Hüsran
5/10
·424 syf.··
2026 1. kitabı
Yabancı booktok trope'larına köle olmuş bir fantastik kitap daha. Artık bıkkınlık geldi valla. Gökten baş karaktere büyü gücü yağıyor, ve bilin bakalım kim bunun farkında değil ve inatla reddediyor? Her neyse, konusu güzel, oldukça potansiyel barındırıyor fakat yazar karakterlerin gelişimi ve fantastik dünyanın detaylıca oluşturulması konusunda epey eksik kalmış. İlk yarısında güzel gittiğini düşünürken ikinci yarısında işler Diem'in saçma sapan, dayanağı ve mantığı olmayan kararları sebebiyle sarpa sarıyor. Diem, başta güçlü kadın karakter olarak bize sunulurken gelişim sürecinde aslında hiç de öyle olmadığını gördüm. Memleketinin sorunlarının intikamını soydanlardan almak için Koruyucu'lara katılıyor ama dönüp dolaşıp yine masumların ölümüne sebep oluyor. Birçok insan basit bir sebep sonuç ilişkisiyle dahi bu sonucu öngörebilirdi. Henri'yle olan sallantılı ilişkisi ise ayrı bir konu. Henri'yi sadece Diem Luther'in değerini anlasın diye koymuş yazar sanırım, bir nevi Tamlin kopyası. Kısacası Diem ve Henri kesinlikle okuyucuya aktarılamamış, tuhaf karakterler olarak zihnimde yer etti. Onlar dışında kaybolan anne ve Luther hikayede çok önemli bir rol oynamasına rağmen çok çok az bilgi edinilebiliyor. Dünyanın yaratımının ise çok havada kaldığına inanıyorum, birçok farklı krallık hanesi var ama kitap çok az şeyin üzerinde duruyor.
Sonsuz Alevin KıvılcımıPenn Cole · Beta Byou · 202632 okunma
Kusursuz Spoiler Sonunu Anlamayanlar Buraya
Puan vermedi·352 syf.··
2026 6. kitabı
Baştan söyleyeyim bu yorum kitabın sonunu anlamayanlar için özel olarak hazırlanmış spoiler içeren bir yorum olacaktır. Bu yorumu okuyorsanız zaten konusunu biliyorsunuzdur. Ben kitabin sonundan başlayacağım yorumlamaya çünkü kimse anlamamış. Eylül karakteri sayfalarca katman katman işlenmiş psikolojik derinliği olan bir karakter. Basitçe manipülasyona uğrayan ve sinirleri bozulan bir karakter demek haksızlık olur. Kitabın sonu yoruma açık bırakılmış evet ama bence kitabın içine serpiştirilen psikolojik bilgiler ve özellikle Eylül'ün kendi kendini camda gördüğü o sahne bize çok şey anlatıyordu. İnci karakteri ne kadar masum değilse Eylül de masum değildi ve İnci karakteri psikolojik olarak ne kadar tehlikeliyse Eylül ondan daha tehlikeliydi aslında. İlk olarak Eylül ve Emir'in film izlediği sahnede "bilişsel celiski" kavramından bahsediliyor. Bu kavram tam olarak yalan olarak adlandirilamaz zihin rahatsız edici bir gerçeği kabul etmektense ona anlamlı kılıflar uydurmaya başlar. Bir çeşit savunma mekanizmasıdır ve kişinin bilinci bu yaptığının farkında olmayabilir. Eylül Inci'nin yaptigi seyleri kendine bu sekilde kabul ettiriyordu. Ancak bu durum sadece bu sekilde de devam etmiyordu. Eylül'ün yaptığı çoğu şey kılıflar bulmak ve gerçekliği bükmekti. Asıl sorun bunu sadece Inci'ye karşı yapmıyordu. Kendine karşıda yapıyordu. O kadar kontrollüydü ki bu biraz narsistik kibire doğru kayıyordu. Yani aslında son sayfalarda İnci'nin söylediği kibirlisin sorunlusun ve farkında değilsin söylemleri doğruydu. Eylül'ün egosu oldukça kırılgandı. İkinci en önemli kısım ise Hikmet Hoca ile beraber Jung'un kolektif bilinçaltı teorilerinin gectigi kısımdı. Bu teorinin bu kitap için en önemli iki arketipinden bahsedecek olursak birincisi Persona, ikincisi Gölge. Persona, kendimizi
Kusursuz YabancıSezin Karameşe · Ephesus Yayınları · 2026104 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 08:06
Kitabı bitireli çok olmadı ama şimdiden bazı olayların detayları zihnimde silikleşmeye başladı. Buna rağmen geriye kalan duygu hâlâ capcanlı. Çünkü bu kitap bana bir hikâyeden çok bir his bıraktı. İlk bakışta bir hayvanın yolculuğunu okuyormuş gibi görünse de aslında insan olmanın ağırlığını anlatan bir roman. Bilmek, büyümek, kaybetmek, anlam aramak ve bazen dünyanın yükünü omuzlarında hissetmek üzerine uzun bir düşünce gibi. Kitap boyunca en çok etkilendiğim şeylerden biri, eksiklik duygusunun çok tanıdık bir yerden anlatılmasıydı. Kendini yeterli hissedememek, başkalarıyla kıyaslanmak, sevgiye layık olmak için bir şeyleri başarmak gerektiğini düşünmek… Bunlar yalnızca karakterlerin yaşadığı duygular değil; birçok insanın çocukluğundan taşıdığı görünmez yükler. Bu yüzden bazı sahneleri okurken bir karakteri değil, kendi geçmişimden parçaları gördüm. Bazen bir cümlede, bazen bir davranışta, bazen de bir sessizlikte. Benim Aptal Niyetlerim’i okurken aklıma sık sık şu düşünce geldi: İnsanlar farkındalığın yalnızca huzur getireceğini sanıyor. Oysa bazen farkındalık önce ağırlık getiriyor. Dünyayı, zamanı, ölümü ve kendini daha net gördükçe bazı şeyleri taşımak da zorlaşıyor. Kitap bunu çok sade ama çok etkili bir şekilde hissettiriyor. Yine de bu karanlık bir hikâye değil. Çünkü tüm sorgulamaların, kayıpların ve yalnızlıkların arasında insanı ayakta tutan bir şey de var: kurulan bağlar. Bir bilgiyi, bir hikâyeyi, bir sevgiyi başka bir canlıya aktarabilme isteği. Belki de yaşamın en anlamlı taraflarından biri bu. Benim Aptal Niyetlerim, beni ağlatan ya da sarsan kitaplardan biri olduğu için değil, kendimden bazı parçaları beklemediğim yerlerde karşıma çıkardığı için uzun süre aklımda kalacak. Bazı kitaplar karakterlerini anlatır. Bazıları ise okurunu.
Benim Aptal NiyetlerimBernardo Zannoni · Timaş Yayınları · 202591 okunma
TARİH SOSYAL İLİM Mİ BİLİM Mİ ?
Puan vermedi·310 syf.··
2026 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 20:47
Lisans dönemimde almıştım ve bugüne kadar okuyamamıştım Doğrusu biraz sıkıcı ve ağır buldum Ama Müslüman Alimlerinin ilime bakışlarının ilmi metodlarının ayrıntılı şekilde anlatıldığı kısımlar şahane idi... Kendimi tasavvufi bir eser okuyorum gibi hissettiğim çok yer oldu ve bu çok hoşuma gitti Yazarın tarihe benim kafamla baktığını hissettim Kitabın burada biraz az okunduğunu gördüm belki ağırlığından kaynaklıdır Ya da çok eski bir eser olmasından Ama yine de bölümümle ve kendimle gurur duydum zira bölüm başkanı Hocamız Salim Cöhce bu kitabı almamızı zorunlu tutmuştu İyi ki tutmuş... Ama galiba ben okumakta biraz geç kaldım Ama yine de o kadar az kişinin okumuş olduğunu görünce gururlandım işte bölümümle ve kendimle... Tamamen öznel bir yorumdur... : )
Sosyal ilimler metodolojisiAmiran Kurtkan Bilgiseven · 19896 okunma
Kalbi kırarak, ama estetik bir hazla.
9/10
·240 syf.··
2026 19. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 00:00
Bazı kitaplar sizi bir hikâyeyle, bazıları bir atmosferle yakalar. Günlerin Köpüğü ikincisinden: daha ilk sayfalarda Vian'ın kurduğu o tuhaf, parlak, müzikle dolu dünyaya adım atıyorsunuz ve kitap bittiğinde o dünyanın yavaş yavaş üstünüze çöktüğünü fark ediyorsunuz. Vian önsözünde her şeyin önemsiz olduğunu, gerçekten önemli olan iki şeyin "her şekliyle aşk ve Duke Ellington'ın müziği" olduğunu söyler. Roman da tam olarak bunun üzerine kurulu. Varlıklı, kaygısız ve nazik bir genç olan Colin'in dünyasıyla tanışıyoruz önce: bir tuşuna basınca kokteyl hazırlayan piyanosu (pianocktail), her yemeği bir şölene çeviren aşçısı Nicolas, dostu Chick ile felsefe üzerine sohbetleri. Burada her şey ışıltılı, oyuncaklı, neredeyse çocuksu bir mutlulukla parlıyor. Sonra Colin, Chloé'ye âşık oluyor ve hayat bir süreliğine kusursuz bir melodiye dönüşüyor. Ama Vian'ın asıl ustalığı, bu mutluluğu sadece anlatmakla kalmayıp dünyayı duygulara göre fiziksel olarak değiştirmesinde. Bu kitabın en çarpıcı yanı bu sanırım. Colin ve Chloé mutluyken odalar genişliyor, güneş içeri doluyor, eşyalar canlanıyor. Chloé hastalanınca —ciğerinde bir nilüfer büyümeye başlıyor, evet, tam anlamıyla bir su çiçeği— evin duvarları büzülmeye, tavan alçalmaya, renkler solmaya başlıyor. Sürrealizm burada bir süs değil, doğrudan anlatının kalbi: iç dünya dışarıya sızıyor, keder mimariye, ışığa, nesnelere işliyor. Hastalık ilerledikçe Colin'in serveti de eriyor. Chloé'yi iyileştirmek için her gün etrafını çiçeklerle donatmak zorunda (çünkü nilüfer ancak çiçeklerden korkar), ve para bitince Colin ilk kez çalışmak zorunda kalıyor. Vian'ın işe, emeğe, bürokrasiye dair acı alaycılığı tam burada devreye giriyor. Çalışmak insanı tüketen, anlamsız, bedeni ezen bir şey olarak resmediliyor. Mutluluğun ve aşkın bir ekonomisi
Edebiyat
Günlerin KöpüğüBoris Vian · E Yayınları · 20242,225 okunma
Cebinde üç hurma ile Halkı için ölüme gidenlere...
Puan vermedi·560 syf.··
2026 78. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 19:09
Yüreği güzel insan merhaba!!! Çoğumuz; Rus, Amerikan, Fransız edebiyatının klasik ve modern yazarları biliriz. Ancak İran, Suriye Filistin, Mısır benzeri, komşu coğrafyada yaşayan halkların hayatını yaşamını , edebiyatini bilmeyiz. Çünkü onlar Pis Arap, geri kafalı! İnsanlardır. Bugün sizlere ilk kez tanıştığım Filistinli harika bir yazarin eserinden söz etmek istiyorum. İbrahim Nasrallah ve dev eseri Beyaz Atlar Zamanı söz etmek istiyorum. Roman, Filistin'deki küçük bir köyün yaşamını merkeze alır. Hadiye ( Arapça, Hadiye yavaş, sakin,dingin anlamı taşır.) Hikâye, Osmanlı İmparatorluğu'nun Filistin'deki son dönemi ile başlar; ardından Britanya Mandası dönemini ve sonunda 1948 Arap-İsrail Savaşı (Filistinlilerin "Büyük Felaket" olarak adlandırdığı göç ve yıkım süreci) ile sona erer. Hep deriz yaaa Araplar bizi arkadan hançerledi. Peki acaba Osmanlı o topraklardan vergi aldı. Oraya ne götürdü, Devlet-i Âli Osman... Merkezde bir köy, o köyün aileleri ve özellikle beyaz atlarıyla gurur duyan insanlar vardır. Beyaz atlar, yalnızca ulaşım aracı değil; onurun, özgürlüğün ve toprağa bağlılığın simgesidir.Hamame, bembeyaz eşsiz güzel at resmen o atı gördüm, yolculuk ettim onunla... Son yıllarını yaşayan yorgun Osmanlı gelir vergi, asker ister gider, Hadiye köyüne, I.Dünya savaşını kaybeden Osmanlı ve artık Hadiye köyüne vergi toplamaya zulm etmeye gelen Osmanlı yerine Britanya imparatorluğuna sıra gelmiştir. İngiliz desteği ile gelmeye başlayan Yahudiler, Artık düğünlerin yapıldığı, Hamdan, dibekte döverek hazırladığı kahve zamanları geride kalır.Hadiye köyünde her gelen yeni yıl önceki yılı aratır. Ve halkı için, namusu için, beyaz atlı Barış günleri geri getirmek için ölümü göze alanlar... Mahmud, Halit, Naci.... Nice o güzel insanların hikayesine kalbimi
Beyaz Atlar Zamanıİbrahim Nasrallah · Bilgi Yayınevi · 202465 okunma