"Bana ne derler" durumu sevimli, saygılı ama içi boş insanlar yaratır. İpleri başkalarının elinde olan kukla misali. En zor anlarda bile hissettikleri "makbul olan" olacaktır.
Rüzgar gülü kendisini rüzgarın çevirdiğinden habersiz, yalnız başına döndüğünü zannedermiş. Acaba biz de irademizi kendimiz mi yönetiyoruz yoksa tercihlerimizi eğitimimiz, arkadaşlarımızın ve toplumun eleştirileri, özlü sözleri, telkinleri mi şekillendiriyor. Yazar çok azımızın hangi limana gittiğini, ne zaman nerede demirleyip kendimizi toparlayacağımızı bildiğimizi söylüyor.
İçimizdeki birtakım cevherlerin duygusal hallerimiz üzerindeki etkisinin su götürmediğini ve bu iç kaynaklarımızın derin düşünme, eylem ve beden sağlığı olduğunu da eklemiş.
Cemil Meriç'in de "Disiplin içinde çalışmayı bu kitaptan öğrendim." dediği eseri okuyarak kendinize bir şeyler katmak isteyebilirsiniz.
Öğrencilik yıllarında ödüller için yarışan, öğretmen olduğunda öğrencilerini sevindirmek adına yıldızlar veren, kitap kurtları posterleri vs. hazırlayan biri olarak bütün düşüncelerimi alt üst eden bir kitap.
Dr. Özgür Bolat, kitabında son 70 yılda yapılan bilimsel araştırmalar ve gerçek vakalarla ödülün gizli zararlarını gözler önüne sermiş. İki kısımdan oluşan kitabın ilk kısmında ödülün çocukları nasıl etkilediği anlatılırken, ikinci kısmında ödül yerine neler yapılabileceği anlatılıyor.
Sonuç olarak, ödül işe yaramadığı gibi var olan iç motivasyonu da öldürüyor. Çocuklarımıza ödülerle, cezalarla bir şeyler yaptırmak yerine onlara sorumluluk kazandırmalıyız. Tabii bunu yaparken onlara örnek olmak çok önemli. Ne de olsa "Çocuklar kulakla değil gözle öğrenir. " diyor yazar.