Gönderi

KIL OLDUM ABİ...
10/10
·223 syf.··
Beğendi
·
2020 148. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2020 19:52
Lise yıllarım, abimin beni yönlendirdiği kitapları okumakla geçti. Aziz Nesin de onlardan biridir. (Diğeri de yine çok değerli bir yazar. Onu başka bir incelemede anlatmak isterim.) Aziz Nesin'in kitaplarını kahkahalarla okurdum. Ama nereden bilirdim ki lisede beni güldüren adam, üniversitede ağlatacak. Evet ben Aziz Nesin diyince hep güldüm, ta ki 1993 yılına kadar. Üniversite yıllarım ise unutamadığım ve yaşadığım sürece de unutamayacağım çok acı iki olayla geçti. UĞUR MUMCU SUİKASTİ İlki, sadece yazdığı doğrular birilerini rahatsız ettiği için hala faili bulunmamış (Aslında belli de biz de yedik diyelim) olan Uğur Mumcu suikastidir. Uğur Mumcu'yu tanımayan genç arkadaşlara kısa bir şekilde tanıtmak isterim. Uğur Mumcu gazeteci, araştırmacı ve yazardır. 24 Ocak 1993'te Ankara'da evinin önünde, arabasına konulan bombanın patlaması sonucu suikasta kurban giderek yaşamını yitirmiştir. Suikasti yapanlara kıl olmaktan başka bir şey gelmedi elimden. MADIMAK KATLİAMI İkincisi ise ülkemizin yüz karası olan Madımak Katliamı. 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nin, bazı örümcek kafalı kimselerin kışkırtmaları sonucu yakılması. Aziz Nesin, bu katliamdan sağ kurtulan kişilerden biridir. Her ne kadar öldürmek için uğraşmışlarsa da başarılı olamamışlardır. Aziz Nesin'in ateistliği bahane edilerek birçok cana kıyılmıştır. Acı olan ise yapılanlar yanlarına kar kaldı, tıpkı Uğur Mumcu suikasti gibi. Aziz Nesin bu acı olaydan 2 yıl sonra geçirdiği kalp krizi sonucu öldü. Madımak katliamını yapanlara kıl olmaktan başka bir şey gelmedi elimden. BİR SÜRGÜNÜN ANILARI Aziz Nesin'in Bursa’da geçirdiği aylar insanın içini acıtıyor. Hani deriz ya YOK ARTIK, öyle bir durum işte Aziz Nesin'in sürgün günleri. İnsan yaşadıklarını nasıl bu şekilde alaya alır, güldürür, sonra da kafamıza balyoz gibi indirir? Aziz Nesin yapar. Hem de öyle bir yapar ki, okurken hem güldürür hem ağlatır, sonrasında ise düşündürür... Peki Aziz Nesin'in, okurken güldüren aynı zamanda ağlatan Bir Sürgünün Anıları kitabını yazmasına sebep olan olaylar nasıl başladı? O bile bir komedi. Daha doğrusu Aziz Nesin'in dilinden anlatılırsa komediden başka bir şey çıkmıyor. MARKOPAŞA MACERASI Sabahattin Ali'yle Aziz Nesin kafa kafaya verip bir yola çıkmaya karar verirler. Rıfat Ilgaz ve çizer Mustafa Mim Uykusuz'un da aralarına katılmasıyla MARKOPAŞA macerası başlar. Aslında çıkarılacak olan bir mizah dergisidir. Ama amaçları sadece güldürmek değil, güldürürken de düzenin haksızlıklarına karşı çıkmaktır. Dergi daha ilk sayısında veto yer. Hiçbir bayi satmayı göze alamaz. Aziz Nesin de ilk sayıyı İstanbul sokaklarında dolaşarak satar. Sonrasında da zaten peşpeşe gelen kapatma kararları başlar. Her kapatma kararından sonra yeni bir adla çıkarılır (merhumpaşa, malumpaşa, yedi-sekiz hasan paşa, hür markopaşa, bizim paşa gibi isimlerle). O zamanlar en fazla satış yapan gazetenin tirajı 50 bini geçmezken, Markopaşa her hafta baskı sayısını artırarak 60 - 70 bine kadar çıkarır. Ne yazıkki her muhalifin başına gelen Markopaşa'nın da başına gelir. Yapılan baskılar ve tehditler sonucunda dergiyi basacak matbaa bulamazlar. Bulduklarında ise başlarına gelmeyen kalmaz. Aziz Nesin'in ilk defa evi aranır. O zamana kadar Emniyet Müdürlüğünün nerede olduğunu dahi bilmeyen Aziz Nesin bu sayede öğrenmiş olur. Her muhalif yazar gibi onu da memleketi satmakla suçlarlar. 17 gün süren tutukluk günleri başlar. Bunun 6 günü ise ekmeksiz ve susuz geçen günlerdir. Hapisten çıktıktan sonra yine kaldığı yerden devam eder muhalifliğine. O zamanın en çok okunan Cumhuriyet gazetesinde çıkan bir habere muhalif olarak kaleme aldığı NEREYE GİDİYORUZ yazısı sebebiyle tutuklanır. Acı olan ise yazının henüz bir tarafının basılması. Anlayacağınız yazı henüz baskıdayken tutuklanır. Savcının 22 yıl istemine karşılık, yazı dağıtılmadığı için, yani yayım eylemi gerçekleşmediği için 10 ay hapis ve Bursa’da 4 ay 10 gün sürgün yer. Komik olan, ceza yediği 161. maddenin fıkrasının sonrasında kaldırılmış olması. Aziz Nesin'in ceza aldığı 161. maddenin fıkraları, antidemokratik görülerek kaldırılmıştır. Bu da aldığı cezanın ne kadar saçma olduğunu gösterir. "Amerika, Türkiye’ye girmesin, bizi sömürmesin, yardım maskesi altında bizi soymasın dediğim için, milli menfaatlere aykırı yayın yapmış oluyordum." 148 SÜRGÜN GÜNLERİ Aziz Nesin, 10 ay hapis yattıktan sonra sürgün için Bursa'ya gelir. Parasızlıktan, soğuktan ve açlıktan çok çeker. Yıllarca yanından ayırmadığı lime lime olmuş battaniyesini satmak için bit pazarını araması, bulamadığı için sevinmesi mi dersiniz...Açlıktan altın dişini satması mı dersiniz... Sürgün olduğunu bilmeyen dostlarının önce yaklaşması öğrendikten sonra yanından kaçması mı dersiniz... Fişlenirler korkusuyla iş bile vermekten korkanlar mı dersiniz... Kendisine hayran olan, ama sırf vaziyetler nazik diye gazetesinde olmadık hakaretler yazan gazete sahibi mi dersiniz...Her şeyi yaşar. Buna rağmen yine de kimsenin önünde eğilmez. Aziz Nesin, gazetelerde iş bulamayınca çok değişik işler yapar. Bir süre yağlıboya ile yastık yüzlerine resimler yapar. Daha sonra İngilizce dersi vermek ister. Ancak bir kitapçının önerisiyle eski Türkçe ve Kuran dersi vermeye başlar. Aziz Nesin böylece her sabah Ulucami’de sekiz öğrencisine Kuran öğretir. Öğrenci ve velileri memnun olurlar önceleri bu hocadan. Sonra hocanın Bursa sürgünü Aziz Nesin olduğu anlaşılınca çocuklar bir daha derse gelmezler. Bunun yanında değerli dostları da vardır. Biri de Müvellit Tabip’dir. Müvellit Tabip’in evinde şiir sohbetleri yapılır. Osmanlıca konuşan nazik bir Bursa beyefendisidir. Evindeki şiir sohbetlerinde söylenen her beyit için bir kadeh rakı içilir. Aziz Nesin, Müvellit Tabip için, "Yemeğini yemedik ama rakısını çok içtik." der. En vefalı dostu ise, karısını karşısına almak pahasına hiçbir yardımını esirgemeyen eski bir okul arkadaşıdır. Öyle ki karısının "Ya o ya ben" demesine rağmen dostluğunu sürdürür. Bursa’da olup da kaplıcalara gitmemek olur mu? Olmaz tabi. Arkadaşı bir gün kaplıcaya götürür. O ise hazır sıcak su bulmuşken çamaşırlarını yıkamanın derdindedir. Okurken kahkalarla güldüğüm son cümlesinde ise gözyaşlarına boğulduğum bölümdür bu kaplıca hikayesi. "Bikez bitirsem çamaşır yıkamayı, havuza dalacağım. Ha babam, ha babam... Tepe gibi çamaşır..." 137 Sonrası hem komedi, hem hüzün, hem gözyaşı. Okumalı. Okumalı ki gerçekleri öğrenmeli, Türkiye'nin yakın tarihini bilmeli. TAVSİYE Ben Türk yazar okumam diyerek övünen bazı genç dostlarımız var. Onlara tavsiyem, önce kendi topraklarımızın insanını tanıyın, hikayelerini öğrenin. Sonra yine istediğiniz kadar yabancı yazar okuyun. Aziz Nesin ile başlayabilirsiniz mesela. İçinde bol bol kahkaha var. Yok ben hüzünlenmek istiyorum derseniz onu da gayet güzel yapıyor. Bu arada düşünmenizi de sağlıyor. TEŞEKKÜR Tek amacı Aziz Nesin’i tanıtmak olan, hatta kendi kitabı olsa ancak bu kadar över ve insanları okumaya teşvik eder dediğim @Nordavind' ya beni de bu kitapla tanıştırdığı için teşekkür ederim. SON SÖZ Üniversite yıllarımda Tarkan, 'Kıl Oldum Abi' parçası ile hep kulaklarımda çınladı. Kafelerde çaldığı için, kendisine kıl ola ola parçayı çok kez dinlemek zorunda kaldım. Oysa ne doğru söylemiş. Aziz Nesin'e ve daha bir çok aydınımıza acılar yaşatanlara KIL OLDUM ABİ...
Edebiyat
Bir Sürgünün AnılarıAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 20171,515 okunma
··
3.039 Gösterim
16 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bir şey insanın suratına tokat gibi çarpıyorsa, kafasına balyoz gibi iniyorsa o şey gerçektir. İncelemen tam da böyle olmuş. Keşke insanlar gerçekleri gördüğünde o şeyin gerçek olduğunu anlayabilseydi o zaman masallara kimse inanmazdı, sanırım çok şey istiyorum... Gerçekleri gören ve bunu korkmadan dile getiren Devrimci yüreğine sağlık, muazzam inceleme olmuş 🙏✌️
Sultannn
Gönderi Sahibi
♛hakan♞kutlu♛ güzel zamanlara denk gelmemene üzüldüm. Ama ben inanıyorum ki, bizlerin varlığıyla burası yine güzelleşecek 🌸
Sultan ablacım, bu duygusal incelemeni annem de dinlemek istedi ona da okudum beraber hem güldük hem hüzünlendik.. 💗 Ben eski olayları çok bilmiyordum isimlerini duymuş olsam bile ama annem tasdik etti hepsini, ne diyebilirim ki harika olmuş.. 👏🏻💗 Normalde diğer kitapları bitireyim öyle okurum demiştim ama sanırım bugün başlıyorum, bu muhteşem güzellikteki incelemen ve aydınlatman için şahsım adına çok teşekkür ederim. 🙏🏻😍 Aklına, yüreğine, kalemine sağlık.. 💗 Tüm aydınlarımızın kalemleri keskin olsun :)🙏🏻💞
Sultannn
Gönderi Sahibi
Güzel ve içten yorumun için çok teşekkür ederim canım. Yazdıklarımla bir şeyler anlatabildiysem ne mutlu bana. Annene kucak dolusu sevgiler gönderiyorum ❤️
Ben ne okudum az önce, uzun zamandır okuduğum en kaliteli, en muhteşem incelemelerde biriydi bu. Ne güzel ne haklı konulara değinmişsiniz öyle. Kaleminize sağlık... Yüreğinize sağlık... Madımak katliamı ve Uğur Mumcu suikasti Türkiye 'nin kara lekesidir. Bizler yeni nesil olsak da bu lekeyi bilip aydınlarımıza sahip çıkacağız. Aydınlarımızın kalemleri keskin, kelamları bol olsun.
Sultannn
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim bu değerli yorumunuz için. Maalesef ki öyle. Bu kara leke asla silinmeyecek ve unutulmayacak. Bizim de tek umudumuz sizin gibi gençlerde.
Ne güzel anlatmışsınız, ellerinize sağlık... Özlem duydum geçmişe, eski cesur, onurlu ve usta kalemlere...
Sultannn
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim. Bir hiç uğruna kaybettiğimiz aydınlarımızı anma adına bir şeyler yazmak istedim sadece. Geçmişe özlem hiç bitmiyor.
Ne kadar anlam yüklü, bir o kadar da gerçekçi inceleme yapmışsınız yüreğinize sağlık. Çok değerlisiniz.
Sultannn
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim. İnanın bu değerli yorumunuz karşısında mahçup oldum.