Günümüzde dünya küçüldü ve komşularımız arasına dünyanın her yerindeki açlar dahil oldu. Derviş olmak, sosyal adalete inanmak, açlığı ve ıstırabı hafifletmek için elimizden gelen her şeyi yapmaktır. Başkalarının ıstırabını hissetmeyen kalp, ilahi aşkı duyamaz.
Dervişler birbirlerini sevmeyi ve birbirlerine hizmet etmeyi öğrenirler. Dervişler arasındaki dostluk, ortak İlahi aşka dayanmaktadır; bu dostluğa bağlanmış herhangi bir fanı tutku ya da gizli menfaat yoktur. Dünyevî dostlukların büyük bir kısmı, dostluğun dayandığı bağ sona erdiğinde biter.
Dinsel düşüncelerin, uygarlığın diğer tüm ilerlemeleri gibi, bir tek
gereksinimden, insanın kendisini doğanın ezici derecede üstün gücüne karşı
savunma gereksiniminden doğduğunu göstermeye çalıştım. Buna ikinci bir güdü;
-uygarlığın, kendilerini acı verici bir biçimde hissettiren yetersizliklerini düzeltme
isteği- eklenmişti. Dahası, bireye bu düşünceleri uygarlığın verdiğini söylemek
özellikle uygun olacaktır, çünkü birey bunları uygarlıkta zaten mevcut bulur; bu
düşünceler bireye hazır olarak sunulurlar, birey onları kendiliğinden keşfetme
yeteneğini göstermez. Bireyin içine girmekte olduğu şey, çok sayıdaki kuşağın
mirasıdır ve bu mirası tıpkı çarpım tablosu, geometri ve benzer şeyleri devraldığı
gibi devralır.
Nereden kaynaklanıyordu Fransız Devrimi?
Daha önce belirttiğimiz gibi, 18. yüzyılda "filozoflar",
"akıl" adına, örflere dayanan mutlak monarşiyi sert bir
eleştiriye tabi tutmuşlardı. Öte yandan, "soylular" ve
"ruhban", Fransız toplumunun bu "ayrıcalıklı" sınıf ve
zümreleri, bu ayrıcalıklarını haklı gösterecek hiçbir etkin
rol oynamıyorlardı. Oysa "burjuvazi", iktisadi planda en
zengin, giderek egemen bir sınıf durumuna geldiği halde,
bu ayrıcalıklardan yararlanamıyor ve bunun sonucu ol.ırak
da bu ayrıcalıkların kaldırılmasını istiyordu. Ayrıcalıklı
sınıf ve zümrelerin varlığı toprağa bağlı olduğu haldl',
burjuvazi toprağa bağlı değildir. Geçimini, ticaret ve
zanaatle sağlamaktadır. Zamanla, bu sınıfın çıkarları, hem
feodal toprak düzeniyle hem de kentlerdeki zanaat erbabının
ilişkilerini düzenleyen korporasyonların sıkı disiplini
ile çelişmeye başlar.
Köylülere gelince, bu çok yoksul ve kültürsüz kitleler,
ilkel koşullar altında ve sefalet içinde yaşıyorlardı. O zamanın
bir karikatürü, köylüyü sırtına iki kişinin bindiği
bir insan olarak göstermektedir. Böylece -toplumdaki gelişmeye
zaten ters düşmüş olan- "feodal haklar" ağırlığını
artık çekemez olmuşlardı.
Fransa' da devrim öncesi sosyal sınıflar tablosunun bu
görünüşü, devrimin temel nedenleridir.
''Kendi mahvımıza yol açıyoruz," diyor Frederic Passy,
Londra'da 1890 tarihli son Evrensel Barış Kongresi öncesinde
yaptığı konuşmada, "gelecekte yapılacak delice insan katliamlarına
katılmanın yolunu hazırlayarak, ya da geçmişten
bize miras kalan çılgın ve canice katliamların borçlarının faizlerini ödemeye katılarak kendi mahvımıza yol açıyoruz. Birbirimizi
öldürebilme imkanını yaratabilmek için açlıktan ölüyoruz