkların bile bir hikmeti olduğunu düşün ve yeryüzünde olmayan iyilikleri oraya getirmek sevdasına kapılma... Sayfa 151 Başka ne söyleyebilirim ki... PODCAST youtu.be/fxjr5RxJqbY?si=...
Araştırma-İnceleme
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,7bin okunma
·
1 +1'leme
·
839 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Aynın zaman içinde okuduğumuz kitaplar olması sebebi ile güzel bir inceleme olmuş, Üç kitabını Kürk Mantolu Madonna Kuyucaklı Yusuf Sırça Köşk bir arada okudum, Hepsi ayrı güzel Kuyucaklı Yusuf’ta kaymakam Selahattin Bey’in öğüdü ve hikayenin sonuyla hala etkisi devam ederken hala aklım Madonna’da kaldı…
Fatmanur KARATEPE
Gönderi Sahibi
O zaman sıradaki İçimizdeki Şeytan olsun hocam 😄 İyi okumalar dilerim...