Tanrım sen bilirsin, hangi an, hangi gün duvarların rengi çirkin görünmeye, yatak odasındaki tuvalet kovası pis kokmaya başladı, ne zaman gariban ihtiyarlar beş para etmez, ayyaş moruklara dönüştü... Annemle babama benzeyeceğim diye ne zaman delice korkuya kapıldım... Bir günde olmadı, büyük bir kopuş anı yok. Gözlerim yavaş yavaş açılıyor... küçük küçük saçmalıklar... O dünya bir anda benim olmaktan çıkmadı. Aynada kendime bakıp da onları artık görmeye dayanamadığımı, beni mahvettiklerini haykırmam yıllar aldı... Yavaş yavaş. Kimin kabahati. Ayrıca her şey hep kapkara değildi, eğlencili anlar da vardı, beni onlar kurtarıyordu.