10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 61. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 03:09
Zülfü Livaneli’den okuduğum ikinci kitaptı ve çok beğendim. Tarihî bir roman olmasına rağmen olaylar ve karakterlerin duyguları oldukça canlı hissettiriyor. Güç, hırs, kıskançlık ve aşk gibi temalar saray entrikalarıyla başarılı bir şekilde iç içe işlenmiş. Kitap boyunca merak duygusu hiç azalmadı ve sayfalar hızlıca aktı. Hem sürükleyici hem de düşündürücü bir romandı. Bende iz bırakan ve gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim bir kitap oldu.
1000Kitap
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202524,8bin okunma
Firuze Kehribar Ateşi Kitap Yorumum
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:42
"Her yara kabuk bağlar derler ama bazı yaralar sanki kalp için yaratılmıştır… Onunla da olmuyor, onsuz da… " ‎ ‎Merhabalar canlarım ‎ ‎Ben geldim ve bugün sizlere daha önce MH serisiyle kalemiyle tanıştığım Mehsa'nın, beni ilk sayfadan itibaren içine çeken yepyeni kitabı Firuze: Kehribar Ateşi ile geldim. ‎ ‎Seneler önce birbirlerini çok severek evlenen Arjin ve Rohat, aşiretin ve çevrelerindeki insanların baskısı yüzünden çok büyük bir yara alıyorlar. Rohat, deliler gibi sevdiği karısı Arjin'in üzerine kuma getiriyor. Arjin ise yaşadığı acılara daha fazla dayanamıyor. Hamileliği sırasında son derece zorlu bir doğum geçiriyor ve üç gün üç gece suda kaldıktan sonra büyük bir lanet savuruyor. ‎ ‎"Bir daha bir Koçak, bir Saruhan'ın yari olmayacak ve onlardan dünyaya çocuk gelmeyecek…" ‎ ‎Ancak o an, bu lanetin yıllar sonra Firuze ve Ezra'nın hayatını altüst edeceğinden habersiz. ‎ ‎Bir kadın düşünün… Kız kardeşinin başına gelenlerin intikamını almak istiyor ve bunun için sınırlarını zorlamaya hazır. Üstelik bu kadın bir avukat: Firuze Koçak. ‎ ‎Firuze, gözü gibi sevdiği kız kardeşi Dildar'ın yaşadıklarından sonra hem yıllardır sevdiği adamdan hem de yaşadığı şehirden büyük bir ihanetle ayrılıyor. Ta ki üç yıl sonra Arjin Saruhan tarafından geri çağrılana kadar… ‎ ‎Mardin'e gitmesine on gün kalmışken beklenmedik bir şekilde erkenden dönüyor ve bir daha asla karşılaşmayacağını düşündüğü imkânsız aşkı Ezra Saruhan ile yolları yeniden kesişiyor. ‎ ‎Ama aralarında çok ağır bir cümle var: ‎ ‎"Bir daha gözün gözüme değmeyecek." ‎ ‎Ezra, ilk başlarda Firuze'nin yüzüne bile bakmıyor. Fakat zaman geçtikçe Firuze'nin davranışlarındaki gariplikleri ve Mardin'e geliş sebebini sorgulamaya başlıyor. Geçmişin sırları birer birer ortaya çıkarken bakalım Ezra, Firuze'yi
Firuze 1 - Kehribar AteşiMehsa · Ephesus Yayınları · 202649 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·254 syf.··
2026 38. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 15:44
“Görünmeyen, bilinmeyen biriyle baş etmem imkânsızdı.İnsan bilmediği bir tehdide nasıl karşı koyar? Ne yapıp hazırlanır, tedbir alır? Bütün büyük felaketler hep bilinmeyen, beklenmeyen başa gelince ortaya çıkmaz mı?” Ve işte serinin beşinci kitabı. Bence serinin en büyük sürprizi katilin kim olduğu falan değilmiş… baş karakterimizin adını öğrenmekmiş. Gerçekten dört kitaptır bunu merak ediyordum ve sonunda beşinci kitapta öğreniyoruz: Burçak Veral. İncelemenin devamında ismi kullanacağım o yüzden bunu bilerek okuyun lütfen çünkü ben ilk gördüğümde inanılmaz mutlu oldum. Daha kitabın ilk sayfalarında görünce “nihayet!” diye tepki verdim resmen. Açık ara seride en sevdiğim kitap bu oldu. Okurken o kadar çok güldüm ki… artık bu seri benim gözümde tam sitcom tadında queer bir polisiye serisine dönüştü. Karakterlerin diyalogları, birbirleriyle olan enerjileri, o absürt ama sıcak atmosfer gerçekten insanın içini ısıtıyor. Özellikle Gönül, PonPon, Hüseyin, Hasan ve kulüpteki diğer kızlar… onları okurken karakter değil de uzun zamandır tanıyormuşsun gibi hissediyorsun. Yazarın en sevdiğim yanı tam da bu sanırım; okuru o grubun bir parçası gibi hissettirebilmesi. Bu kitapta olaylar Burçak’ın bir televizyon programına katılmasıyla başlıyor. Program sırasında homofobik bir izleyicinin nefret ve tehdit söylemleriyle karşılaşıyor ve ardından cinayetler işlenmeye başlanıyor. Katil, queer bireylerin toplumun huzurunu ve ahlakını bozduğunu düşündüğü için kitabın adı da “Huzur Cinayetleri” olmuş. Bu defa saplantılı bir takipçiyle karşı karşıyayız ve o gerilim hissi diğer kitaplara göre daha kişiseldi bence. Artık yazarın diline alıştığım için katili tahmin etmek benim için çok zor olmadı. Kitabın ortalarına bile gelmeden kim olduğunu az çok çözebildim ama bu durum okuma keyfimi hiç
Huzur CinayetleriMehmet Murat Somer · Dedalus Kitap · 2022122 okunma
Puan vermedi·204 syf.·
2026 10. kitabı
Kimilerinin her şeyin bittiğini sandığı, kimilerinin de yeni bir hayatın başladığına inandığı yerde, yüksek duvarlarla gözlerden gizlenmiş eski bir mezarlığın sessizliğinde Aynalı Baba. Ayna parçaları taktığı sarığı ve cübbesi, teneke parçaları iliştirdiği pejmürde kıyafetiyle tam bir tezat teşkil eden vakara sahip yaşlı bir adam. Ve Raci.. Pozitivizm ve maneviyat arasında sıkışıp kalmış huzursuz bir genç. Osmanlı'nın son dönem aydınlarından Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi, Amak-ı Hayal isimli kitabında buluşturmuştur bu iki karakteri. Kitap, okuru, mürşid-i kamil olan Aynalı Baba rehberliğinde irfana uzanan gizemli bir yolculuğa davet eder. Raci, yolculuğun sonunda hayallerin derinliklerinde kaybolmanın aslında kendini bulmak olduğunu keşfedecektir. Amak-ı Hayal konusu itibarıyla bir seyri sülûk kitabıdır. Ancak yazım türü olarak hangi kategoriye girdiği tartışma konusu olmuştur. İlk tasavvufî roman olduğunu söyleyenler çoğunlukta olsa da içerisindeki Buda, Zerdüşt, Brahman, Platon gibi İslam dışı unsurların varlığı onu alışılmış bir tasavvuf kitabı olmaktan çıkarmaktadır. Üslup açısından ise her ne kadar roman türüne yakın görülse de modern roman kriterlerine tam olarak uymamaktadır. Bu bakımdan Amak-ı Hayal ne tam bir roman ne de tam bir hikaye kitabı sayılabilmiştir. Muhtevası ise ne sadece tasavvuf ne de sadece felsefedir. Anlaşılan o ki Darulfununda felsefe hocalığı yapan ve tasavvufla iç içe bir hayat yaşayan yazarın bu kitapla amacı, felsefî, tasavvufî ve ahlâkî konulara ait görüşlerini okucuyu sıkmadan bir kurgu dahilinde aktarmaktır. Roman tekniğini ise sadece bir kılıf olarak kullanmıştır. Amak-ı Hayal iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Raci ve Aynalı Baba'nın tanışmasına ve Raci'nin rüya aleminde
A'mâk-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202122,3bin okunma
Peki ya hayaletlerin dili olsaydı…
10/10
·312 syf.··
2026 37. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 21:30
Tarık Tufan’ın bütün kitaplarını okumuş biri olarak son kitabı içinde gönlümden geçenleri ifade etmek istiyorum. Bu sefer kitabın kapağından başlayacağım. Romanın kilit kahramanı olan Handan Hanım… Kitabı henüz okumamış olup , sadece kapağını görenler için sadece bir portre gibi görünebilir ama kitabın son sayfanını da çevirip kitabı kapattığınızda tekrar kapağına dönüp ahhh Derviş Ali’nin dünyevi aşkı Handan Hanım ile tekrar göz göze geleceksiniz. Ahh ki ne ahhh geçmişteki büyük aşkın torunlara kadar sirayet edişine kulak kabartıp onların dünyasına dalacaksınız. Yazarımız çok değişik karakter ve konuları ele alarak bir anda romanın tam ortasına düşüveriyorsunuz. Tabiri caizse gökten düşer gibi o döneme düşünüyorsunuz. Vefa semtindeki Canfeda Konağına konuk oluyoruz. Konağa hapsolmuş olan Halide ( ki bunu sonradan anlıyoruz ki ruhu burada sadece ) ve kardeşlerinin birbirlerine kavuşma ve yüzleşme anlarına tanıklık ediyoruz. Koca konağın dili olsa da geçmişten o güne kadar olan acıları ağlaya ağlaya ya da sevinçleri kahkahalarla duvarlarından bangır bangır ifade edebilse… Konakların dili olsa da konuşabilse… Bu kitaba dair çok şey konuşmak istiyorum. Nedendir emin değilim ama… Osmanlı zindanlarına düşen Derviş Ali’den , Ressam Zonaro’ya kadar çok güzel hisler yaşadım. Derviş Ali ile beraber hem Handan’a olan aşkı hem resime hemde dervişliğe olan bir sürü ana tanıklık ettik. Ressam Zonaro’yu yakından tanıyıp onunla o sanat zevkini paylaştık. Handan ile konaktan , iyiliğinden ve aşka olan geçişine tanıklık ettik. Cihangir , Zeliha ve Nihal’in hem iç yüzleşmelerine hemde birbirleriyle olan yüzleşmelerine tanıklık ettik. Eşref yan kahramanımız az görünürümüz olsa bile Halide ve Derviş Ali’yi tek gören kişi olarak kalbinin saflığını ve güzelliğini gördük. Aslında o ( tabiri
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,2bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 32. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 12:37
İnanın söze nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Bu aralar çokça görüp okumak istediğim kitaplardandı. Yazarı hakkında ise çok övgü duymuştum ama bütün hevesimi kursağımda bıraktı diyebilirim. Bence kitap insana birşey kattığı için okunmalıdır ama bu kitap sana ne kattı diye sorarsanız hiç bişey diyebilirim. Baştan sona aldatmak üzerine kurulu kitap. İlişkilere ihanet, sevgiye ihanet üzerine kitabın konusu. Aşkın tek bir bedende vücut bulabileceğine inanmışımdır hep. İnsan birini gerçekten sever ve gözü başkasını görmez. Aldatmanın bahanesi hiç bir zaman olamaz benim gözümde. Ama bu kitabın aldatmak gibi hassas bir konuyu çok normalmiş gibi anlatması hiç hoşuma gitmedi benim. Kitap Şadan bey gibi çapkın ve sevgiden uzak her dala konan erkek karekter ve sırf evlendirilmek için evlendiği karısının birbirlerini aldatmasını anlatıyor. Şadan bey baştan beri çapkın, karısı ise onun tam tersi bilgili, çokça okuyan birisi, bu iki zıt karakterin arasındaki fark da kitapta sanki aldatmaya haklı bir sebep olarak gösterilmiş. İşler ilerledikçe konu çok başka bir yere evriliyor. Kitabın ana karakterlerinden diğerleri ise yan köşke taşınan, yine okumuş bilgili bir karekter olan Hürrem Bey ve onun tam zıt karakteri olan eşi Cevher hanımdır. Yan köşke taşınmaları ile asıl olay şekillenir. Şadan gittikleri ilk ziyarette kadınla balkonda öpüşür, ve karısı ile kocası içerde olan bu iki insan onları geride bırakır, sonra kaçak ilişkileri devam eder. Kitabın sonu ise mide bulandırıcıydı bence. Son dönemlerde çıkan dizileri izliyomuş gibi hissettim kitabı okurken. Okumak isteyenler için kitabın sonunu söylemeyeceğim ama sondaki diyaloglarda çok kötüydü bence. Açıkçası benim beğenmediğim bir kitap oldu. Kitabın ismindeki sevda kelimesine hakaret olarak gördüm kitabı. Sevda ve aldatmak bile
1000Kitap
Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda ÖğütürHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,6bin okunma