Kristin Hannah - Mucizeler Yağarken
Kristin Hannahin okuduğum 4. kitabi ve en son Bülbülü okumustum ki bilenler bilir 10 üzerinden 9 belkide 10 puanlık bir kitapti.
Spoiler içerir
Mucizeler yağarken kitabini ilk okumaya basladigimda ne yalan söyleyeyim uyuz oldum, yazar kitap yazmış olmak için yazmış bunu dedim. Çünkü baş karakterimiz Joy kocasının kendisini kız kardeşiyle aldattigina tanık olmasiyla yasadigi zor dönemi atlatmaya çalışırken bir gün kiz kardeşi kapısına gelir hamile olduğunu ve evleneceklerini söyleyip davetiye verir. Gururlu kızımız kaldıramaz tabi öfkeyle kendini yollara vurur ve havalimana gider. Hazırlıksız hiç düşünmeden macera yaşamak ya da uzak kalmak artik neye sayarsaniz atlar bi uçağa.. Uçak kaza yapar kazadan yaralı kurtulur kendine geldiginde kaza mahaline gitmektense oradaki insanlardan kaçar bilmediği yollara düşer. Ha bide uçağa binerken gördüğü bi motelin broşürü onu etkiler. Bu düştüğü yollarin ucunda ne tesadufse o moteli bulur. Yine ne tuhaftır ki motelde müşteri yoktur satılıktır ve sadece baba ve oğlu yasamaktadir. Çok yakin zamanda anne ölmüştür. Çocuk depresiftir annenin hayaliyle zaman gecirir sürekli, yaşıtlarına gore egitim konusunda geri kalmıştır destege ihtiyacı vardir vs. Kızımız çocukla saglam dostluk kurar oyunlar oynar okuma ve yazmayı ogrenmesinde yardımcı olur onu destekler ama bunları yasarlarken babamız kızı umursamaz pek hatta istemez konusmaz ne yaparsa ilişki adina cocugun "hadi baba joya şu olayı anlat", "hadi baba joy da gelsin", "hadi baba joyla dans et" gibi darlamalari üzerine yapar. Joy yakınlaşmaya çalışır adam karşılık vermez ama bu surecte beni irite eden basitce yasadigi evden sehirden uzaklasabilmesi, motelin viraneligine bakinca neler yapılması gerektiğini bilmesi çünkü onunda hep hayaliyMİŞ bir
Daha önce beni bu kadar etkileyen başka bir kitap, başka bir görüş-felsefe olmadı sanırım. Sanki içimde bir şeyleri açığa çıkardı. Belki de geri kalan hayatıma yön verecek bir kitap.
Altı çizilecek çok söz, ilham alınacak çok görüş olan kısa ama dolu dolu bir kitaptı.
Yormadan, sıkmadan olay örgüsü ile fikirlerin harmanlandığı akıcı bir kitaptı.
İncelemede olaylar ile ilgili detaya girip kitabın heyecanını kaçırmanızı istemem.
Kitabı okuduktan sonra yazarın hayatını okuyunca eserde yazarın kendi hayatındaki arayışı aktardığını gördüm. Kitabı okumadan yazarın hayatını okumayın heyecanınızı ve kitabın gizemini canlı tutun
İyi okumalar...
SoğukThomas Bernhard · Sel Yayıncılık · 2016645 okunma
Almanya'daki kamuoyu savaşın, özellikle de zaferle sonuçlanmış bir savaşın kötü ve tehlikeli sonuçlarından söz etmeyi adeta yasaklanmış görünüyor: Öte yandan kamuoyundakinden daha önemli bir görüş tanımayan ve bu yüzden savaşı övmek ve savaşın törellik, kültür ve sanat üzerindeki etkilerinin yarattığı fenomenleri sevinçle araştırmak için birbirleriyle yarışırcasına çalışan yazarlara, bir o kadar canı gönülden kulak veriliyor.
"Ruhsal hastalıklar kötü eğitimden, çocukluktan başlayarak kafalara doldurulan gereksiz bir sürü şeyden, sözün kısası, toplumdaki bozukluklardan oluyor. Toplumu düzeltin bu hastalıklar kalmayacaktır..."
Okuyan kadinlar kulubu ile birlikte #heraybirdünyaklasiği etkinliğinde @isbankasikulturyayinlari n'dan #turgenyev in #babalarveogullar kitabını okudum. Her etkinliğimiz de okunanlara bir yenisini daha eklemenin sevincini yaşıyorum.
Çok güzel karakterler yaratılmış yine. Hepsinin ayrı ayrı özelliklerini yazarak tanımaya çalışmak çok keyifliydi. (ben çok sevdim bu karakter listesi çıkarma işini) İki ayrı aileyi konu almış kitabımız. Oğullarıyla olan ilişkileri, görüşleri, yaşam tarzları işlenmiş. Hiç bir otorite karşısında eğilmeyen, ne denli saygın olursa olsun hiç bir prensibi eleştirmeden kabul etmeyen hatta prensiplere inanmayan nihilist Bazarov ve onu kendisine rol model alan Arkadiy, aileleriyle tam bir kuşak çatışması içinde. Sıkı birer aristokrat olan babalar ve bir o kadar sıkı yenilikçi olan oğulları diyebiliriz. Arkadiy içindeki sevgi ışığıyla ailesine karşı daha anlayışlı, arkadaşının geçirdiği dönüşümü tamamlayamamış. Bazarov ise tam tersi bir tutum sergiliyor. Şüphesiz Bazarov asla unutamayacağım karakterler arasına girdi. Uç fikirleri, ödün vermediği gruru, savundukları, keskin duruşu yer etti bende. Hem en kızdığım hem(kendisi duygusallığa karşı olsa da) duygusal olarak beni en sarsan karakter oldu.
Beklediğim görüş farklılıklarının anlatılması kısa sürdü ama. İşin içine aşk girince, akıcılığından bir şey kaybetmese de konu olarak yön değiştirdi bana göre. Kitap boyunca en baskın karakter olan Bazarov, kitap sonuna da damgasını vurdu üstelik. Okumadıysanız okuyun derim.
Keyifli okumalarınız daim olsun...
"Uçan balıklar bir süreliğine havada
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202555,8bin okunma
Distopyanın kare ası olan 4 kitaptan 1984 ile birlikte bu kitap da bitti. İlk olarak belirtmek gerekiyor ki beklentilerimin altında olan bir kitap. Otomatik Portakal ve 1984 sonrası okuduğum 3. distopik kitap. Olay örgüsü kitabın içine çok güzel yedirilmiş ancak özellikle kitabın ilk 60 70 sayfasındaki mekan ve zaman atlamaları okuyucunun kafasını karıştırabiliyor. Bir distopik kitapta mutlaka olması gereken baskıcı devlet/iktidar bana bu kitapta çok varlığını gösterememiş gibi geldi. Konu ise aslında okuru hemen kitabın sayfalarını açıp okumaya başlaması için yeterince ilgi çekici. 1950'li yıllarda yazılan bu kitabı yazar bir kütüphanede daktilo için her bir kullanıma 10 sent vererek yazmış. Kitabın girişinde bir başkası tarafından yazılan sözler ile beklentiyi arşa çıkartıyorsunuz ancak benim için beklenen olmadı. Kitabın arka kapağında yazan yazılardan biri de yeryüzünde tek kitap kalsa o Fahrenheit 451 olmalı diye bir görüş var. Yine de konunun ve anafikrin tamamen boşa harcanmadığını düşünüyorum.