Gönderi

8/10
·152 syf.··
2018 55. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 26 Ağustos 2018 22:07
Bu sefer incelemeye birkaç zor soruyla başlamak istiyorum. Başkalarının düşünceleri veya fikirlerinin etkisinde kalmadan herkes elini vicdanına koyarak bu soruları içinden yanıtlamaya çalışsın lütfen. Eminim hepinizin bu sorulara vereceği bir takım ezberlenmiş cevapları hafızasında hazır bir şekilde duruyordur. Onları silin hemen. Benim istediğim ise, asıl sizin ne düşündüğünüz veya hissettiğinizdir. Hadi geçelim sorulara: - Lösemi hastası olsanız ve inancınız size yapılacak olan tedaviyi yasaklıyor olsa hastanenin uygulayacağı tedaviyi reddeder miydiniz? - İnancınız uğruna ölümü göze alır mıydınız? - Hayati bir tedaviyi reddetmek intihar olarak nitelenebilir mi? - Kürtaj yasaklanmalı mıdır? Kürtaj, yaşam hakkının bir ihlali midir? Peki ya, istemediğiniz bir çocuğu dünyaya getirmek zorunda mısınız? - Çocuğun yaşam hakkı ne zaman başlar? Anne karnına düştüğü anda mı, yoksa tam olarak doğduğu anda mı? Yoksa yasal kürtaj süresi olan 10 haftadan sonra mı? - Ötenaziye bakış açınız nedir, ülkemizde yasallaşmalı mıdır? - 2014 yılından beri beyin ölümü gerçekleşen; ancak hem dini hem de yasal anlamda "canlı" sayılan Kenan Işık'a bakış açınız nedir? Sizce öldürülmeli mi, yoksa bu şekilde yaşatılmaya devam mı edilmelidir? - 16 Ağustos 2018'de Antalya'nın Döşemealtı ilçesinde tali yoldan karşıya geçmeye çalıştığı sırada bir otomobilin çarpması sonrası beyin ölümü gerçekleşen ve ailesinin organlarının bağışlanmasını istediği Aleyna Budanır'a ve organ nakline bakış açınız nedir? Zira Aleyna'nın organlarından, kalbi 24 yaşındaki Burak Zeybek'e, karaciğeri ise 62 yaşındaki Kemal Çevik'e nakledilmişti. İnancınız kan naklini veya organ naklini yasaklıyor olsa Aleyna Budanır'ın kalbini veya karaciğerini reddeder miydiniz? Neden reddedeyim ki, diye sorgulamayın. Zira şahsen
Hukuk
Çocuk YasasıIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 20233,667 okunma
··
5bin Gösterim
33 Yorum
1) Buna kesinlikle hayır der reddetmezdim sanırım 2) İnanç konusu çok hassas bir konu. Ölümü göze alacağım şeye bağlı sanırım bu. Başka kişilerin hayatları söz konusu ise alırdım ölümü göze. Ama sadece benim hayatım ise sanırım burada bencillik yapacağım almazdım. 3)Hayati bir tedaviyi reddetmek bence intihar olmaz. Eğer sonunda iyi olacağının bir garantisi varsa bu tedavinin tamam ama kanser gibi yillardir tedavi olunacak bir hastalık ve kişi acı çekiyor ve gerçekten yorulmuşsa bence intihar sayılmaz. Gerçi hiçbir türlü intihar olarak görmüyorum. Tercih farklılığı bence. 4)Kürtaj yasaklanmamalı. Bu öyle karmaşık bir konu ki. Bunu devletin çok iyi yönlendirmesi gerekiyor bence yasalarla. Bu da maalesef bizde pek mümkün değil. Kürtaja din boyutundan bakmıyorum ama bazı şekillerde insanlık dışı geliyor bana ama bazı durumlarda da kaçınılmaz bir olay. Muallak bu mesele. Bundan sonraki soru da bununla bağlantılı ve kararsizim 6) Ötenaziyi doğru bulmuyorum. Tabiki bu geri dönüşü olmayan durumlar için geçerli değil. Beyin Sapı iflas etmiş kişilerin hayata dönme şansı yok . Zaten bu durumda da organ bağışı yapılıyor. Ama onun dışında mucizelere şahit olmuş birisi olarak Ötenaziye karşıyım. 7) Kenan Işık yasamaya devam etmelidir bence Ötenaziye karşı olduğum gibi bir insanın öldürülmesine de karşıyım. Eminimki yakınları için o ne şekilde olursa olsun yaşaması varlığı onlar için daha önemlidir. 8) Ben organlarımı bağışladım. Bunun dindar olan kişilerle ise bağlantısının yine sözde dindar olan kişiler olduğunu düşünüyorum bu dinde yani İslamda yasak değil çünkü. Aileme de vasiyet ettim. Boyle bir durum olursa organlarımı bağışlayın diye. Gunah ve yasak olsa bile yine bağışlardım. Zaten günahlarım arşa çıkmış. Bu da olsun ne olacak.:) Pek uzun oldu affola:) Incelemenize ise söyleyecek bir sözüm yok gayet güzel emeğinize ve düşüncelerinize sağlık.:)
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Yapacağım itirazı güzel tahmin ettiniz :) Bugün değil; ama zaman ilerledikçe dünyanın ötenaziye bakış açısının yumuşayacağını düşünüyorum tam da bu sebeplerden ötürü. Bir insan acı çekmektense ölmek isteyebilir. Buna olanak sağlamak gerekir. İlla feci şekilde ölmesini(intihar ederek) beklememek gerekir. Ötenazinin yasal olduğu ülkeler var; ama tabii oldukça azınlıktalar. Bizde belki 100-200 yıl sonra düşünmeye başlanabilir. Şimdilik erken olduğunu düşünüyorum ben de zaten.
Soru cevap kısmına geçeyim önce, daha sonra yorum yaparım. Her türlü inancı, saçma bulan pragmatik birisi olarak ben reddetmezdim tedaviyi, tabi bir yüzdeleri de değerlendiririz, yani yüzde beş on şans için acı çekmeme de gerek yok. İnanç uğruna ölümün göze alınması şu ortamda saçma bile gelse insana, inanç dinlerden çok daha büyük bir şeyi kapsamaktadır, Çanakkale Zaferi mesela inançla kazanıldı bir nevi yoksa Atatürk o emri veremezdi en azından. Ateist biri bile inancı uğruna ölmeyi göze alabilir eğer kendisine mantıklı geliyorsa, o yüzden eğer zihinsel melekeleri yeterliyse benim için bir sakıncası yok inanç uğruna ölmenin. Ben pragmatistim o ayrı. Tedavi reddetmek intihar olarak nitelenebilir elbette, ve intihar /ötenazi de kişisel bir hak olmalıdır. İnsan başka insanları yaşamsal tehlikeye sokmadığı sürece ölebilmelidir istiyorsa. Herkesin ve kanunların koyduğu bir sınır var tabi ama bence yaşam doğumla başlar, bu yüzden kürtaja da karşı değilim. Kenan Işık vb . insanların durumu ile ilgili şu anda bir düşüncem yok. İnsanın dondurulup hastalığına çare bulununca uyandırılması gibi bir şey bu. Minik bir umut yani. O yüzden herhangi bir vasiyeti yoksa vasilerine ya da bir kurula bırakılabilir bu seçenek. O kadar önemli değil tabi. Organ, kan naklinin yasak olması saçma gelebilir insanlara ama mesela domuz eti yemezse ölecek bir müslüman/yahudiyi düşünelim saçma bir şekilde. Ya da testeredeki gibi iki kötü seçeneğe dahil olduğunu düşün. Seçim yapma hakkı sana aittir bence sadece, kimseye değil. İstersen yüce bir şey için feda edersin kendini haçlılar gibi belki- istersen de şu anda mantıklı olduğunu düşündüğümüz şeyi yaparsın. Kitapla ilgili olarak farklı ama düşüncem. Bir çocuk var orada ve karar vericiler var. Çocuğun kararı, ya da başındaki farklı düşüncedeki vasilerinin kararının uygun bir yargıca bırakılıp dönemin genel etik değerlerinin göze alınması en doğrusu. Eğer 18 yaşında olsaydı ama kendi kararı derdim yine sahte bir şekilde. Umarım yeterince karıştırmışımdır kafanı yine. Teşekkürler bu beyin açıcı inceleme için ayrıca.
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
İnanç uğruna ölümü genel anlamda sordum. Hatta en geniş kapsamda... Erhan Abi’nin cevabı da konuya farklı bir bakış açısı kattı. Stefan Zweig’ın Mecburiyet isimli kitabının incelemesinde de böyle bir konuya değinmiştim. Sonuçta savaşa girmek için de bir inanca sahip olmak gerekir. İsmini ne koyarsak koyalım. Atatürk de zaten pragmatist biri olarak halkın inancını hep yüksek tutmaya çalışmış bir lider. Çanakkale Zaferi’nde inancın katkısı yadsınamaz. Ama bu inancı dini inançla karıştırmamak gerekir :)
Eline sağlık Semih. Pek çok şey sorgulamışsın yazarken. Üzerinde konuşmak istesek satırlar yetersiz kalır:) inanç konusu çok kapsamlı bir konu. Din ama hangi din? Bildiğin gibi dine yüklenen çok fazla kişisel görüş ve geleneksel uygulama var. Mesela, bahsettiğin konuların yasak olduğu kutsal kitaplarda hangi ayetlere dayandırılıyor? Bunları detaylı bir şekilde konuşup tartışmak gerek. Ben kan nakli veya organ bağışının inanca ters düşmediğini düşünüyorum. Bunu yasaklayan herhangi bir ayet de görmedim. Ancak varsa ve benim gözümden kaçmışsa da öğrenmek isterim. Kaldı ki, Kuran’da kesin bir şekilde yenmesi yasaklanan domuz eti, kan, leş gibi şeyler için de ‘eğer hayati ve zaruri bir durum varsa, o durumun gerektirdiği kadar yiyebilirsiniz şeklinde ifade var. O yüzden benim bakış açım, konuya siyah-beyaz şeklinde bakmak yerine, her maddeyi kendi içinde irdelemek şeklinde olabilir. Kürtaj konusu ise tartışmalı bir konu. Ben bu konuda baba olduğum için duygusal bakabilirim konuya. Ancak ana rahmine düşen her canlı için yaşam hakkının da başladığını düşünüyorum. Bu güzel inceleme için teşekkürler... Sevgilerimle...
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Böyle hikayeler duymuştum ben de. Hastane tarafından cihaza bağlı yaşanmaması için yapılıyor sanırım. Beyin ölümü gerçekleşen hastalarda mucizevi geri dönüşler gerçekleşiyormuş, aşağıda birkaç arkadaş yorumunda belirtmişti. Dinen ölümün tanımını yapan herhangi bir cümle bilmiyorum ben. Bilen varsa aydınlatabilir.
Ilginç bir kitapmış. İncelemeniz için emeğinize sağlık. Baştaki sorulara ne cevap versek boş diye düşünüyorum. Çünkü ancak o duruma düşünce, o anki duygu ve psikolojik duruma göre en net cevaplar verilebilir. Insanlar değişkendir. Kesinlikle karşıyım dediği bir şeyi paşa paşa yapabilir.
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim. Bu sebeple ben de değişik sorular ve farklı örnekler sundum. Teşekkür ederim Nilüfer Hanım.
Semih emeğine sağlık. Benim inceleme (https://1000kitap.com/gonderi/28269034) pek dikkat çekmemişti ama en azından senin dikkatini çekti ve okudun kitabı. Sonrasında da muhteşem soruların da yer aldığı bu incelemeyi yazdın. Artık daha fazla kişi bu kitabı okuyacak bundan eminim. Sorgulatan bir kitap bu ve fena halde derinden sorgulatıyor ama tabularla örülü olan etrafımızda bu sorulara cevap bulmak çok kolay değil. Başımıza gelmeden de anlayabilmek oldukça güç. Hakimin çocuk ile olan görüşmesi can alıcı yeriydi benim için. Bu kitabı senden başka bir kişi daha okuyacaktık sanki o zaman muhabbeti geçmişti ama kimdi çıkaramadım. Yazıyı görüyorsa ondan özür dilerim hatırlayamadığım için. Umarım daha fazla kişi okur bu kitabı ve daha fazla sorgularız belki o zaman bir şeyler değişir.
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Doğru evet. İstiklal'de ben bile beni görsem tanımam herhalde. Helal olsun :)) Aynen Kübra Hanım da anonim takılıyordu eskiden. Sanırım o da benim gibi sıkılıp özüne dönmüş :)
Reklam
Bu yorum görüntülenemiyor
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.