Gönderi

7/10
·232 syf.··
2018 57. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2018 21:29
Mustafa... Yıllardan beri kitaplığımda duran, bir türlü okumaya fırsat bulamadığım, Atatürk'e ilişkin bir araştırma yazısı. Araştırma yazısı dediğime bakmayın, bu kitabın belgeseli bile yapıldı. Hatta belgeseli izlenme rekorları kırarak kitabının önüne geçti. Can Dündar ile ilgili de birkaç şey söylemeden kitabın incelemesine geçmek istemiyorum aslında. Gerçi birkaç şey değil, bir sürü şey söylemek, tartışmak istiyorum; ama kolaylıkla herkese "vatan haini" veya "Fetöcü" damgası vurulabilen böyle bir dönemde Can Dündar ile ilgili güzel bir şeyler söylemekten imtina ediyorum. Zira Can Dündar öyle bir insan ki, hemen hemen toplumun bütün kesimlerince sevilmeyen biri. Muhafazakarı da milliyetçisi de cumhuriyetçisi de sevmiyor adamı. Şahsen bu durumun sebebini, Can Dündar'ın iyi bir gazeteci olmasına bağlıyorum ben. Siz bağlamıyor olabilirsiniz, saygı duyarım. Can Dündar'a vatan haini(Pardon siz vatan haini Can Dündar mısınız?) diyebilirsiniz ya da son dönemin moda tabiri ile Fetöcü(Fetö ile işbirliği yaparak mit tırları haberini yapan Can Dündar) de diyebilirsiniz. Fakat benim böyle düşünmediğimi bilmenizi isterim. Bu noktada Can Dündar'ın kendisine Fetöcü diyenlere verdiği şu cevabını paylaşmakta fayda görüyorum: (sendika62.org/2016/07/can-dun...) Kitaba gelirsek, yayımlandığı dönemden itibaren büyük tartışmaları da beraberinde getiren, Atatürk'ü sevenler ile Can Dündar'ın yollarını ayıran bir eser olmuştur. Nasıl olur da Atatürk'ü seven Can Dündar'ın Atatürk ile ilgili yazdığı bu kitap Atatürkçüler ile arasını açar? İşte bu kitabın püf noktası da tam olarak burada. Can Dündar, Mustafa Kemal'i anlatırken tüm çıplaklığı ve insani yönleri ile önümüze sunmayı tercih etmiş. Böyle olunca da Atatürk'ü taparcasına seven insanların pek tabii tepkisini çekmiş. Gerçekten de kitabın içerisinde Atatürk ile ilgili rahatsız edici bazı bilgiler mevcut. Hatta Atatürk'ün bir diktatör olarak önümüze sunulduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Atatürk'ü seven bir birey olarak bu tür bilgiler beni rahatsız etmedi açıkçası. Çünkü kulaktan kulağa dolaşan bazı söylentilerin gerçeklik payı olduğunu biliyordum. Can Dündar da gerçekleri gizlemeden ortaya dökmüş. Dediğim gibi, böyle olunca da ciddi tepki çekmiş. Mesela Yılmaz Özdil'in eleştirisini bu noktada sizlerle paylaşmak istiyorum: "Sarhoş. Kafayı bulunca ağlayan... Hoyrat. Soğuk. Kalpsiz. Çevresine eziyet eden... İtiraz edeni asan... Arkadaşlarını satan... Milletten bihaber. Hatta milleti küçümseyen... (..) Batı hayranı. Sefa düşkünü. Zampara. Cephede bile karı-kız düşünen... Savaşmadığı için sıkılan... Ordu varken, çete kurmaya kalkan... Devrimleri intikam için yapan... Dinsiz. Kendi heykellerini diktiren... Megaloman. Bencil. Günde 3 paket sigara içen. Usul usul intihar eden... Yalnız. Çaresiz. Basiretsiz. Zavallı bir adam. Mustafa’daki Mustafa bu. Hak edilmiş bence Oscar... En azından Nobel." (Hürriyet / 4-11-2008) Gerçekten de kitapta anlatılan Mustafa Kemal Atatürk, Yılmaz Özdil'in eleştirdiği gibi gösterilmiş. Aslında kitap, Atatürk’le ilgili yeni ya da hiç bilinmedik bir şey söylemiyor. Hepsi daha önce Atatürk hakkında yazılan kitaplarda olan şeyler. Fakat bazı bilgilerin hepsini bir arada okuyunca insan, haliyle şaşırıyor. Örnekler vermek gerekirse, bir kadının Atatürk yüzünden intihar etmesi, sol gözünün köre yakın derecede kötü görmesi, “Dağ başını duman almış” marşının ilk ne zaman öğrenildiği, kıyafet yarışmasında birinci olduğu, Türkiye’de kadınlı erkekli yapılan ilk düğünün damadı olduğu, evliliğinden pişman olduğu, içkiye ve sigaraya düşkünlüğü, sabahlara kadar eğlenmesi, kimsenin onunla görüşmek istememesi, dogmalara karşı çıkması, yaşarken heykellerini diktirmesi, en yakın arkadaşlarının idamını istemesi, tekrar evlendiği için annesine kızgın olması, karanlıkta uyuyamaması, eğlenceyi sevmesi, çocukluk travmalarını atlatamaması, basit ve sakin bir yaşama öykünmesi, kendine yapılan kötülüğü unutmaması, kindarlığı, gerektiğinde görüşlerini paylaşmadığı insanlarla da işbirliği yapması, yüksek egolu olması, acımasız kararlar alabilmesi ve sonuç olarak da mutsuz ve yalnız kalması gibi... Bütün bunların yanında, asteğmen Kubilay'ın katledilmesinden sonra Atatürk'ün "Menemen'i lanetli kent ilan edip yakın!" talimatı, Şeyh Sait ile 46 müridini Diyarbakır'da astırması, en yakın arkadaşlarının bile idam edilmesini istemesi gibi olaylar bir arada anlatılınca insan haliyle "Ne oluyoruz yahu?" diye soruyor. Bazı şeylere inanıp inanmamak ya da gerçek olup olmadığına karar vermek sizin vicdanınıza veya inancınıza kalmış. İşte bu sebeple tarihe ve tarihi karakterlere hep tereddütlü yaklaşmışımdır. Çünkü tarih her zaman siyasetçilerin elinde kolaylıkla değiştirilmiştir. Gerçeğin ne olduğunu ise asla bilemeyeceğiz. Nitekim, Mustafa Kemal Atatürk'ü farklı yönleriyle de tanımak isteyenler için ideal bir kitap. Hatta öyle bir kitap ki, Atatürk'ü taparcasına sevenler ile Atatürk karşıtlarının ortak sevdikleri bir kitap olabilir. Okumayı bilene ve ayrıntıları yakalayabilene çok şey anlatabilecek bir eser. Tavsiye eder miyim? Bu konuda bir şey söyleyemem size. Tavsiye edersem, belki ileride Fetöcü ilan edilebilirim. Kararı tamamen sizin hür iradenize bırakmakta fayda görüyorum.
Siyaset
MustafaCan Dündar · NTV Yayınları · 2009300 okunma
··
269 Gösterim
17 Yorum
Merhaba Semih, beni bekliyor muydun? =) Öncelikle Can Dündar... Hala tam ne olduğu çözülemeyen bir adam. İlk okulda Sarı Zeybek ile hüngür hüngür ağlatan adam. Sonra ise Mustafa ile farklı bir bakış açısı sunmaya çalışan adam. Hatırımda pek kalmadı Mustafa belgeseli. Sinemada izlemiştim. Ben de bu kitabın ciltlisi var. O bambaşka bir eser tabi. Yazarın adı ile birlikte yanlış bir video çekse de örneği bu: youtube.com/watch?v=vrJ-yfu... Bu kadar çekebilmiş kızmayın :)) Neyse.. Şimdi Senin incelemen üzerinden bir yorum, Can Dündar'ın Mustafası'na bir yorum, Yılmaz Özdil'in yazdığına bir yorum ve kapanış yapacağım.. Uzun olacak yapacak bir şey yok :)) Senin incelemen üzerinden Atatürk profili çizersek, kesinlikle yanlış profil çizeriz. Çünkü bildiğin ya da bilmediğin değil, Can Dündar'ın Atatürk'ünü yorumlamışsın. O yüzden incelemen üzerinden seni ne fetö ne bilmem ne diye yargılamam, ilk önce baş fetöcü yargılansın... :)) Can Dündar'ın Mustafası... Öncelikle şunu bir kavrayalım. Bu adam bu ülkeye farklı bir Atatürk sunmak istedi. Ne kadar başarılı oldu? Pek olamadı tartışmalar arasında başarısız bir iş olarak lanse edildi, yobaz takımı bak içiyor işte diye tutturdu. :)) Şunları iyi anlayalım; Mustafa Kemal Atatürk kimdir, nedir araştırmadan, üzerine düzinelerce kitap okumadan, belgeleri tutanakları okumadan, dönem gazetelerine bakmadan, yazan Mustafa Kemal'i, konuşan Mustafa Kemal'i bilmeden, Cumhurreis Atatürk kimdir bilmeden, Çankaya'da ki Atatürk kimdir bilmeden konuşmak manasızdır. 1881-1918 Mustafa Kemal kimdir? 1919-1938 Mustafa Kemal kimdir? Tenkitçi arkadaşlar senin bu incelemen hemen yorum yapıp, mutlu olacaklardır. Mustafa Kemal perhiz yapmadığı dönemler hariç sürekli içmiştir. Savaş zamanı ya da kumanda ettiği zamanlar içmemiştir. Bunu gösteren bir yazı vs bir şey yoktur. Bir iki kadeh bir akşam gidip atabilmişse ne mutlu da, hangi para ile. :) O dönemde zaten içki yasaktır. Gizli içilir. Yeni devrimlere kadar da yasaktır. Neyse zaten Atatürk içer ve gizlemez. Bunu halkı ile de gayet te şereflerine içerek yapar. Rejime bakarsanız Atatürk Diktatördür. Ne olacaktı? Miktatör mü? Birinci Meclis kurulduğundan ölümüne kadar, muhalefet edeni eksik olmuş mudur sanıyorsunuz? Atatürk yaptıklarının bir kısmını yakın arkadaşları ile, diğer bir kısmını onlara rağmen yapmıştır. Atatürk içerdi, Atatürk Diktatördü. Ama Celal Şengör Hocanın dediği gibi Dahi Diktatördü! Mustafa Kemal'in Heykellerini kim nasıl dikmiştir. İlk Heykeltıraşımız olabilir mi? Yada sanatsal bir amaç güdülerek yapılmış mıdır? Bir bakınız. O adamın Heykeli dikilmesin benim mi dikilsin? =) Çankaya gecelerini bilmeden Menemen'i bilemezsiniz. Yakup Kadri'yi, Falih Rıfkı'yı okumadan da bilemezsiniz. O gecelerin hepsi not edilird hepsi kayıt altına alınırdı. Bir çok gecenin notları yakılmıştır ertesi gün. Çünkü sofra konularıdır. Devlet konuları konuşulduğunda Atatürk içmez, sohbetli gecelerinde içer. Menemen olayı içkili sofra konusudur. Ve dediği yapılmamıştır çünkü kendi direktifi ve adettir. Sabah Paşa'ya tekrar sorulur. Sonra bu karardan vazgeçilir. Şeyh Sait. 40 Değil 500'ü gitsin ne olmuş yani? Devrime, Cumhuriyete kışkırtma ile kafa tutmak için dağa çıkan, bugünün teröristi ile ne farkı varmış? Az kelle gitmiştir. Dahası da kesinlikle gitmeliymiş. Bu konuda hiç yumuşak değilim. Yılmaz Özdil sever böyle tenkitleri. "Sarhoş. Kafayı bulunca ağlayan... Hoyrat. Soğuk. Kalpsiz. Çevresine eziyet eden... İtiraz edeni asan... Arkadaşlarını satan... Milletten bihaber. Hatta milleti küçümseyen... (..) Batı hayranı. Sefa düşkünü. Zampara. Cephede bile karı-kız düşünen... Savaşmadığı için sıkılan... Ordu varken, çete kurmaya kalkan... Devrimleri intikam için yapan... Dinsiz. Kendi heykellerini diktiren... Megaloman. Bencil. Günde 3 paket sigara içen. Usul usul intihar eden... Yalnız. Çaresiz. Basiretsiz. Zavallı bir adam. Mustafa’daki Mustafa bu. Hak edilmiş bence Oscar... En azından Nobel." (Hürriyet / 4-11-2008) Ben belgeselde ki Mustafa'yı tam hatırlamıyorum, unuttum bile denebilir. Atatürk'ün ne göğe çıkmaya ne de yüceltilmeye ihtiyacı yoktur. Yaşamında bunu yapmamış adamı, ebediyete göçtükten sonra kullanmaya çalışanlar ayrı bir konudur. Mustafa Kemal Cumhuriyet ilanı ile, Başvekil Olarak İsmet İnönü'yü seçer. Ve ondan sonra kafası devrimlerde ve ülkenin kalkınması için yapılacak projelerdedir. Yani Meclise sadece hakem olmaya gider, ve çok az konuşma yapmıştır. Kürüsüye en az Cumhuriyet sonrası çıkar. 10. Yıl Nutku'nu bile Falih Rıfkı'nın ona söylemesi ile yapmıştır. Neyse uzun oldu. Geçen annemle bile denk gelip konuşmuştum. Beni rahatsız etmedi seni de rahatsız etmesin dedim. Bunlara takılıp, Atatürk yaratmayın kafanızda. Atatürk'ü tanımak istiyorsanız benim yaptığımı yapın. 150'nin üzerinde Atatürk ile ilgili kitabım var. Ben en iyilerini okuduğum halde tanıyamamışım, lütfen az okuyan ya az araştıran kimler neyi tanıyor ve anlıyor ya da tenkit ediyormuş? Uydurma Risalelerle, raporlu delilerin hatıratları ile Atatürk'e eleştiri getirmeye çalışanlara ise gülüyorum. Eğer yönettiğim savaşlarda yazılı emirleri göz ederek tarihi yazmaya kalksalar beni neredeyse bulamazlar demiştir. Çünkü çoğu emrini direkt olarak söz ile vermiş ya da başka bir kumandanın emri ile verdirtmiştir. :) Aman neyse, daha Çankaya'ya inceleme yapacağım. Şimdilik benden bu kadar. Eline sağlık inceleme için Semih. Kimse eleştirilemez değil, nasıl eleştirildiği ve hangi yöntemin kullanıldığı önemlidir. Bir yana Atatürk'ü bir yana da eleştirenin CV'sini koy. Neyse, gittim ben. :))
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Kime göre olumsuz yönler? Birçok insan bu yönlerini olumsuz olarak nitelemez bence. Şahsen ben bu yönlerini gayet kendime yakın buldum :)
Öncelikle detaylı bir inceleme olmuş, elinize sağlık Semih Bey. Kitabı bilmiyorum ama filmi Atatürkçüler tarafından eleştirilmeyi hak ediyor bence. O dönem filmin galasını kimlerle yaptığı ortadadır. Filmi kimler eleştirirken kimin desteklediği de ortadadır. Filmde Atatürk'ü zevk düşkünü, alkol ve sigara bağımlısı olarak göstermiştir.Son yıllarında da Atatürk'ü yalnız bir insan olarak göstermiştir. Sarı Zeybek ile Mustafa filmini yapan aynı kişidir ama iki farklı Atatürk ortaya çıkarmıştır Dündar karşımıza.Çünkü ikisinin yapıldığı dönemde de farklı iktidarlar vardır.Mustafa'da şark kurnazlığı yapıp iyi yönlerini gösterirken alttan alta başka amaç gütmüştür ve amacına ulaşmıştır. O günden sonra Atatürk her yerde eleştirilmeye başlanmıştır. Bence Dündar bu kitabında kiralık kalem olmuştur.
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
TCK 666. madde kurtarır merak etmeyin :)
Eline sağlık Semih, beğendim ben incelemeni, zaten belgesel ve Can Dündar'la ilgili düşüncelerimi söylemiştim daha önce. Tamamen aynı fikirdeyiz, incelemede geçmese de:)
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Beğenmene sevindim Erhan Abi. Aynı düşüncede olmak güzel :)
Semih geniş bir değerlendirmede bulunmuşsun, mayınlı araziye girmişsin üstelik kolay değil :) Malesef toplum olarak kutsallaştırmakla düşmanlık etmenin ortasını bulmakta zorlanıyoruz zaman zaman. Yine de halkın büyük bir kesiminin böyle bir sorunu olmadığını, dengeli ve makul bakabildiğini düşünüyorum. Atatürk'ü kutsallaştırmak ayrıca sonraki pek çok siyasetçi için de bu yolu açmış oldu, elbette kurucu liderle bir tutmuyorum kimseyi, bu da haksızlık olur. Şahsen benim fikrim, doğrularının yanlışlarından fazla olduğu ve büyük bir borcumuz olduğu bu vatan için verdiği mücadele nedeniyle. İnanç olarak da kişinin kendisini ilgilendirir nasıl yaşadığı, açıkçası manevi değerlere sahip biri olarak şöyle düşünüyorum, Atatürk'ü sevmeyebilir, eleştirebilir insanlar ama "müslümanım" diyen bir insanın Atatürk düşmanı olmasını kabul edemiyorum ve imanından şüphe ediyorum. Belgeselini de yıllar önce sinemada izlemiştim, hatırladığım kadarıyla dediğin gibi çok eleştiri almıştı. Can Dündar konusuna gelirsek, Mit tırları ve sonrasındaki süreçte kesinlikle haksız ve evet vatan haini düzeyinde buluyorum, bunu da siyasetten bağımsız söylüyorum. Tabi herkesin fikrine de saygı duyuyorum. Uzattım ama biraz, teşekkürler inceleme için..
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Aynen dediğin gibi mayınlı arazi. Bir şeyler söylemeye çalışırken elime yüzüme bulaştırabilirdim :) Kutsallaştırmaya ben de karşıyım. Zaten o sebeple böyle bir yazı yazdım. Kutsallaştırmak, Atatürk’e en büyük kötülük olacaktır. Can Dündar ile ilgili ülkenin çoğunluğu senin gibi düşünüyor. Mit tırları sanırım Can Dündar için bir milat niteliğinde. Elbette düşüncene saygı duyuyorum. Fakat ben yapılanın bir “gazetecilik” olduğunu düşünüyorum. Çok teşekkür ederim değerli yorumun için.
İnceleme yine de güzeldi👏👏 En azından görüşlerinizi çok güzel bir üslupla anlatmışsınız.
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim, beğenmenize sevindim :)
Reklam
Bu yorum görüntülenemiyor
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.