Kiminin yerlere vurduğu kiminin de göklere çıkardığı Genç Werther'in Acıları'nı incelemeye başlayalım bakalım.
Göklere çıkardığım veya yerlere vurduğum kitaplar oldu zamanında ancak bu kitap benim gözümde ne göklere çıkarılacak ne de yerlere vurulacak tarzda. Kitabın eleştirilecek düşüncesel bölümü de mevcut, pohpohlanacak duygusal bölümü de.
Geçen ay Oğuz Aktürk’ün okuma grubunda Albert Camus’nün iki kitabını okumuştuk. (Sisifos Söyleni ve Yabancı) Bu kitaplarda Camus intiharı yerlere vurup yaşamanın hayata bir başkaldırı olduğunu savunuyordu. Genç Werther’imiz de bu düşüncenin tam tersi olarak intiharı bir çözüm yolu olarak gösteriyor. Ters düşüncelere sahip yazarları arka arkaya okumuş olmak ta grubun verimliliğini arttırmış olacak diye düşünüyorum.
Kitabın düşüncesini yansıtan kısmın Albert ile Werther’in intihar etmek ve yaşamak konusunu tartıştığı bölüm olduğunu düşünüyorum. Ancak ben Camus’cü olduğum için Werther’in düşüncelerine katılmıyorum. Zaten aşağıda paylaştığım alıntıda göreceğiniz üzere intiharı haklı çıkarmak için garip bir örnek veriyor ki bence çok anlamsız olmuş.
Bunları bilip şunu söyleyebilene yazıklar olsun: “Aptal kız! Bekleseydi, zamanın en iyi ilaç olduğunu bilseydi, ümitsizliği yatışır, kendini teselli edecek bir başkasını bulurdu.” Birinin çıkıp şunu söylemesi de aynı anlama gelir: “Aptal adam, yüksek ateşten öldü! Gücüne kavuşuncaya, özsuyu iyileşinceye, kanındaki fırtına dininceye kadar bekleseydi: Her şey yoluna girecek, bugün yaşıyor olacaktı!”
Yüksek ateşten ölmek ile intihar etmeyi nasıl aynı kefeye koyarak kendini haklı çıkarmaya çalışmış Werther, bana çok anlamsız geldi. Acaba bunlar Johann Wolfgang Von Goethe’nin gerçek düşünceleri mi yoksa kurgu gereği Werther’in düşünceleri mi?
O halde biz de kitabın içeriğine yol alalım.
Kitap Werther’in yazdığı mektupların derlemesinden oluşuyor. Werther genç bir hukuk stajyeridir ve sürekli arkadaşı Wilhelm’e mektup yazmaktadır. Werther Lotte adında nişanlı bir kadına âşık olur. Lotte de Werther’in aşkına karşı boş olmadığını her fırsatta belli eder. Bundan sonra da Werther’in acıları başlar.
Önce Lotte, nişanlısı Albert ve Werther beraber takılabilmektedir. Albert ile Werther gayet seviyeli bir şekilde intihar konusunu bile tartışır. Hatta Albert ile Werther bildiğin arkadaş olurlar. Ancak sonralarda Werther Albert’i öldürmeyi düşünecek kadar ondan nefret edecektir.
Werther bu durumun böyle olamayacağını düşünerek ilk önce onlardan ayrılarak başka yere taşınır. Ya Albert gitmelidir ya da Werther. O yüzden de Werther kendisinin gitmesi gerektiğini düşünmüştür. Werther başka şehirde yaşar iken Albert ile Lotte evlenirler. Werther de Lotte’nin evli olduğunu bildiği halde kalbine söz geçiremeyerek tekrardan onların yaşadığı şehir olan Wahlheim’e geri taşınır. Albert bundan çok rahatsız olur ve eşine Werther ile daha az görüşmesi için tavsiyede bulunur. Lotte de bunu Werther’e söyleyince Werther’in aklına intihardan başka çözüm gelmez. Gerçi önünde yaşanmış bir olay vardır. Biri daha aynı şekilde aşk yaşamış ancak aşkına karşılık bulamayınca sevdiğini benim değilsen kimsenin olmamalısın diyerek öldürmüştür. Belki kendi de bunu yapmasın diye intihar etmenin en uygun olduğunu düşünmüş olabilir.
Acaba Werther bu olayları tamamen kendi kafasında mı kurdu? Tamamen olmasa da Lotte hiçbir zaman Werther’e âşık olmadı da o öyle mi düşündü? Kafamda yine deli sorular. (:
Her şeye rağmen intihar hiçbir zaman çözüm değildir diye düşünenlerdenim. Sisfos’un taşı gibi sonsuz bir döngünün içine dahi giriyor olsak kendimize bir amaç bulmak ve o amaç doğrultusunda ömrümüzün sonuna kadar çabalamak gerek.
Herkese keyifli okumalar
Al benden de o kadar. Albert Camus'nün görüşüne yakın olarak Viktor Frankl'ın da İnsanın Anlam Arayışı kitabını öneririm. Adam Auschwitz-Birkenau toplama kamplarında gerçekten kalmış ve intihar etmemiş. Acılar karşılaştırılamaz elbette ama dünyada ne acılar olduğunu görünce Werther'inki kulağa inanılmaz saçma geliyor. Son paragrafına birebir katılıyorum ben de. Yayında konuşuruz çok daha detaylısını. İntihar konusuna geçen ay çok değinmedik ama bu ay psikolojik nedenlerine daha çok değineceğiz. Eline sağlık. :)