Gönderi

İnsanın kilidini açabilecek bir anahtar var mı?
10/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2019 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2019 00:50
Son 10 gündür bu kitapla yatıp kalkıyorum desem yalan olmaz... Okuma serüvenimde bu kitap bir kilometre taşı oldu benim için. Nedenlerini dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım. Çünkü anlatacak
Edebiyat
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Yapı Kredi Yayınları · 201737bin okunma
··5 alıntı·
1 +1'leme
·
24,5bin Gösterim
32 Yorum
Yine dolu dolu bir inceleme olmuş Necip bey. Günümüz zebercetleri, sosyal medya, ruh sağlığı ve çevre etkisini biraraya getirdiğiniz için kitap kadar faydalı bir inceleme olmuş. Emeğinize, kaleminize sağlık...
Önceki 2 yanıtı göster
Estağfurullah hocam, mahçup ettiniz:)) Hep söylediğim gibi, 1k muhteşem bir topluluk... Herkesin katkısıyla ortaya çıkan total birikimden yine herkes kendi ihtiyacına göre faydalanıyor. Bu havuza bir kova su taşıyabiliyorsak ne mutlu bize... Güzel paylaşımlarda görüşmek dileğiyle...
Necip G.Necip G. Hocam her üç, beş yılda bir açıp okuyan, okudukça lezzetine doymayan sadık bir Anayurt Oteli okuruyum ben... Yine okuma zamanımın nakşettiği bu dönemde, incelemelere bir göz atmak istedim. Bir Berna Moran bir de Nurdan Gürbilek'in Anayurt Oteli tespitlerini çok başarılı ve kendimce yerinde bulurum. Tüm samimiyetimle söylüyorum ki, onlardan geri kalır yanı olmamış sizin tespitlerinizin de. Öyle alalade bir yazı değil de bilakis eseri psikanalitik açıdan masaya yatıran akademik bir çalışma bu. Kaleminiz var olsun. Sizin gibi nitelikli, donanımlı okur-yazarları gördükçe bu platformda olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Bence inceleme işine biraz daha zaman ayırmaya çalışın lütfen, siz yazın, biz okuyup feyizlenelim. Edebiyat adına tekrar çok teşekkür ediyorum bu güzel değerlendirmeniz için.
Seda hanım selamlar. Yeni bir çalışma haftasına göz kırpan sıcak ve boğucu bir Pazar gecesinde sizden bu yorumu okumak tüm atmosferi bir saniyede değiştirdi:) İnanın çok mutlu oldum. Hem samimiyetiniz hem de vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim. İncelemeyi yazarken de Anayurt Oteli’ne matruşka benzetmesi yapmıştım. Bu eseri çok iyi ifade ettiğini düşünüyorum. O katmanlı yapısı ve okuru yüzeyde küçük bir kayıkla gezdirirken hemen altında fersah fersah derinlikler vaadetmesi, sanırım bu kitabı bu kadar özel bir hale getiriyor. Tekrar tekrar okuma ihtiyacının hissedilmesi tesadüf olmasa gerek. Çünkü okur her seferinden elinde yeni birşeylerle dönüyor. Yine incelemede bahsi geçen Murat hoca ve ekibinin kitabı bu son seferimde bana rehberlik etti. Çok da güzel bir tesadüf oldu. İncelemeler, sizin de çok iyi bildiğiniz (ve uyguladığınız) gibi, kitapların niteliğiyle paralel olarak zenginleşiyor. Okurken zihni kurcalayan, bir bağ kurabildiğimiz eserlere inceleme yazarken daha verimli olabiliyoruz. Aynı şekilde beni de buraya bağlayan en önemli etken, sadece yeni okurlarla değil, yeni fikirlerle, yeni bakış açılarıyla da tanışma imkanı sunması. Umarım bu havuza daha fazla inceleme ekleme fırsatımız olur. Bu anlamda motive edici sözleriniz için ayrıca teşekkür ederim:) Keyifli okumalar dilerim Seda hanım, varolun...:)
Kaç kişi kaynağı belirsiz o 'arzu nesneleri'ni hayatından çıkarabildi? Kendimiz de dahil hiç kimse, bana göre. Çünkü insanları hayata bağlayan biraz da o' arzu nesneleri'dir. İnsan mutlu olduğu sürece yaşamanın farkına varır. İnsanları mutlu eden hemen hemen tek şey de o 'arzu nesneleri'dir. Ama şu da bir gerçek, o' arzu nesneleri' kişiden kişiye değişir. Yani mutluluğun kaynağı herkes için farklıdır. Bir zamanlar ben de filmini izlediğim zaman sıkıcı gelmişti. Sanırım zamanı değilmiş. Bu incelemenin üzerine de izlemek lazım aslında. Kitabı okumadığım için beğeneceğime eminim. Ellerinize sağlık.
Teşekkür ederim Sultan hocam. Haklısınız, onları hayatımızdan çıkarmak kolay değil ama yine de bir dengeye oturtmak gerekiyor bana göre. Bazen kontrolü tamamen dış dünyaya bırakıyoruz ve karar alma noktasında çok kolay yönlendiriliyoruz. Ancak insan kendine döndükçe, kendini tanıdıkça, aslında neye ihtiyacı olduğunu, hayatından neleri çıkartması gerektiğini daha net anlıyor. Ancak çevreden aldığımız sayısız duyum maalesef kendimize dönmeyi sık sık engelliyor... Film bence kitabın derinliğine göre biraz yüzeysel kalmış. Ancak kişiden kişiye değişebilir tabii ki bu durum. Vakit ayırdığınız için tekrar teşekkür ederim... Sevgiler...
Necip bey, her satırını ilgiyle okuduğum incelemenizin bilhassa şu cümleleri kazındı hafızama: “Günümüzde henüz Zebercet seviyesine gelmeyen ama ruh sağlığı da kesinlikle fabrika ayarlarında olmayan binlerce insan var... Bu tespiti yaparken kendimizi de çok dışarıda tutmamamız gerekiyor aslında...” İşte bu dört dörtlük bir tespit. Başa çıkamadığımız meçhullerle adı konmamış bir Zebercet olmadığımızı kim bilebilir?😊 Entelektüel bir okurun farkı incelemenin her cümlesinde gösteriyor kendini. Hiç niyetim yokken kitaba başlama isteği uyandırdı. İnceleme dediğin de bunu başarmalı, değil mi ama?😉 Tebrik ederim. Elinize sağlık.
Neşe hanım çok teşekkür ederim:) Aynı fikirdeyim, bundan yıllar önce bu kitabı okuyan bir okur için Zebercet karakteri çok daha karanlık, sorunlu hatta biraz fantastik bir karakter gibi algılanabilirdi. Ancak geçen zaman, hatta genel olarak çağımız diyelim, Zebercet'i gittikçe normalleştiren bir iklimden geçiyor. Zebercetlerin normalleşmesi ise aslında endişe duyulması gereken bir şey:) Kitaplarla ilişki kurarken, bazen sade bir okur kimliğinden sıyrılıp kendi içimizi de sorgulamamız gereken anlar oluyor. Anayurt Oteli, ister istemez bu anlardan birini yaşattı bana... Güzel yorumlarınız için ayrıca teşekkür ederim. Görüşmek dileğiyle... Selam ve sevgilerimle...
İyi akşamlar Necip Bey, İncelemenizi birkaç gün evvel daha müsait bir vakitte okuyabilmek adına kaydetmiştim. Çünkü bazı okumalara ayrılan zaman, okunduğu süre ile sınırlı değildir. Sizin yazılarınız da benim için böyle bir niteliğe sahip :) Bu kitap üzerine yazdığınız inceleme ilgimi özellikle çekti. Hakkında olumsuz kanıların çoğunlukta olduğu böylesi bir kitabı sizin gibi değerli bulduğum bir okurun bakışıyla yeniden irdeleme fırsatı bulmak beni heyecanlandırdı. Kitabın turnusol kağıdı işlevi çok yerinde bir benzetme :) Cinselliğin -bence günümüzde dahi- bir tabu olduğu gerçeğine rağmen samimi itiraflarınız incelemeye keyif katmış. Evet, bence cinsellik hala bir tabu! Zira tüm insanların merakına mazhar olan böylesi bir konunun uzmanı olan seksologların, ülkemizde bir elin beş parmağını geçmemesi bu durumun bir kanıtı bence. İncelemenizin her bir paragrafı çok değerli. Bununla beraber bilinçaltına değindiğiniz bölümler ayrıca ilgimi çekti. Bilinçaltına yapılan baskının geçmişe nazaran günümüzde daha fazla olduğu konusunda sizinle hemfikir olduğumu söylemeden geçemeyeceğim. Geçmişte insanlar çeşitli sebeplerle duygularını daha çok bastırmak durumunda kalmış olsalar da günümüzde -sizinde belirttiğiniz gibi- uyarıcı fazlalığı ve çeşitliliği bilinçaltı istilasını katlamıştır. Yani bilinçaltı, yalnızca aşikar veya giz kavramlarıyla değil aynı zamanda uyarıcı zenginliği ile de alakalıdır. Son olarak kitaptan uyarlanmış filme de değinmek istiyorum. Açıkçası ben de filmi tatmin edici bulmadım. Nitekim böyle bir beklenti ile de izlemedim. Çünkü genel itibarıyla bilişe hitap eden böylesi kitapların tatmin edici bir biçimde uyarlanabileceklerine pek ihtimal vermiyorum. Nietzsche Ağladığında ve 1984 kitaplarından uyarlanmış filmler gibi... Böyle uzun uzadıya yazmamı mazur görün. İncelemeniz kayıtsız kalınmayı ve yüzeysel bir yorumu hak etmeyecek bir dolulukta. Ödeştik yani :) Kaleminiz daim olsun, keyifli okumalar...
Önceki 2 yanıtı göster
Estağfurullah, evet ben biraz kendimce yorumladım bu ödeşmeyi:) Yorumunuzun uzunluğu, içeriğinin niteliğinden kaynaklandığı için gayet normal bence Sümeyra hanım... İyi bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle...
Reklam
Necip eline sağlık ve gerçekten büyük bir çaba göstermişsin, edebiyat gönüllüsü olarak :) Çok derin bir kitap pek çok yönden, bir kere de senin bahsettiğin açıklayıcı kitapla beraber okumak isterim. Atılgan belki de bazı şeyleri anlatamadı yarım kaldı, belki de anlatmak istemedi veya ancak bu şekilde anlatabildi. Aklıma çok sevdiğim Kafka abimden bir alıntı geldi, bir bakıma bu kitabın baş kahramanı karakterini de biraz olsun açıklayabilir, bazı şeyler belki de hep aynı, pek çok kere tekrar eden bir döngüye dahildir. Sözü çok sevdiğim yazar abime bırakıyorum :) “Sevgi hep onmak bilmeyen yaralar açar,sevgi hep pislik eşliğinde görünür de ondan. Sevginin pislikten ayrılması ancak sevilenin istemiyle olur. Yardımsız bir erkeğin kendi sevgi istemi yoktur, bu yüzden pislik ona bulaşır. Hamlıktan ileri gelen şaşkınlığının kurbanıdır o. Bu gibi şeylerden büyük zararlar doğabilir. Bir adamın acı yüz çizgileri çoğu kez, bir çocuğun taş kesilen şaşkınlığıdır sadece”
Osman çok teşekkürler. Dediğin gibi bu kitapta anlatılanlar ve anlatılmayanlar bir şekilde yazarın tercihiydi. O anlatmak istediklerini çok açığa vurmak istememiş. Onun yerine kendi metninin ardına gizlemiş her şeyi ve gerisini okura bırakmış:) Kafka reis ayrı bir evren zaten:) Bu alıntıyı da yılmadan birkaç defa üst üste okumak gerekiyor. Ve evet buradaki ifadeden yola çıkarak Zebercet’in dünyasında bazı limanlara ulaşmak münkün... Tekrar teşekkürler bu güzel katkı için. Selam ve sevgikerimle...
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.