Bana bir kişi bu kadar, bu yaşıma kadar sen neden böylesin diye sordu mu ki. Görünürde iyi, evim var, işim var, karım var, çocuklarım var, ailem var, para var... E niye mutsuzsun be Ethem, nedir sende olmayan, neden bu içindeki keder diye kimse sormadı. Dışarıdan baksan dünyanın en dertsiz tasasız adamı olmam gerekir. Belki ben de zaman zaman başkaları için bunu düşünmüşümdür. Çeşit çeşit hallerdeki farklı insanlar için bilerek, bilmeyerek söylemişimdir.
"Ne derdi olacak ki bu adamın?"
I
Bak gelmiş altmış yaşına, çoluğu çocuğu evlendirmiş, emekli olmuş, evinde oturuyor. Sağlığı yerinde. Derdi olamaz.
Gencecik, hayata yeni başlamış, yirmilerinde daha, ne gördü ki bu dünyada, ne derdi olacak?
Yeni evliler. Mutlular. Bugün kazandıklarını bugün yiyorlar. Yarm gibi bir dertleri yok. Geziyorlar. Her şey güllük gülistanlık. Derdin ne olduğunu nereden bilecekler?
Zenginin zengin diye derdi olamaz. Fakirin fakir diye. Gencin genç diye. Yaşlının yaşlı diye. Kime hak lan bu dert dediğiniz şey? Niye sormuyor kimse birbirine derdini? Niye dinlemiyor?
Tüm bunların sonucunda, seni affetmem gerekiyor. Affetmek zorundayım. Bu mektubu senin yüreğine acı vermek için değil, kendi yüreğimden acıyı sökmek için yazıyorum. Kendi iyiliğim için affetmeliyim seni. İnsan sürekli olarak koynunda bir yılan besleyemez, her gece kalkıp ruhunun bahçesine diken tohumları ekemez.
Bir hafta sonra buraya nakledildim. Aradan üç ay geçti, annem öldü. Onu ne kadar derinden sevdiğimi, saydığımı sen de bilirdin. Benim için ölümü öyle korkunçtu ki, bir zamanlar dilin efendisi olan ben, çektiğim acıyı ve utancı ifade edecek söz bulamıyorum. Böylesine aziz bir yükü taşıyabilecek, kimseye aktaramayacağım kederimin morlara bürünmüş geçit töreninde gereğince gururlu ve uyumlu hareket edecek sözcükleri asla, bir sanatçı olarak gelişimimin en mükemmel günlerinde bile bulamazdım. O ve babam bana, yalnızca “edebiyat”, “sanat”, “arkeoloji” ve “bilim” alanlarında değil, ülkenin bir ulus olarak gelişmesinin tarihinde de onurlu ve saygın kıldıkları bir isim bırakmışlardı. Ben o ismi sonsuza dek lekeledim. Aşağılık kimselerin aşağılık deyişi haline getirdim. Çamura buladım. Hayvanlara verdim, hayvanlaştırdılar, sersemlere verdim, sersemliğe eşanlamlı kıldılar