Gönderi

Puan vermedi·320 syf.·
2018 26. kitabı
Ulysses ve Finneganın Vahı gibi çetin ve zor kitapların kendi kulvarına göre revaçta olmaları keşfedilmemiş, zor anlaşılır algısından kaynaklı bir durum. Gizli ve yasaklı olan her şeyin daha çok merak edilmesi gibi, pek az kişinin okuyup anladığı bir eserdeki bulmacaları, kelime oyunlarını çözen nadir kişi olma hevesinden başka bir şey değil. Belki binlerce gönderme içeren metinlerin estetik, mimetik ve retorik şifrelerinin tam olarak neyi ifade ettiğini bilmeden kitabı anlamak çok güç. Yabancı sözcükler ve kelimelerin değişimliği hakkında açıklayıcı dipnot düşmeye gerek bile duyulmayışı zorluğu bir anlamda katlıyor. Yorumlara göz gezdirdiğimde eserde yer alan Arapça, Fransızca, Türkçe, Almanca dillerinin sözcükleri olduğu ve bu sözcüklerin Joyce tarafından bükülüp farklı anlamlar kazandığını, dolayısıyla salt İngilizce ile metinlerin anlaşılamayacağı ve çevirinin zayıf kalacağı hakkında haklı ve detaylı bir eleştiri okumuştum. Umur Çelikyay zor bir işi başarmış olabilir fakat yazarın göndermelerde bulunduğu kavramları gerçekten anlayarak mı çevirdi açıkçası çok merak ediyorum bunu. Zaten zor olan bir eserde hiçbir dipnotun olmaması tam olarak anlam kargaşasına dönüştürüyor eseri. Sözün kısası, Ulysess sözlüğü gibi Finnegans Wake sözlüğüne-varsa eğer- mutlaka ihtiyaç duyulmalı. Umberto Eco’nun: “Bir metni uyanıkken düş görmek için kullanmak yasak değildir, zaman zaman hepimiz yaparız bunu.” Sözünün bütünleşmiş hali olarak niteleyebilirim bu kitabı. Bilinçaltının konuşması; bir rüya konuşmacısının sayıklamaları ve iç monologlarla Joyce-vari kapalı cümlelerin birleştiği metinler olarak yorumlayabiliriz. Yüzlerce ve belki sayısı binleri bulan karakter, yine binlerce farklı kelimeden oluşan bir eseri bitirebilmek, tam olarak kendini adamayla ve sabırla mümkün. Kapağı gibi karanlık, geceyi anımsatan bir eser Finneganın Vahı. Çevirmenin dediği gibi, “Bilinçli halimizdeki uyanlık zihinlerimizden çok, uykudayken bizi uyandırmaya çalışan bilinçdışı zihinsel faaliyetlerimize yönelik kaleme alınmış kült bir metin.” Gece hemen! Söyle bana, Söyle bana, Söyle bana, Söyle bana, karaağaç! Gece gece! Sap ya da taşın öyküsünü anlatbana! Nehirleyen sularının yanı sıra, gelipgiden sularının onun. Gece! (sf. 316) BİR BAKIŞTA FİNNEGANS WAKE Dil oyunları, bükülmüş klişeler, şifreler, gizemli semboller, kilise ve din, savaş sanatı, biracılık, avcılık, kasaplık, cinsel imalar, hiyerarşi, aristokrasi, motifler, ifadeler, deyimler, Peygamberler, felsefi göndermeler, mizah, farklı dillerin bükülen çok anlamlı sözcükleri… İçerisinde çokça göndermeler bulunan metinlerin kime/kimlere atıfta bulunduğunu kavrayabilmek o kadar güç ki. Biri üzerinde sonuca ulaşılsa bile kitabın bütününe işleyen kelime oyunlarıyla başa çıkabilmek neredeyse imkansız! Birden fazla sözcükten oluşan tümce kombinasyonları ve içerisinde birçok anlamı taşımakla birlikte ayrı anlamları da eşzamanlı olarak içeren metinler eserin belirgin ve en önemli özelliği. Sanırım Joyce’un eserlerinde net olan şey, söyleyeceği bir şeyi doğrudan değil, uğraş veren kapalı bir anlatım biçimi kullanarak ifade etmesidir. Sürgünler ve Ölüler bu yönden Finnegans Wake ile karşılaştırıldığında dolaylı cümlelerin yalınlıkla ifade edilmesi ile ayrılıyor. Kitapta çok sık geçen sıradan sözcük ve sayıklamalardan birkaçı; Hiyerarşimimariali. - Vikgörgit sen! - Çokk memnuonum. - Yüke Tanrım. - Kadın ağfıyla pelfek pelfek konuftu ona fundan bundan.- vs vs. “Klşlökşjlkhaaskljajhuhjuhıugıaohkjdhjagodajhoaıshohkahjdıoaıuhşlkaljıobölüğğl” tarzında bir şey görürseniz random falan sanmayın, bilin ki Joyce, gök gürültüsünü harflere döküyordur…. :| Soluk aldırmayan ve çaba gerektiren kitapların güzel bir yanı varsa bir sonraki kitabı rahat okuma hazzını daha derinden yaşatacak olmasıdır bana göre. Anlaşılmaz olan şeyi çekici bulmuyorum kesinlikle, yine de eserin kütüphanemde olması güzel bir his uyandırmıyor değil. Güçlü cümlelerin yalınlıkta saklanabilmesi edebiyatı, edebiyat yapan şeydir.
Edebiyat
Finneganın Vahı 1James Joyce · Aylak Adam Yayınevi · 201530 okunma
··
295 Gösterim
6 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Elinize sağlık, Finnegan's wake Joyce'un son kitabı, Ulysses'den çok daha zorlu. Şöyle bir link var çeviriler ilgili, t24.com.tr/k24/yazi/finneg..., 523 Çok bilgilendirici bir inceleme olmuş, ama ben böyle kitapları, belki de şiirler gibi, elden geldiğince orijinal metinlerden okumanın alınan keyfi artıracağını düşünüyorum. Çeviri belirttiğiniz gibi, gerçek tadı almamıza engel oluyor biraz. Ulysses'den sonra düşünüyorum ben de bu kitabı. Umarım bitiririm onu :) Teşekkürler.
Sergen
Gönderi Sahibi
Evet, İkinci cildi de yayınladı. Bu tavsiyeyi yazdım bir kenara, mutlaka değerlendireceğim. Ben teşekkür ederim, iyi okumalarınız olsun:)
Bir kitap neden ertelenmelidir? Çünkü demir tavında dövülür, okurun da tavı vardır. O yüzden de okur yüzmeyi öğrenmeden kıyıdan fazla uzaklaşmamalıdır. Sular insanı yutuverir. Entelektüel okumalar içinse yüzme bilen Sergenlere saygılar sunmalı ve yüzemiyorsak, koşmayalım mı demeli ve koşmaya devam etmeliyiz. :) Ama bodosloma böyle kitaplara girenler sanmasınlar ki yüzecekler! Onlar uçuyorlar, lakin uçmak için de kanat gerek. Kalemine sağlık, hem çok keyifli hem kitapla ilgili net bir çizgi içeren bir inceleme olmuş. Bence sen artık Musil falan okuyacak kıvama gelmek üzeresin. Helal. 👏
Gabriel Garcia Marquez in "Anlatmak İçin Yaşamak" kitabında Ulysses ile ilgili bir paragraf var. Hepsini yazamayacağım ama şöyle der; "sabrım tükenene kadar, bölük pörçük, kavga dövüş okudum." bu zorlamadan ise dilin kullanımı ve terimler ile ilgili kitaptan müthiş bir teknik destek aldığını yazar. Bu incelemeyi okuyan ya merak eder kitabı okur ya da kitabı gördüğünde oradan uzaklaşır. :)) Joyce un hiç bir kitabını okumadım. Ulysses e her zaman ilgi duymuştum ama bulaşmak istememiştim. Sanırım bu zorlu kitaplarla şimdilik tanışmak istemiyorum. İncelemenin sonunda dediğiniz şey kesinlikle doğru. Zor kitaplar okunduktan sonra, okuduğumuz diğer zor kitaplar daha anlaşılır ve kolay geliyor. Beyin o kadar zorluyor ve açıyor ki kendisini, daha sonra okunan zorlu kitaplar çok normal gelmeye başlıyor. İnceleme; kitabı okumak istiyorsak ne ile karşılaşacağımızı bize net olarak gösteriyor. Çeviri konusu zaten sıkıntı iken böyle kitapların çevirileri daha sıkıntı. En iyisi bile çevirse yazarın kendi yazdığı dilde ki anlatımı bize yansıtamaz. Poe okuyoruz ama gerçekten Poe okuyor muyuz mesela? :) Teşekkür ederim inceleme için. Elinize sağlık.
Sergen
Gönderi Sahibi
Bilinçaltının düz okumayla bile devrede oluşunu göz önüne alırsak zor metinleri anlaşılmaz görerek kenara atmamak gerekir. Erhan Bey çok güzel değindi, özellikle kült eserleri okumak için yabancı dil yoksa verimli bir okuma beklemek boşuna olur gibi. Çevirmenin kitabını kimse okumak istemez sonuçta :) En azından bunu tecrübe edinmem kendi adıma iyi bir şey oldu, bir başkasının temkinli yaklaşmasına vesile olmuşsa/olacaksa bu yazı, ne âlâ. :) Murat Bey, teşekkür ederim çok değerli katkınızdan dolayı, iyi okumalar diliyorum...
Ulysses de aynı böyle ona göre oku.:) Bilmiyorum okurken ben Ulysses i büyülendim. Kayıp Zamanın İzinde'yi bırakmıştım sıkılıp anlayamadığım için( gerçi geri başlayacağım:)) ama Ulysses beni yuttu:) Bu da kesin öyle diye baya sona atmakta haklıymışım.
Onda aynı Ölüler gibi hikayeler var hatta Ölüler de var içinde. Pişman olmazsın:)
Güzel inceleme olmuş ellerinize sağlık. Bugün bu yazar hakkında konuşuyorduk biliyor musunuz :D Hatta bi' ara Ulysses'i alayım ya deyip 45 TL olduğunu görünce kalp krizi geçirdim :D
Sergen
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim. O krizleri okurken geçirmek var bir de. Çok daha beteri, emin olabilirsin. :)
Reklam
Güzel incelemeniz için teşekkürler. Nasıl okunmalı ve ne ile karşı karşıyayız noktasında baya bilgilendirici olmuş. "A portrait of an artist as a young man" başucu kitaplarımdan olmuştur üniversite zamanından beri ama hocaların bu kitabı seçmesinde varmış bir hikmet:) Eğer Finnegan's Wake 'i seçselerdi halimiz harapmış :) Sağlam bir kafayla orijinal dilinden okumak ümidiyle diyorum :)